İletişim | Hakkımızda
ANHA

‘Cehenneme bile gitseler gider orada hesabını sorarız!’

ŞENGAL – Şengal’in işgali ardından İlk gerilla taburları arasında Şengal dağlarına gelen HPG gerillası Êrîş Hewreman, binlerce Êzidî kadını ve gençlerinin hala çetelerin elinde olmasının gerllanın yüreğinde büyük bir yara olduğunu belirterek, “bu çeteler cehenneme dahi gitseler, arkalarından gidip tüm bu yaşananların hesabını soracağız!” dedi.

3 Ağustos 2014’te DAIŞ çetelerinin Şengal’de Êzidîlere dönük yeni bir ferman girişimine karşı 5 Ağustos’ta Şengal dağlarına ilk gerilla Taburu’nda yer alan ve Şengal halkının yaşadığı büyük trajediye yakından tanık olan HPG gerillası Êrîş Hewreman, 5 aydır Şengal’de yaşananları ve Şengal’i Özgürleştirme Operasyonu’nu ANHA’ya anlattı.

‘Engellenmeseydik belki bu trajedi yaşanmazdı’

Rojhilat Kürdistanı’nın Hewraman bölgesinden PKK saflarına katılan ve Şengal dağlarına ulaşan ilk gerilla taburları arasında yerini alan Êrîş Hewreman, kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın öngörüleriyle Êzidîlere dönük tehlikelere ilişkin aylar öncesinden uyarılarda bulunduğunu ve Kürt Özgürlük Hareketi’nin de DAIŞ saldırısı öncesi Şengal’de gelişebilecek olası bir fermana ilişkin hazırlıklar yaptığını belirterek Şengal’e gelişlerini şöyle anlattı:

“Şengal’e bir hafta önce varmış olsaydık belki de bugün bu durum yaşanmayacaktı. Ancak bölgedeki bazı güçler, gerillanın Şengal’e gelmesine engel olmak istediler. Şengal için ciddi tehlike söz konusuydu ama buna rağmen PDK, Şengal’e gitmemizi engelledi. Resmi yollardan gelmemize izin verilmedi. Biz de kendi inisiyatifimizi kullanarak ve Önderliğimizin de çağrısını esas alarak bildiğimiz yollardan Şengal’e hareket ettik. Yaşanan sıkıntılardan dolayı ilk gerilla taburu olarak Şengal’e gecikmeli olarak 5 Ağustos’ta ulaşabildik.”

‘Şengal’de can pazarı vardı!’

Şengal’e ulaştıklarında gördükleri tablonun pek de iç açıcı olmadığını söyleyen Êrîş, “halktan bir kesim çeteler tarafından yakalanıp kaçırılmıştı. Dağa sığınmaya çalışırken yolda susuzluktan ölen insanlar, arazide kalan dedeler ve neneleri gördük! O anki durum sözlerle anlatılamayacak derecede felaketti. Halk 55 derece sıcakta yollara düşmüş, bölgede gerçek anlamıyla can pazarı yaşanıyordu” diyerek o gün Şengal’de çok farklı bir atmosfer olduğunu ifade etti.

‘Çocuklar susuzluktan, soğuktan öldü’

Êzidî halkının uğradığı son fermanın diğerlerinden çok farklı olduğuna dikkat çeken HPG gerillası, “Gözlerimizin önünde çocuklar gündüz sıcağında susuzluktan ve geceleri soğuktan ölüyorlardı. İnsanlık açısından kabul edilecek bir durum değildi” dedi.

5 aya yakındır Şengal’de olduklarını ve Êzidîlerle ilk kez bir yaşamı paylaşıyor olmanın yanında birçok zorluk yaşadıklarını belirten Hewreman, ilk günlerde Êzidî kültürünü pek fazla bilmese de yavaş yavaş onlarla birlikte ön cephelerde, mevzilerde kaldıkça bu kültürü daha yakından tanıma imkanı bulduğunu söyleyerek “tabii onlar da bizi tanımaya başladılar” diye konuştu.

‘gerillayla yeniden özgüven kazandılar’

“DAIŞ çetelerinin Êzidî halkına saldırısına karşı dağlara sığınan ve Kürdistan geneline dağılmaya başlayan Êzidî halkımızda belli bir inançsızlık ta gelişmişti” diyen Erîş Hewreman, “Şengal’de bir daha yaşayabilir miyiz, buraları özgürleştirebilir miyiz? diye soruyorlardı. Çünkü oradaki silahlı güçler (KDP’ye bağlı peşmergeler), onları korumadan ve hatta halktan önce kaçıp onları yüzüstü bırakmıştı. Hatta kendileri “başka bir ferman daha gelecek” diyorlardı. Ancak zamanla gerillayı ve PKK kültürünü tanıdıkça Ezidilerin kendine olan güvenleri arttı. Şengal’e özgü bir özsavunma gücü oluşturdular. Kendilerine olan güvenin yeniden kazanılmasının en somut yansıması da YBŞ’nin oluşumunda kendini gösterdi” dedi.

‘Şengal halkını kaderine terk edemezdik’

DAIŞ’ın sadece Şengal’e değil, Rojava’nın herhangi bir kentine saldırılarında amacının açık olduğunu vurgulayan HPG’li Hewraman, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü:

“Êzidîlerin tarihi kültürlerini koruyor olmalarından kaynaklı çetelerin Şengal’e düşmanlığı daha farklıydı. Binlece yıllık bir kültüre saldırdılar. Zaten her defasında katliamlar ve kıyımlarla yüz yüze kalmasından dolayı da sayıları çok azdır ve azınlık statüsündeki bir kültürdür. Êzidîlik kültürü bize tarihin bıraktığı bir mirastır. Bu nedenle halkımızı kaderine terk edemezdik.”

Şengal dağı tarihi bir rol oynadı

Êrîş Hewraman, Şengal dağının Êzidî inancı ve tarihinde önemli bir yer tuttuğuna işaret ederek birçok kutsal mabed ve türbenin burada olduğunu ve bu yönüyle de Şengal dağının Êzidî kültürünü, inancını koruyan bir yer olduğunu söyledi. Hewraman, 3 Ağustos saldırısında da on binlerce sivil insanın sığındığı Şengal dağının, tarihine yaraşır bir rol oynayarak Êzidî halkının yaşamını devam ettirmesini sağladığına dikkat çekti.

‘DAIŞ’ın İslam’la alakası yok’

DAIŞ eliyle Kürtlerin tarihinin boğulmak istendiğini söyleyen Erîş Hewreman, “DAIŞ islamı savunduğunu söylüyor; ama İslam’ın özünde kıyım yoktur. İslam; yani selam, yani barış demektir, özü barış ve karşdeşlikten gelir. İslam adı altında Êzidîlere düşmanlık yaptılar. Ancak gerillanın Şengal müdahalesinin ardından Kürtleri ve tarihini boğmak isteyenler, bu kirli hedeflerine ulaşamadılar. Evet, belki bir katliam yaşandı; binlerce insan kaçırıldı, Êzidî kadınları-kızları köleleştirilip pazarlarda satıldı. Fakat gerillanın müdahalesiylede daha büyük felaketlerin, yüzbinlece insanın katledilmesinin önüne geçildi” sözleriyle gerillanın müdahalesinin önemine vurgu yaptı.

‘PKK vicdani bir harekettir, adaleti savunur’

Neden gerilla ta Kandil’den gelip bıuraya müdahalede bulundu sorusuna ise Êrîş Hewraman’ın cevabı, “PKK insani ve vicdani bir harekettir” oldu.

“PKK, sadece Şengal’de çetelerle savaşmıyor” diyen HPG gerillası, dört parça Kürdistan’da kürt halkına uygulanan baskı ve zulme dikkat çekerek “her kim halkımıza veya diğer halklara elini kaldırır ve zulmederse, biz onun ve zulmünün karşısına dikiliriz. Halkımıza yönelik her türlü müdahalenin önüne geçeriz. Şengal’e ta Kandil’den gelip müdahale etmemizin sebebi de insan olmamızın ve PKK’nin duyduğu vicdani sorumluluğun bir gereğiydi. Çünkü biz adaleti savunuruz” dedi.

‘YBŞ’li gençler zor koşullarda eğitildi’

Şengal Direniş Birlikleri’nin (YBŞ) Êzidî halkı için tarihi önemde olduğuna vurgu yapan HPG gerillası Êrîş Hewraman, şimdiye kadar Şengal’de gerçekleştirdikleri birçok operasyonla çetelerin epey zayıflatıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Halkın saldırılara karşı korunması için öncelikle bir savunma gücünün olması gerekiyordu. Yoğun çabalar sonucunda, Şengal dağlarında 5 ay boyunca kısıtlı imkanlarla Êzidî gençleri eğitildi. İntikam duygularıyla dolu gençler YBŞ’yi oluşturdu. Onlara eğitim ve askeri konularda yardımcı olduk. Biraz güçlendiler. Ancak YBŞ’nin çok daha fazla güçlenmesi gerekiyor. YBŞ, Êzidî halkını her türlü tehlikeye karşı savunabilmesi için kendisini güçlendirmeli ve hızla büyütmelidir. Çünkü bu halkı savunacak olan onlardır. YBŞ’nin büyütülmesi için Êzidî genç kadın ve erkekleri katılımını artırmalıdır. DAIŞ çetelerinden intikam ancak böyle alınabilir.”

‘Cehenneme bile gitseler gider orada hesabını sorarız’

Hewraman, Ortak Direniş Güçleri’nin Şengal’i özgürleştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü ve 15’inci gününe giren hamleye HPG/YJA-Star, YBŞ, YPG/YPJ ve sınırlı sayıda peşmerge gücünün de katıldığını söyledi. Hwraman, Şengal stratejik bir yer olduğundan çetelerin direnmeye çalıştığını ancak hem Rojava’da hem Şengal’de kırılmaya başladıklarını kaydetti.

“şu gerçeği de halkımız bilmeli ki, 5 ay boyunca Şengal dağlarında Êzidî halkını koruyan, çetelere karşı savaşan ve Êzidîlerin katledilmesinin önüne geçen, bugün de ön cephelerde savaşanlar HPG gerillaları ve YPG savaşçılarıdır. Şu anda savaşın ön cephelerinde günlük olarak çatışmalar yaşanıyor. Büyük bir fedakarlık örneği segilenerek tamamen fedai bir ruhla çetelere karşı eylemler gerçekleştiriliyor. Peşmergeler zaman zaman geri çekiliyor. Ama arkadaşlarımız hiç bir zaman mevzilerinden geri çekilmeden savaşıyorlar” diyen Êrîş Hewraman, kimi çevrelerin gerillanın Şengal’deki varlığının görmezden gelmesine de göndermede bulundu.

Ne pahasına olursa olsun, DAIŞ’ın bu topraklardan sökülüp atılacağını belirten Hewraman, “Kürt halkına az mı zulmettiler? Binlerce Êzidî kızları ve gençleri hala ellerindedir. Bu da yüreğimizde büyük bir yaradır. Kin ve öfkemiz o kadar büyük ki, bu çeteler cehenneme dahi gitseler, arkalarından gidip tüm bu yaşananların hesabını soracağız!” dedi.

Şengal’deki hamlenin asıl hedefinin, Êzidî halkının anayurtlarına, kutsal topraklarına geri dönmesi olduğunu söyleyen Hewraman, “Şengal özgürleştikten sonra halkımız geri dönmeli ve burada kendi demokratik özerk sistemini kurup öz yönetimini belirlemelidir. Çünkü artık onları savunacak ve koruyacak olan kendi öz savunma güçleri YBŞ vardır” dedi.

ALÎŞÊR DILOVAN

(aç)