İletişim | Hakkımızda
ANHA

Bilgen: Efrin’e yönelik tahammülsüzlük beyinsizliğin dışa vurumudur

HABER MERKEZİ – HDP’nin Çukurova konferansında konuşan Bilgen, Efrin’e yönelik tahammülsüzlüğün bu ülkeyi yöneten “beyinsizliğin” dışa vurumu olduğunu söyledi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 11 Şubat’ta Ankara Arena’da gerçekleştireceği 3’üncü Olağan Kongresi hazırlıkları kapsamında Çukurova Bölge Konferansı’nı yaptı. Şirin Park Otel’de düzenlenen konferansa, HDP Eş Başkan Yardımcısı Nadir Yıldırım, HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen ve HDP Adana Milletvekili Meral Danış Beştaş’ın yanı sıra Çukurova kentlerinden il ve ilçe yöneticileri katıldı. “Dünden yarına aynı kararlılıkla. Geçmişten geleceğe aynı cesaretle” ile “Dirençliyiz, güçlüyüz, kararlıyız” pankartlarının asıldığı konferansta, tutuklu HDP’li vekillerin fotoğrafları ve parti bayrakları asıldı. Divan oluşumu ardından konferans, saygı duruşuyla başladı.

HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen konferansta, genel siyasal sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tüm katılımcıları selamlayarak sözlerine başlayan Bilgen, her gün yeni bir mezarlık saldırısının gündeme gelmesine tepki gösterdi. Bilgen, “Değerli arkadaşlar Bitlis’te Garzan Mezarlığı’na yapılan saldırı, Varto’da yapılan saldırı aslında toprağın altındakilerden, kemiklerden, cenazelerden hınç alma, intikam alma refleksi değildir sadece. Aslında o saldırılar mezar taşlarına gösterilen tahammülsüzlük, cenazelere gösterilen tahammülsüzlük toprağın üzerindekilerin, yürüyenlerin, mücadele edenlerin, direnenlerin, değerlerinden taviz vermeyenlerin, vazgeçmeyenlerin burnunu sürtmek, onurlarını kırmak, umutlarını ve inançlarını yıkmak için gerçekleştirilen bir saldırıdır. Dolayısıyla mezarlıklara yapılan saldırıyla Afrin’e yönelik yapılan saldırı hayali ve hevesinin bizim açımızdan hiçbir farkı yoktur” dedi.

Meclis önünde bedenini ateşe veren inşaat işçisinin havuz medyası tarafından görülmemesine değinen Bilgen, şöyle dedi: “Günlerce Ecevit Hükümeti döneminde Meclis önünde yere atılan yazar kasayı televizyonlarında gösterenler, Meclis’in önünde bir kişinin kendisini yakmasını haber değeri olarak görmüyor ya da manipüle etmeyi tercih ediyorlar. Burada şüphesiz çok daha iyi bilen arkadaşlarımız var fakat Kuran’daki ilginç dualardan birisi şöyle başlar; ‘İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak eder misin?’ der. Aslında bu yaşanan tablo özellikle Afrin’e yönelik tahammülsüzlük bu ülkeyi yöneten beyinsizliğin dışa vurumudur. Sizin sınırlarınızın dışında doğrudan size yönelik bir saldırı bir tehdit olmadığı halde, toplumu tehdit eden başka bir gündem yokmuş gibi oraya yönlendirmeye kalkmak, toplumu böylece motive etmeye kalkmak gündemi manipüle etmeye kalkmak beyinsizliğin daniskası olarak tarif edilebilecek bir durumdur.”

Konuşmasına iç politikada yaşanan kaosa değinerek sürdüren Bilgen, “İç politika da ciddi bir kaos ve kriz yaşanıyor. Bu öyle Cumhurbaşkanlığı’nın ‘metal yorgunluğu’ diye tarif ettiği, ifade ettiği sınırların çok daha ötesinde. Biz şüphesiz sadece iktidar içi gerilimlere ya da sadece iktidar içi koltuk hesaplaşmalarına umut bağlayacak, beklentisini pasif biçimde oraya kodlayacak, oraya odaklayacak bir hareket değiliz. Bizim için iktidarın karakterini okumak, alışkanlıklarını anlamak, politikalarını yorumlamak ve çözümlemek elbette yol haritamızı belirlemek için daha kararlı, daha güçlü ve daha inançlı yürümek için sadece bir veridir” ifadelerini kullandı.

Olağanüstü Hal’in (OHAL) altıncı kez uzatılacak olmasına da işaret eden Bilgen, “Umut ederiz ki bu gerçekleşmez ya da son kez gerçekleşir. Ama bu durumun yönetme gerçeği, rejimin bir karakteri haline geldiğini görmemiz gerekiyor. OHAL’de yaşanan her türlü ayrımcılık ve dışlama toplumda kamplaşmayı artırarak siyasi rant elde etme hevesi belli ki devam edecek. Darbeyi bir fırsat, lütuf olarak görme alışkanlığı, bir süre daha işsizlik, haksız gözaltı ve tutuklama olarak toplumun muhalif kesimlerine ödetilecek. Her ne kadar olağan kongreye gidiyor olsak da aslında olağanüstü şartlarda kongreye gidiyoruz. Olağanüstü şartlarda gidilen bir kongre de bir formalite tamamlanmış olmaz. Bizim açımızdan bu olağanüstü koşulları göğüsleyebilecek, bu olağanüstü koşullarda toplumsal mücadeleyi daha da geliştirecek, daha güçlendirecek bir çalışma iradesi ve kararlığını çıkarmadır. Öncelikle bu ortak siyasal bir toplumsallığı okumayı gerektiriyor. Politik ortaklaşmada sağlam bir tutum ortaya çıkıyorsa bundan sonra bu olağanüstü ortamdan Türkiye nasıl çıkar, olağan koşullar demiyoruz, insanca, onurluca ve eşit yaşayabileceğimiz gerçek bir demokrasiye ve ancak bu koşullarda kurulacak bir toplumsal barışa nasıl kavuşuruz, ulaşırız? Bunun için nasıl örgütlenir ve nasıl çalışırız? Bunları konuşmamız gerekiyor” dedi.

7 Haziran seçimlerinde ulaşılan başarıyı hatırlatan Bilgen, bunun HDP için ulaşılacak son nokta olmadığını söyledi. HDP olarak sadece oraya öykünen, orayı son hedefmiş gibi gösteren bir yaklaşımlarının olmadığını ifade eden Bilgen, 7 Haziran’ı aşabilecek bir pozisyona sahip olduklarına dikkat çekti. Bilgen, şöyle devam etti: “HDP’nin Türkiye’ye dair toplumsal iddiası, birlikte barış içinde nasıl yaşanır bunun formülü nasıl hayata geçirilir? Bunun sosyolojik yapısı da en net biçimde HDP’dir. 7 Haziran öncesi ve sonrası devam eden saldırılara rağmen 1 Kasım seçimlerinde Hatay’da oyumuzu arttırdık. Demek ki bu coğrafya da bu topraklar da 7 Haziran’ın üzerine çıkmanın potansiyeli var. Elbette ki bizim kendimizle yüzleşmemiz, kendi siyasetimizdeki eksiklikleri gidermemiz, bizden ne bekleniyorsa hangi adımları atmamız gerekiyorsa cesaretle bu adımları atmamız gerekiyor. Her genel kurul, bir yüzleşme ve özeleştiridir.”

Bilgen, tutuklu Eş Başkanları Selahattin Demirtaş’ın “Biz ne alacağımızı değil, ne vereceğimizi, ne katacağımızı ve ne vererek bir arada yürüyebileceğimizi daha güçlü, daha kararlı, daha umutlu bir mücadele yürüteceğimizi tartışırsak, konferanslarımız, kongrelerimiz çok daha verimli olacaktır” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.

Konuşmaların ardından konferans basına kapalı olarak devam etti.