İletişim | Hakkımızda
ANHA

Başika planları Êzîdî Halkı’nı tehlikeye atıyor

DOSYA

ALAN ROJ

HABER MERKEZİ – İşgalci Türk ordusunun Başika’da varlık göstermesi ve asker sayısını artırması, Musul’a yakın bölgelerde yaşayan azınlıklar üzerindeki tehlike ve endişeyi de artırıyor. Türk devlet istihbaratı olan MİT, işgal planlarını pratiğe dökmek için bölgedeki partileri ve Sünni milisleri kullanıyor. Başika kampı böylece Şengal Êzîdîlerinin ve kazanımlarının hedef alınarak darbelenmesi planın başlıca maddelerinden biri oluyor.

Türk devletinin, Irak’taki hakim radikal gruplar içindeki varlığı eskilere dayanıyor. 2003’te Amerika’nın Kerkük’e havadan indirme yapmasıyla birlikte 11 silahlı grup üyesi yakalandı ve yapılan araştırmalar sonucunda bu silahlı üyelerin Türk devletine bağlı olduğu ortaya çıktı. Bunun üzerine Amerika’nın önde gelen gazetelerinden The New York Times Gazetesi, konuyla ilgili ‘Türkler Irak’a Geçiyor’ adlı bir rapor yayınladı. Amerikalı Albay Bill Myfell, Türk devletinin Barzani’nin partisi ile yaptığı ittifakla Başur’daki varlığını sağlamlaştırdığını dile getirdi. Albay Myfell, Türk devletinin Kürt Özgürlük Hareketi ile mücadele ve milli güvenlik bahanesiyle Başur’da 20 karakol ve onlarca istihbarat merkezi kurduğunu da ifade etmişti.

Başurê Kurdistan’daki Êzîdî toplumu her zaman Barzani’nin politikalarına kurban edilmiştir. Türk devleti ise öteden beri bölgeyi ele geçirerek ve hakimiyeti altına almaya çalışıyor. 2007’deki Sîba Şêx Xidir ve Tel Ezîz katliamlarından 2014’teki Şengal Êzîdî fermanına ve Xanesor üzerine düzenlenen saldırılara kadar Türk devleti işgal planını yürürlüğe koymak için sürekli bir çaba içindeydi. Şu an ise bu çaba Başika kampı için yürürlükte. Başika kampının önemi nedir? Kampta bulunanlar kimlerdir? AKP, vekaletini verdiği çeteler ile ne gibi hazırlıklar yapıyor ve kimler hedefte?

Başika’nın Türk devleti için stratejik önemi nedir?

Başika bölgesi en stratejik noktalardan biri ve Musul eyaleti için oldukça önemli bir yere sahip. Doğasıyla, dağlarıyla tanınıyor. Bu bölgede Başika , Meqlub ve Mexar dağları bulunuyor. Musul’un geniş bir alanı olan doğu ve kuzey bölgesini kapsıyor. Ayrıca Musul’a bağlı Til Keyf, Eli Reş ve Til Efar’ın Şelalt bölgesinin karşısında yer alıyor.

Bu bölgenin çoğunluğu Êzîdîlerden meydana geliyor. Bunun yanında Süryaniler, Asuriler ve Şebek Kürtleri de bölgede yaşayan diğer azınlıklar. Bu bölgede Êzîdî ibadethaneleri, Ortodoks ve Katolik kiliseleri var. Ayrıca Musul’un karşısındaki dağlarda tarihi yapılar da yer alıyor. Burada zeytin türlerinin en iyilerinden yetişiyor ve bu nedenle bu bölgeye aynı zamanda ‘Erd El Zeytun’ deniliyor.

Başika, Sünni bölgesinin Türkiye tarafından, Türkiye’ye en yakın olduğu Irak topraklarını kapsıyor. Her ikisinin arasındaki mesafe 95 km. Ayrıca Başika bölgesi, çoğunluğunu Sünnilerin oluşturduğu Duhok’a ve oradan da Türkiye-Başur (Irak) sınırındaki Halil İbrahim Sınır Kapısı’na ulaşan yol güzergahında olması nedeniyle oldukça stratejik bir noktada duruyor. Türk ordusu, bu sınır kapısından herhangi bir engelle karşılaşmadan Başika’ya kadar gidebiliyor. Çünkü Duhok eyaletinde Türk ordusuna ait 18 askeri üs ve istihbarat merkezi bulunuyor. Türk devleti Başika’ya askeri üssü 1995’te kurdu ve 2015’te ağır silahlarla pekiştirdi.

Barzani Başika’da Türk askeri ve işbirlikçilerinin varlığını sağlama aldı

Musul DAIŞ’in işgaline girdiğinde bölgesel güçler arasında siyasi anlaşmalara varıldı. Eski Musul Valisi Esil Nuceyfi ve Irak Meclis Başkanı olan kardeşi Usame Nuceyfi, Musul’un işgal edilmesi adına yapılan anlaşmalar içinde yer alan kişilerle beraber Başika Kasabası’nı ziyarete etmişti. Çünkü DAIŞ ile savaşması için Başika’yı, Sünni milisleri olan Heşdi Vatani’ye askeri üs yapmışlardı. Bunun üzerine Türkmen milisler de oluşturulmuş ve üsse müdahalede bulunuyordu.

Musul’un büyük bir bölümü Nuceyfi Ailesi’nin elinde bulunuyor. Bu aile, Kürt düşmanlığı ve Türk hayranlığı ile tanınıyor. Nuceyfi, ilk başlarda Musul’da referandum yapılmasını ve Musul’un Türk devletine katılmasını savunuyordu.

Son zamanlarda Türk devleti ile Irak hükümeti arasında sözlü sataşma artmıştı. Türk askerinin Başika’da varlığı ve Irak hükümetinden habersiz hareket etmesi gerginliğe yol açmıştı. Türk devleti zaten Hewlêr yönetiminin aracılığıyla hareket ediyor. Türk devleti, gelen tepkiler üzerine askerinin bir kısmını geri çekeceğini söylese de bunun şeklî ve göstermelik olduğu herkesçe görülüyordu.

Irak ordusu ve Şii milislerinin Musul’un DAIŞ’ten alınması; YBŞ ve YJŞ’nin de geniş alanlarına yayılmış olan çetelerden Şengal’i kurtarmak için başlattığı operasyonun başında Erdoğan, vekalet verdiği Barzani ve Nuceyfi ailesini devreye soktu.

Erdoğan, Nuceyfi ve Barzani bugün Başika’da görüştü. Erdoğan orada, milisleri toplamak ve bu milislerle kendi siyaseti doğrultusunda işgal planını gerçekleştirmek için Sünni bir örgüt kurdu. Dikkat çekense, Türk devleti ne Irak’taki uluslararası koalisyon güçleri içinde; ne de Musul’u kurtarma operasyonu içinde yer almıyor. Acaba Başika’da ne yapıyor ve niyeti nedir?

Êzîdîlerin bölgedeki varlığına dair endişeler var

Halep ve Şehba bölgelerinde olduğu gibi, Erdoğan aynı siyaseti Musul savaşında da sürdürüyor. Irak ordusu ve Haşdi Şabi milisleri aynı zamanda Musul’da DAIŞ’e karşı savaşıyor. Türk devleti ise Sünni partiler, Türkmen örgütleri, Haşdi Vatani ve Fırat Kalkanı gibi yapılanmalarla mezhep temelli silahlı bir güç oluşturmak istiyor. Orada Êzîdîlere karşı siyasi ve askeri planları gizliden uygulamaya koymayı amaçlıyor. Ancak ona bağlı milisler DAIŞ’e karşı savaşmadı.

Türk devleti, Başika’da vekalet verdiği grupların yardımıyla Musul ve Telafer göçmenlerini örgütleyerek onları, aynı zamanda Suriye’ye karşı da kullanmayı hedefliyor. Bu da Êzîdî Halkı üzerindeki tehlikeyi ve endişeleri artırıyor.

‘Başika’nın Êzîdîlere karşı kullanılan bir üs olmasını kabul etmiyoruz’

Rojavalı Êzîdî aktivistlerden Nesim Şemo, Türk devleti ve Barzani’nin Başika’daki hareketliliğinden rahatsız olduklarını dile getirdi. Nesim Şemo, Türk devletinin bölgedeki varlığını demografinin değiştirilmesi olarak gördüğünü, Başika’nın kendileri için kültürel ve dini merkezlerin başında geldiğini, ayrıca Êzîdî kültür ve inancının korunması için Şêxan Bölgesinin önemli noktalarından biri olduğunu vurguladı.

Nesim Şemo şöyle devam etti: “Türk devleti Serêkaniyê’de bize saldırdı. Cebhet El Nusra’yı onlarca Êzîdî köyüne saldırttı. Şengal Êzîdîlerini soykırımdan geçirmek amacıyla Barzani ve bölgesel bazı güçlerle anlaşma yaptı. Onların Êzîdî topraklarındaki varlığını kabul etmiyoruz. Halkımız, Erdoğan-Barzani planlarına karşı bir olmalı.”

‘Türk devletinin varlığı, DAIŞ’in varlığı anlamına geliyor’

Başikalı Êzîdî kadın aktivistlerden Besma Çeço, ANHA’ya e-posta yoluyla gönderdiği mesajında Türk devletinin bölgedeki varlığına ilişkin duyduğu endişeyi dile getirerek Türk devletinin bölgede kalmasını kabul etmediklerini ifade etti. Besma Çeço şunları söyledi: “Başika bölgesinde yaşayan Êzîdîler olarak Türk devletinin topraklarımızda kalmasını istemiyoruz. Çünkü radikal gruplara destek veriyor ve bölgedeki karışıklığın nedeni o. Onların buradaki varlığı demek, DAIŞ varlığı demek. Onların niyetinden rahatsızız. Herkes onların amaçlarının Êzîdîler üzerinde bir tehlike oluşturduğunu biliyor.”

3 Mart 2017’de MİT, Barzani ve Zêrevanlar tarafından eğitilen silahlı milisler Şengal’in Xanesor İlçesi’ne saldırmış. Saldırılar sonucunda Êzîdxan Asayişi’nden ve olayları takip eden gazetecilerden şehit düşürülenler olmuştu. Bu saldırılara hem Kürdistan halklarından hem de uluslararası kamuoyundan tepkiler yükseldi. Tepkilerde, Erdoğan ve Barzani’nin yaptırımlarına sınır koyulması için çağrı yapıldı.

(ge/cj)

ANHA