İletişim | Hakkımızda
ANHA

Aldar Xelîl: DAIŞ’in Reqqa’da bitirilmesi Suriye’nin birçok sorununun çözüm anahtarıdır

MEDYA HENAN-DILÎŞAN ÎBIŞ

QAMIŞLO –TEV-DEM Yürütme Konseyi Üyesi Aldar Xelîl, DAIŞ’in Reqqa’da yenilgiye uğratılmasının Suriye krizinde birçok sorunun çözüm anahtarı olacağını ve Suriye krizi için uzun dönemli bir projenin oluşturulmaması halinde savaşın uzayacağını belirtti.

Aldar Xelîl Reqqa Özgürleştirme Hamlesi’ni, kentin çetelerden kurtarılması sonrası yönetim şeklini, Türk devletinin Şehba alanlarına yönelik saldırılarını ve bölge üzerindeki politikalarını, bunun yanında Suriye genelinde yaşanan gelişmeleri ANHA’ya değerlendirdi.

Aldar Xelîl ile yapılan röportaj şöyle:

*QSD’nin Reqqa Özgürleştirme Hamlesi’ndeki başarılarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu hamle Suriye’nin durumuna nasıl etki eder?

Suriye’nin mevcut durumu içinde Reqqa stratejik bir öneme sahiptir. Özellikle de Suriye coğrafyasındaki konumu itibariyle. Bunun yanında ‘DAIŞ’in başkenti’ olarak tanımlanmış olan Reqqa’nın özgürleştirilmesi, Suriye krizindeki birçok sorunun çözümünü de beraberinde getirecektir. Öte yandan Reqqa’yı özgürleştirecek ve yönetecek olan güç, bölgenin kaderinin belirlenmesinde yetkin söz sahibi olacaktır.

Yine Reqqa, Suriye’nin birçok bölgesini birbirine bağlıyor. O nedenle ki birçok güç ve devlet Reqqa’yı Özgürleştirme Hamlesi’nde yer almak istedi. Somut örnek ise hamleye katılmak için yıllarca baskı uygulayan ve uluslararası koalisyonu ikna etmeye çalışan Türkiye’dir. Aynı şey Rusya için de geçerlidir. Hamlede temel ortak olmak istedi. Bunun yanında rejim de Reqqa’yı hakimiyetine almak istiyor. Bunların tümü Reqqa’nın özgürleştirilmesinin önemini doğrulayan değerlendirmelerimizdir.

Ancak uluslararası koalisyon Reqqa’nın özgürleştirilmesinde ve demokratik modern bir sistemin oluşturulmasında QSD güçlerini esas aldı.

*Dünya genelindeki teröre karşı savaşta Kürtlerin misyonu nedir?

Kürtler gelecek süreçlerin öncüsü olacaklarını belirtti ve demokratik sistemin kurulmasında, toplumsal örgütlülüğün geliştirilmesinde, bölgelerin yönetilmesinde ve federasyon projesinin önerilmesinde de öncüdürler. O nedenle sadece ‘Kürtler teröre karşı savaşta temel güçtür’ demek yetmez, Kürtler bir devrimi yönetiyor.

Devrimin yönetilmesi saydığımız maddelerle olur ve teröre karşı savaş da bunlardan biridir. Bu terör tüm ülkeler için tehdittir. Bu nedenle bitirilmesi uğratılması herkesin çıkarınadır.

Üstelik Kürtler meşru haklarına kavuşma konusunda demokratik proje sahibidir. Bunun pratikleştirilmesi için huzurlu bölgelere ihtiyaç var. Her halk bileşeninin, bu proje çerçevesinde hak sahibi olabilmesi için bu gereklidir.

Şu an QSD güçleri Kürt, Arap, Asuri, Süryani ve Türkmenlerden oluşuyor; fakat DAIŞ’i yenme karar ve iradesini gösteren demokratik ve siyasi yöneticileri YPG’dir. O nedenle, ‘Kürtler iktidardır ve Suriye’yi parçalayacaklar’ şeklinde bir bakış açısı gelişti. Bu, Rojava ve Kuzey Suriye’deki gelişmelerle birlikte değişti ve Kürtlerin hak davasında bulunduğu, diğer tarafları reddetmediği; tam tersine demokratik proje sahibi oldukları anlaşıldı.

Bu çerçevede herkese, proje sahibi olduğumuzu ve bunun yeryüzünde gerçekleştiğini kabul ettirebildik. Ayrıca tüm Suriye halkları demokratik projemizde beklentilerini, taleplerini gördü. İnanıyoruz ki projemiz başarılı olacak ve önce tüm Suriye’ye, daha sonra tüm Ortadoğu’ya yayılacaktır.

*QSD’nin her hamlesinde olduğu gibi QSD’nin yurttaşları göçe zorladığı ve bölgenin demografisini değiştirdiği yönünde iddialar ortaya atılıyor. Bunlara karşı cevabınız nedir?

Hamle başlamadan önce muhalif kesimler doğruluğu olmayan söylentiler yaydı. QSD güçlerinin amacı, Reqqa’yı ve Reqqalıları DAIŞ’ten kurtarmaktır. Tabi savaşın koşulları ve gerekleri vardır. Sivilleri korumak amacıyla bazı adımların atılması mecburiyeti var. Örneğin neden kimse içinde yaşayan halkının çoğunluğunun göç ettiği Musul’un durumuna ve orada yaşananlara değinmiyor?

QSD kimseyi zorla göç ettirmiyor. Ancak sivillerin savaştan ve halka karşı her türlü terörü uygulayan çetelerden korunmak için bazı adımlar atması gerekiyor. Zaten bu da QSD’nin misyonudur.

*Reqqa’nın özgürleştirilmesine az kaldı. Özgürleştirildikten sonra kim yönetecek ve Reqqa’nın yönetim sistemi nasıl olacak?

Reqqa’nın tüm halk bileşenlerinden ve aşiretlerinden meydana gelen Reqqa Sivil Meclisi yönetecek ve örgütleyecek. Ayrıca meclis, yönetim biçimini ve görev dağılımını kendi içinde belirler. Bizler inandıklarımızı kendimize esas alıyoruz. Bu nedenle herkes projenin geliştirilmesi için destek sunmalıdır.

*Son süreçte işgalci Türk ordusu Efrîn Kantonu ve Şehba bölgelerine yönelik saldırılarını artırdı. Bu saldırılarla amaçladıkları nedir? Rusya, İran ve rejimin planları nelerdir?

İşgalci Türk ordusu Şehba Bölgesinin bazı alanlarını işgal etmiş durumda. Bu işgallerle amaçladığı şey, bölgedeki varlığıyla birlikte DAIŞ’i korumaktır. Bunun yanında Kuzey Suriye Federasyonu’nun gelişimine izin vermemek, Demokratik Özerk Yönetim deneyimine karşı savaşmak ve bazı şeyleri Suriye’de tahakküm etmek için Suriye’de demokratik projelerin gelişimini önlemek. Türk devleti, Suriye içinde esas aldığı güçleri, çevreleri ve kaynakları kaybetti. Bundan dolayı yenilgisini saklamak için Şehba’yı işgale yöneldi.

DAIŞ çetelerinin Kobanê ve Girê Spî’de bozguna uğramasından sonra Türk devleti daha kötü bir duruma düştüğünü gördü. Özellikle Halep’i ve kendi çetelerini Suriye rejimi ve Rus güçlerine teslim ettikten sonra. O nedenle Türk devleti, Suriye’deki duruma hâkim olmak ve Demokratik Özerk Yönetimlerimize karşı faaliyetler yürütmek için o boşluğu doldurmaya çalıştı.

Genel olarak Suriye’nin durumu, özel olarak da Astana ve Cenevre’de sıralanan olaylardan amaçladıkları şey şu: Reqqa Hamlesi’ne katılmak için Şehba, Bab ve Minbic bölgelerini işgal ederek uluslararası koalisyona baskı yapmak. Ancak planları suya düştü ve başaramadılar.

Türk ordusunun Suriye toprakları üzerindeki varlığını işgal olarak görüyoruz. Ayrıca Rojava ve Kuzey Suriye’nin bir bölümünü işgal etti. Türk ordusunun varlığı aynı zamanda, Suriye’de uygulanması gereken demokrasi ve barış deneyimi üzerinde bir tehdittir.

Türk devleti bölgede olumsuz bir rol oynuyor. Çekilmelidir ve Suriye’deki tüm ulusal ve demokratik güçler Türk devletinin Suriye ve Rojava topraklarından çıkmasını istemelidir. Öte yandan Türk devletinin Bab, Cerablus ve Şehba alanlarındaki varlığının devam etmesi savaşın ve Suriye krizinin devam etmesinin başlıca sebebidir. Suriye için geliştirilen çözümlerin başarısız olmasının asıl kaynağıdır. Bu nedenlerden dolayı Türk ordusu bölgeden çıkmalıdır.

*Suriye’nin kırsal alanlarında farklı savaş güçleri nezdinde hızlı ve önemli değişiklikler yaşanıyor. Daha önceleri önem verilmeyen Suriye çöl ve kırsal alanlarına şimdi bu denli önem verilmesinin nedeni nedir?

Bölgenin siyasi haritasında uluslararası güçler tarafından bir düzenlemenin yapılmış olduğu görülüyor. Özellikle de Amerika, Rusya ve diğer ülkeler bu noktada ortak hareket ediyorlar. Suriye’yi kendi çıkarlarına uygun bölgelere ayırıyorlar. Suriye’nin çöl ve kırsal alanlarına önem verilmesi, Reqqa Özgürleştirme Hamlesi’nden sonra gelişti. Reqqa Özgürleştirme Hamlesi başlamasaydı, Suriye kırsal alanlarına dönük tartışmalar da açılmazdı. O bölgelerin tümünün Irak’a ve doğuya açılan kapı niteliği taşıdığı için önemini iyi biliyorlar. Humus Hama, İdlib, Lazkiye ve Irak sınırına yakın Tartus gibi Suriye şehirlerinin birbirleriyle ilişkilerinde aracıdır. Bu nedenle kim Suriye kırsal alanlarını denetimi altına alırsa, Şam, Lazkiye, Tartus, İdlib ve Halep’e giden yolları da kontrol altına almış olur. Bu açıdan kırsal alanların önemi ortaya çıkıyor.

İran ve Suriye de bu bölgeleri denetim altına almak isteyecektir. Bunu yapabilme ihtimalleri var ama Rusya onlarla aynı ittifak içinde yer alıyor ancak Rusya, kırsal alanların elinde bulunmasını istiyor.

Bu nedenle Amerika, İran’ın çıkarlarından dolayı kırsallara giden yolu açacağını; Şam, Lazkiye ve Tartus’a gidebileceğini hesaplıyor. Ayrıca İran’ın Lübnan’a ulaşmasının yolunu açacağını tahmin ediyor. Tüm bunlar, güçlü devletlerin bölgede olma sebeplerini doğuruyor ve bu devletler devamlı bir şekilde rahatça hareket etmek için bu kapıları ele geçirmeye çalışıyor.

TEV-DEM olarak bu konuya dikkat çekiyor ve diyoruz ki Suriye’de herhangi bir çözüm projesi geliştirilmedikçe savaşın mutlak devam edeceğini belirtiyoruz. Çözüm ise şudur; Suriye’deki iç savaşın ve devletler arasında 3. Dünya Savaşı’na dönen savaş durumunun önünü almalıyız.

Bu nedenlerden dolayı bizler Suriye’de federal sistemin yerleştirilmesini sürekli olarak ısrar ediyor ve Suriye’nin Federal bir Suriye olması amacıyla tüm Suriyelilere bu sistemi tanıtmaya çalışıyoruz. Eğer federasyon sistemini yerine getiremezsek mezhepler, halklar ve taraflar arasında yeni bir iç savaş durumu ortaya çıkar. Bunun yanında uluslararası savaş gelişir ve çözümsüzlük 8. yılına girer.

*Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Son olarak belirtmek istediğiniz bir şey var mı?

Bölgelerimizi yaşanan savaştan uzak tutmak için hepimiz çalışmalıyız ve mücadelemizi geliştirmeliyiz. Onyıllardır Ortadoğu’da savaş hali yaşanıyor. Bu savaşların nedenleri var. Geçici ve dönemsel çözümlere razı olmamalıyız. Huzurlu ve güvenli bir Ortadoğu inşa etmeliyiz. Ancak herkese onurlu yaşamın, hak ve adaletin garantisini veren demokratik bir sistem üzerine olmazsa, bu gerçekleşmez.

Kürt Halkı olarak Ortadoğu’nun demokratik değişimi için hazırız. Ortadoğu’yu yönetecek demokratik ve yeni bir sistem olmazsa Kürt Halkı’na, Kürdistan’a ve diğer halklara garantisi olmayacağını biliyoruz. Biliyoruz ki bu sistem yerleşmezse Ortadoğu’nun geneli savaş halini yaşar.

Bunun nedenle bölgemizde yaşanan savaşa ve sorunlara, genel ve temel bir çözüm geliştirilmelidir. Bu çözüm, Kürt sorununun çözümünü de mutlaklaştırır.

(ge/cj)

ANHA