İletişim | Hakkımızda
ANHA

Cerablus’tan sonra DAIŞ ve Türk devletinin hesapları

ANALİZ

_90881535__90874937_6b70c8d1-700f-4b42-900e-0544557c1c91-1

 

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Türk devletinin DAIŞ yani İŞİD ile ilişkiler ve Türkiye siyasi sınırları içinde ne kadar etkili olduğu herkesin malumu. Türk devlet yetkilileri ve özellikle Erdoğan iktidarı bunun böyle olmadığını kanıtlamak için elinden geleni yaptı ve yapıyor. Son Cerablus işgali ve sözde Türkiye siyasi sınırlarının “DAIŞ’tan temizlenmesi” hamlesi ise bu işbirliğini biraz daha netleştirdi. DAIŞ’ın Cerablus ve çevresindeki köyleri bir kurşun sıkmadan Türk devleti ve ona bağlı çete gruplarına bırakması, anlaşma iddialarını doğruladı. Bu durum Türk devleti ve DAIŞ arasında organik bağ mı var sorusunu akla getirdi. Aslında DAIŞ’ın Türkiye’de yaptığı eylemlerin hepsinin Erdoğan iktidarının muhalifleri ve özellikle Kürtlere (ki Erdoğan Kürtleri kendi iktidarı için en büyük düşman olarak görüyor) yaptığını düşündüğümüzde bu organik bağ biraz daha netleşmiş oluyor. Herkes neden DAIŞ Türkiye’de yaptığı eylemleri üstlenmiyor ve en önemlisi de neden şimdiye kadar bir devlet kurumunu hedeflemedi diye soruyor.

Minbic’de 73 gün savaşan DAIŞ’ın, Türkiye sınırlarının yaklaşık 60 km bölümünü böyle isteyerek bırakmasının altında yatan etken ve Türk devletiyle yeni ilişki biçimi nasıl olacak?

DAIŞ’ın Türkiye siyasi sınırlarını bu kadar kolay bırakmasının üç önemli nedeni var.

Birincisi;  DAIŞ’a karşı kurulan koalisyonun ve Rusya’nın son aylarda Türk devletinin sınırları konusunda baskılaması ve bölgede sürekli gözlem uçuşlarından kaynaklı olarak DAIŞ eskisi gibi Türkiye sınırlarında hareket edemiyordu.

İkinci; DAIŞ’ın Minbic’i kaybetmesinden sonra Cerablus ve Bab bölgesine doğru ilerleyen Demokratik Suriye Güçleri’ne karşı direnemeyecek duruma gelmesi ve artık zaten çıkmak zorunda kalacağı bölgeyi kendisiyle düşündaş olan Türk devletine ve selefi gruplara bırakması daha akıllıca geldi.

Üçüncüsü ve en önemlisi ise DAIŞ’ın Türkiye sınırlarından çekilerek Bab’ın hemen kuzeyinde kalmayı kendisi için Türkiye sınırlarını daha kolay kullanma imkanını bulacağını düşünmüş olabilir ki, en mantıklısı budur. DAIŞ artık hiçbir denetime uğramadan Türkiye sınırlarını kullanabilme imkanını yakalamış olacak.

Artık sınırlarında DAIŞ olmadığı için ne DAIŞ karşıtı koalisyon ne de uluslararası gözlemciler Türkiye sınırı kontrol etme gereği duymayacaktır. Olsa bile yabancı savaşçı, cephane ve lojistiğin ÖSO gittiği görüşü hakim olacaktır. Türkiye zaten bölgede olacağı için bunun kime gittiğini kontrol etmek imkansız olacaktır. DAIŞ’ta bunun farkında ve fikirdaşları olan selefi gruplar üzerinden çok rahat Türkiye sınırların da hareket etme imkanı bulacaktır.

Yani Türkiye sınırları DAIŞ’a kapanmadı tam tersine DAIŞ’ın daha rahat hareket etmesi için zemin oluşturuldu.

Eğer objektif bir gözlem yapacak olursak Cerablus işgalinden en fazla kazançlı çıkan DAIŞ oldu ve daha fazla kazançlı çıkmayı amaçlıyor.

Türk devletinin Cerablus işgalinde iki ana hedefi var. Tabi malumunuz Kürtlerin dünyanın her hangi bir yerindeki kazanımını veya varoluşunu kendisi için tehdit olarak Türk devleti, bu işgaldeki öncelikli hedefini gizleme gereğini duymuyor. Kendi söylemleri ile “Kürt koridoruna” karşı oldukları ve bu bölgeye kendileri girmek istedikleri açıklıyorlar. Tabi burada dikkat edilirse Türk devleti için DAIŞ sadece bir gerekçe. Demokratik Suriye Güçlerine Cerablus’un güneyindeki saldırılar ve onlarca sivil katledildiği hava saldırı bunun en büyük kanıtı. ABD ise bu saldırıları kendi planları için risk noktasına geldiğini görünce, bir sınır hattı çizerek Türk devletinin saldırıları kısmı olarak durdurmuşa benziyor. Fakat bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu tartışma konusu.

Kürtlerin ve demokratik çevrelerin Rojava’da federal bir sistem kurmasını engellemeye yönelik Cerablus işgaline Suriye rejimi, İran ve Rusya öyle ciddi bir tepki göstermedi. Özelikle Suriye rejimi bunu kendi çıkarına bile gördü. Tabi burada kapalı kapılar ardında neler konuşulduğunu ve Türk devletinin Rusya ne sözler verdiğini bilmiyoruz. Ama Türk devletinin ikinci hedefinin Bab’ı işgal etmek olduğu açık. Zaten bunu yapmasa ve sadece sınır kontrolü çerçevesinde kalsa, Demokratik Suriye Güçlerinin ilerlemesini durdurması imkansız. Bu açıdan Bab işgal ederek Suriye rejimiyle yeni bir cephe oluşturmak istiyor.

Türkiye ikinci amacı Suriye rejimiyle Halep’in kuzey doğusunda yani Kuwers hava alanı üzerinden yeni cepheyle Halep’i bir şekilde kuşatmak. Tabi bunu kendi tankı ve topuyla yapması zor. Fakat bu bölgeye konduğu çete gruplarının hepsinin şuan İdlip ve Halep’te rejime karşı savaş gruplarlar aynı olduklarını göz önünde bulundurursak, Bab’a dayanan bu grupların rejimle saldırmaması imkansız görünüyor. Suriye rejimi ve Rusya’nın bu tepkisizliği bunun olmama ihtimali üzerine kurulu. Fakat tüm olasılıklar eğer Türk devleti ve çetelerinin bu Bab koridoruna girerlerse Suriye rejimine yeni cephe açacaklarını gösteriyor.

Tabi bunların hepsi olası hedefler. Bir de Demokratik güçlerin ve Kürtlerin hedefleri var…

(u)