İletişim | Hakkımızda
ANHA

AKP’nin evdeki hesabı çarşıya uyar mı?

ANALİZ

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Suriye savaşında yeni denklemler ortaya çıkmaya başladı. Denklemi, kendilerine “Suriye Halkının Dostları” olarak tanımlayan ülkeler başlatmıştı. Suriye rejimi bugün değil, kuruluşundan bu yana baskıcı, ırkçı ve katliamcıydı. Fakat bu ortaya çıkan savaş durumu yaşanmıyordu. Dıştan bu denkleme ilk olarak ABD’nin başını çektiği DAIŞ’a karşı uluslararası koalisyon girdi. Aslında uluslararası hiçbir hukuka dayanmayan bu girişe, herkes DAIŞ faktöründen kaynaklı olarak sessiz kaldı. Bir Kobanê ABD için iyi bir dayanak oluşturdu. ABD bundan iyi yararlandı ve Suriye’deki varlığına meşruiyet kazandırdı.

Denkleme, Suriye rejiminin aşırı toprak kaybetmesi ve sahil bölgelerinin tehdit altına girmesi üzerine bölgedeki çıkarlarını korumak için 30 Eylül 2015’ten itibaren Rusya girmeye başladı. Rusya, ABD gibi sadece DAIŞ’ı hedefine koymadı. Rejime karşıt olan tüm güçleri hedef olarak belirledi. Böylece ABD’nin dolaylı olarak desteklediği grupların da Ruslar tarafından vurulmaya başlanması, ciddi bir paniğe yol açtı. Bu paniğin arkasında Suriye rejiminin tekrardan toprak kazanması gerçeği yatıyordu.

Dünyadaki kutuplaşma, Suriye savaşıyla daha da keskinleşmekte ve “taraflar” diyebileceğimiz yeni durum ortaya çıkmaktadır. Tabi bu “taraflar” soğuk savaş döneminde olduğu gibi homojen ilişkiler içinde değiller. Karşıtlıklarla birlikte ekonomik ilişkilerini de sürdürüyorlar. Burada şunu görüyoruz: Bir yandan 3. Dünya savaşı yaşanıyor, diğer yandan bu savaşın karakteri bildiğimiz diğer dünya savaşlarına hiç benzememektedir.

Gel gelelim bu denklemde Türkiye’nin durumuna

Türk-AKP devleti Suriye’de yaşanan tüm insanlık dışı uygulamaların ve terör eylemlerinin, çete gruplarının arkasında olduğunu, Rus uçağını düşürerek bir kez daha açığa vurdu. AKP devletinin DAIŞ ile olan organik ilişkisi her gün yeni belgelerle açığa çıkıyor. Bunun en büyük kanıtı da, Şehba olarak adlandırılan ve DAIŞ işgali altında bulunan Cerablus ve Ezaz bölgesine her türden müdahaleye karşı çıkacağını açık bir şekilde ilan etmiş olmasıdır. Yine son bir ay içerisinde DAIŞ’ın saldırılarına paralel olarak Kobanê ve Girê Spî alanlarına 18 defa saldırması, AKP-DAIŞ ortak hareketinin bir diğer açık göstergesi durumunda.

Türkiye’nin kırmızı çizgisi çetelere destek

AKP devletinin kırmızı çizgisi olan Şehba bölgesi (Girgamêş, Ezaz, Bab, Minbic) ve Bayır Bucak Türkmenlerinin yaşadığı bölge geniş bir bölge. Şu nokta çok net ki, Şehba bölgesi şuan DAIŞ, Ehrar El-Şam ve Cephet El-Nusra’nın işgali altında. Nüfusunun büyük bölümü Kürt olan bu bölgede çok az bir Türkmen nüfus yaşamakta. Bayır Bucak’ta ise Türkmenler dışında az da olsa Arap ve Durzî nüfusu var. Bu bölge ise El-Kaideci Cephet El-Nusra ve Ehrar El-Şam merkezli Ceyş El-Fetih’in (Fetih Ordusu) kontrolünde. Çetelerin denetiminde olan bu her iki bölge de Türk-AKP devletinin hassas olduğu noktalar. Burada çetelere karşı kim mücadele ederse, karşısında Türk-AKP devletini bulacağı yönünde açıklama ve uygulamalar var. Bir ay içinde YPG mevzilerinin ve sivillerin vurulması, çeteleri bombalayan Rus uçağının düşürülmesi bir plan dahilinde Türk- AKP devleti tarafından yürütülüyor. Bu saldırıları öyle “sınırlarımı koruyorum” gibi ve anlık bir durum olarak değerlendirmek çok yanlış olacaktır.

5 bin Sincan-Uygurlu çete bölgede

Lazkiye, İdlib bölgesinde şuan El-Kaideci Fetih Ordusu bulunuyor. Bu yapılanma Türk-Suudi- Katar tarafından destekleniyor. Bölgede temel güç Cephet El-Nusra ve Ehrar El-Şam. Bu iki yapılanma El Kaide’ye bağlı yapılanmalar. Bir çok kaynak ve uygulama bunu doğruluyor. Yine bu iki çete grubunun himayesinde olan güçlerin % 80’i Suriyeli olmayan kişilerden uluşuyor. Özellikle Uygur, Tacik ve Çeçenlerin sayısı bir hayli fazla. Sadece İdlib bölgesinde 5 bin Sincan Uygur bölgesinden çete olduğu yerel kaynaklarca doğrulanıyor. El-Kaideci bu kişilerin Ehrar El-Şam ve Cephet El-Nusra içinde dağılırken bir kısmı da kendilerine ‘Türkmen’ diyen MİT örgütlenmesi olan çete grupları içinde yer almakta. Tacikistan ve Sincan Uygur bölgesinden gelenler aileleriyle birlikte bölgeye yerleşmiş durumda. Aileleriyle birlikte bu sayının 30 bin civarında olduğu tahmin ediliyor. Rusya’nın son saldırılarından sonra ailelerini Türkiye’deki kamplara göndererek, çatışmalar için bölgeye geri döndükleri biliniyor.

Türkiye bölgede savaşa hazırlanıyor

ABD yapımı onlarca TOW füzesi Türkiye üzerinden çetelere gönderildi. Son görüntülerde de El-Nusra çetelerinin Rus helikopterini bu ABD yapımı TOW füzesiyle vurduğu görülüyor. Bu TOW füzelerinin Suudi Arabistan envanterinde olduğu ve Türkiye üzerinden bölgeye gönderildiği belirtiliyor. Bir çok kaynak bölgede silah akışının artık günlük olarak yapıldığına dikkat çekiyor. Çeteler için Hatay sınır hattında bir sahra hastanesi kurulduğu ve çatışmalarda yaralanan çetelere burada ilk müdahalenin yapıldığı da birçok kaynak tarafından doğrulanıyor. Bu da gösteriyor ki bu bölgede Türkiye çeteler eliyle büyük bir savaşa hazırlanıyor.

Sonuçlar beklenenden farklı çıkabilir

Türk-AKP devleti şuan Türkmenler diye yaygara koparıyor. Açık bir şey var ki bölgedeki Türkmenler Suriye krizi ilk ortaya çıktığında, Türkiye gidenler arasında. Şuan bölge sivil yerleşimcilerin sayısı çok az. Zaten çatışmalar da dağlık bölgede oluyor. Türkiye, Şehba bölgesinde DAIŞ hassasiyetiyle hareket ederken, bu bölgede sözde cihatçı radikallerin hassasiyetiyle hareket ediyor. Ama bu çete hassasiyeti Türk-AKP devletine pahalıya mal olabilir.

(aç)

ANHA