İletişim | Hakkımızda
ANHA

Bu konu neden bu kadar büyütüldü?

ANALİZ

ANALİZ

NÛRHAT HESEN

HABER MERKEZİ – Reqa kentinin özgürleştirilmesinin ardından BBC’nin yayınladığı dosyada, QSD ile DAIŞ çetelerinin anlaştığı ve çetelerin bu anlaşma sonucunda Reqa’dan çıktığı iddia edildi. Suriye’de değişik güçler arasında bunca açık ittifak kurulurken acaba bu konu neden bu kadar büyütüldü?

DAIŞ çeteleri, Hama kentinin kuzeydoğu kırsalını boşaltıp, Türkiye de İdlib’i Cebhet El-Nusra ile birlikte işgal edince bu konu ortaya atıldı. Acaba neden hiç kimse bu işgalden söz etmedi de, Reqa’yı  gündeme aldı.ANALIZ-LI-SER-REQQA (2)

Eski Senaryolar…

Eğer Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile DAIŞ çeteleri arasındaki anlaşma iddia edildiği doğruysa, bu, bu doğrultuda gelişen ilk anlaşma değil. Hatırlarsanız, DAIŞ çeteleri, Türkiye ile birlikte Kobanê’ye saldırdı. Türkiye’nin Cerablus’a geçişi de DAİŞ çeteleri çekildikten sonra gerçekleşti. İdlib’in alınması ve DAİŞ’in Hama kırsalını boşaltması durumu ve ortaya atılan söz konusu iddiaların eş zamanlı gelişmesi de birbirlerinden kopuk şeyler değildir.

Kobanê, Türk devletinin DAIŞ çetelerine yardım ettiğinin şahididir. YPG/YPJ savaşçıları, Kobanê’de kahramanca çetelerin tankları karşısında direnirken, Türk askerleri de çetelere kamyonlarla mühimmat gönderiyordu. Bu konuya ilişkin ANHA da 3 bölümden oluşan bir dosya yayınladı: “Kobanê saldırısı Türkiye’nin Musul Başkonsolosluğu’nda planlandı. 3 bin kişilik ordu Kobanê’de yenildi, Bir serçenin dilinden DAIŞ’in hezimeti.”ANALIZ-LI-SER-REQQA (1)

DAIŞ çeteleri, 15 Eylül 2014 yılında Kobanê Kantonu’na yönelik havanlı saldırı düzenledi. Kobanê 29 Kasım 2014’te büyük bir saldırıya uğradı. Çeteler YPG ve YPJ’nin savunma hatlarını kıramayınca Türkiye ile birlikte Murşitpınar Sınır Kapısı’na saldırdı. Bu saldırı DAIŞ ile Türk devleti arasındaki anlaşmayı açığa çıkardı. Savaşçıların kahramanca direnişi karşısında çaresiz kalan DAIŞ çeteleri, Türkiye ile anlaşmalarını ifşa etmek pahasına dünyanın göz önünde Kobanê’ye karşı saldırılarını Türkiye topraklarından yapmak zorunda kaldı.

24 Ağustos 2016’da da Türk ordusu, Cerablus’a, yine tüm dünyanın gözü önünde, çetelere karşı tek kurşun sıkmadan girdi. DAIŞ ve Türk ordusu arasında güçlü bir anlaşmanın olduğunu herkes gayet iyi biliyor.

Türkiye, kentteki hizmet binalarına bayrağını astı ve bu kuruluşların isimlerini Türkçe olarak değiştirdi. Şimdi birçok ilçe ve köyün ismi de değiştirilmiş durumdadır. Burada soru işareti şu. Acaba neden kimse Türkiye’nin bölgedeki demografik yapıyla oynamasını görmek istemiyor?

Oysa herkes bu alanlarda yaşananları biliyor, fakat ne var ki bilmelerine rağmen de kimse ses çıkarmıyor.ANALIZ-LI-SER-REQQA (3)

Bu dönemde yapılan anlaşmalar…

Efrin bölgesinde işgalci Türk ordusuna karşı gösterilen direnişe karşın, Türk ordusu da Efrin sınırına yerleşmeye çalışıyor. Oysa Astana toplantısının sonucuna göre, işgalci Türk ordusu idlib’e sadece gözlemci gönderecek ve “güvenlikli bölgelerin” durumunu takip edecekti. Ancak Türkiye ordusu silahları ve büyük cephanesiyle İdlib’e geçti ve şu anda da askeri üs ve karargahlarını orada oluşturuyor. Türk ordusu son günlerde de Şêx Berekat Dağı’nda büyük bir askeri üs ve karargah inşa ediyor.

Türk ordusunun, İdlib’e geçtikten sonra Cebhet El-Nusra çetesine yardım ettiği ortaya çıktı. İdlib savunmasında yer alan ve şimdi Atme Kampı’nda kalan bir kaynak, Türk askerlerinin sınırı geçerken Cebhet El-Nusra çetelerinin kıyafetlerini giydiğini açıkladı. Türk ordusunun girdiği bölgelerde, Cebhet El-Nusra çetesinin egemenliği mevcuttur.

ANHA’ya bilgi veren güvenilir kaynaklar, Hama’nın kuzey doğu kırsalını boşaltan çetelerin yeniden o alanda hareket halinde olduklarını, belirtti. Kaynağın verdiği bilgilere göre, Dêra Zor’dan çıkarılan çeteler bu bölgelere naklediliyor. Buradaki soru işareti de, DAIŞ çetelerinin rejim güçlerine yakalanmadan 150 km’lik yolu nasıl geçtikleridir. Bu gerçeklik de bize rejim güçleri ile DAIŞ çeteleri arasında işbirliğinin olduğunu gösteriyor.

Şimdi hiç kimse DAIŞ’in Hama kırsalına geçmesinden söz etmezken, Türkiye’deki yayın organları ile bazı Arap devletler haberlerinde BBC dosyasını öne çıkarıyorlar.

Bu konu neden bu kadar büyütülüyor!

Anlaşılan bu haberin bu denli tekrar tekrar gündeme getirilmesi uluslararası bir planın gereğidir. Türkiye, Amerika ile yaşadığı krizde, Amerika ile DAIŞ çeteleri arasında işbirliği olduğunu göstermeye çalışıyor.

Türkiye ve İran çifte vatandaşlığına sahip olan Reza Zerab şu anda, ABD’de, İran’a yönelik ambargoyu delmek ve kara para aklamak suçlarıyla tutuklu yargılanıyor. Zerab, bu konuda Türkiye ile İran arasındaki ilişkiyi itiraf etti. Bu itiraf Türkiye’nin tepkilenmesi için bekletildi. Bunun için Türkiye, her gün BBC dosyasını tekrarlayarak yayınlıyor.

Türkiye, şimdi de QSD’den ayrılan Telal Silo’yu Amerika’ya karşı bir koz olarak kullanıyor. Zaten konuyu tekrar tekrar gündeme getirmeleri de bununla bağlantılıdır.

ANHA