İletişim | Hakkımızda
ANHA

Çiya Kurd: Topyekün saldırılara karşı seferberlik ruhu artırılmalı

ALVA OSÎ – AZAD SÊFO

HABER MERKEZİ- Uluslararası toplumun işgalci Türk devletinin saldırılarına karşı net bir tavır sergilemesi gerektiğini belirten Cizre Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi Danışmanı Bedran Çiya Kurd, halkın devam eden topyekun saldırılara karşı seferberlik ruhuyla direnmesi gerektiğini söyledi.

Cizre Kantonu Demokratik Özerk Yönetimi Danışmanı Bedran Çiya Kurd, işgalci Türk Devleti’nin Efrin’e yönelik işgal saldırılarını ANHA’ya değerlendirdi. Türk devletinin tüm imkan ve olanaklarını kullanarak Efrin’e saldırdığına dikkat çekerek, Kuzey Suriye halklarının kazanımlarına yönelik bu saldırının kahramanca bir direnişe çarpacağını vurguladı.

Türk devleti niye Efrin bölgesine saldırıyor? Ve sizce bu dönemde saldırmasının nasıl bir anlamı var?

Şüphesiz Türk devletinin bu dönemde Efrin’e saldırması tesadüf değildir. Bu saldırıların Türkiye’deki iç siyasetin durumu ve Suriye’nin genel durumu ile yakından ilgisi vardır. Önümüzdeki yıl Türkiye’de başkanlık seçimleri gerçekleştirilecek ve Erdoğan bu seçimlere hazırlanıyor. Erdoğan bu seçimleri kazanabilmek için de milliyetçi ve dinci duyguları kabartmak istiyor. Öte yandan Erdoğan, Suriye’nin içerisinden geçtiği durumdan çıkar elde etmek ve kimi menfaatlerini de Müslümanları kullanarak korumak istiyor. Bu yüzden tüm imkan ve olanakları ile Suriye’deki çetelere yardım ediyor. Bu çeteler hem siyasi hem de askeri anlamda yenilince, işgalci Türk Devleti de Efrin’e yönelik sert saldırılara girişti.

Peki bu saldırıların Suriye’de barış girişimleri sürecine etkisi ne olur?

Suriye’deki genel duruma bakıldığına en istikrarlı bölgenin Kuzey Suriye olduğu görülecektir. Daha önce de Suriye’nin en güvenli bölgesi olan bu bölgeye olası bir saldırının tüm Suriye’deki karışıklığı artıracağını belirtmiştik. Bu saldırılar özellikle Suriye’de 7 yıldır süren karışıkların siyasi bir çözüme kavuşmasının önünde önemli bir engel oluyor. Türk devletinin Efrin başta olmak üzere Kuzey Suriye’nin farklı merkezlerinde gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Suriye’deki barış sürecinin ya da Soçi’deki konferansların bir sonuca ulaşması mümkün değildir.

Peki bu saldırılar altında Soçi’ye davet edilirseniz, davete katılır mısınız?

Demokratik Özerk yönetimi olarak bu konferans davet edilmemiz halinde kesinlikle reddedeceğiz. Bu konferansın çağrısını Türk devleti ve Rusya yapıyor. Ve bu çağrılarına uyarak bu konferansa katılmamız, işgalci Türk devletinin Efrin’e yönelik saldırılarını kabul ettiğimiz anlamına gelecek.

Rusya öncelikle Suriye halklarının kırılan güvenini tekrardan sağlamalıdır ve Türk devletinin Efrin’de gerçekleştirdiği katliamlardaki rolünü geri çekmelidir. Böyle bir durumda Soçi’ye katılmayı tekrardan tartışabiliriz.

Sizce uluslararası güçlerin bu saldırılara karşı tavırları neden açık değil?

Uluslararası güçlerin ve özellikle Rusya ve Amerika’nın Türk devletinin saldırıları karşısındaki tavırları utanç vericidir. Bu tutumlarını Türk devletinin saldırılarına dönük bir destek olarak görüyoruz. Tutumları bu saldırıların durdurulması yönünde olmalıydı. Fakat uluslararası devletler bu saldırılar karşısında açık bir tavır sergilemediler ve bu durum tersten okununca da Türk devletine bir destek olarak gösteriliyor. Bu durum da Erdoğan’ın sivillere yönelik saldırılarını artırmasına neden oluyor. Bu yüzden de Rusya başta olmak üzere uluslararası devletler Türk devletinin sivillere yönelik bu saldırılarına karşı açık bir tavır sergilemeli ve Suriye’deki karışıklığın çözümü için rollerini oymalıdırlar. Amerika ve Arap Birliği gibi kendilerini Ortadoğu’da sorumlusu olarak ilan eden devletler, bir an önce Efrin halkına yönelik bu saldırıların durdurulması için net bir tavır sergilemelidir. Türk devleti bu saldırıları ile hiçbir şekilde Suriye’deki halkların saygısını kazanamayacak ve uluslararası hukuku çiğnemeye devam ediyor olacaktır.

Dünyanın birçok merkezinde Efrin direnişine destek veren eylemler gerçekleştirildi. Bu eylemleri nasıl görüyorsunuz?

Efrin halkı ve QSD savaşçılarının tarihi direnişi, dünya halklarının Efrin direnişine hayranlık duymaya ve destek eylemleri yapmasını sağladı.  Bu eylemler saygıdeğerdir. Efrin’deki saldırılar faşist zihniyetlere karşı bir insanlık direnişidir. Bu yüzden de mücadele yükseltilmelidir.

Demokratik Özerk Yönetimi olarak seferberlik ilan ettiniz. Bu seferberliğin sebebi nedir? Bu seferberlik ne amaçlıyor?

Kuzey Suriye’nin herhangi bir merkezine dönük bir saldırı gerçekleştiğinde Kuzey Suriye’nin diğer kentlerinde yaşayan herkes alanlara çıkar ve bu saldırılar karşısında durur. Şimdi de Efrin bölgesi vahşice bir saldırı ile karşı karşıya ve Efrin hem Kuzey Suriye’nin hem de Suriye’nin genelinin bir parçasıdır. Bu yüzden de Kuzey Suriye’nin her merkezinde yaşayan halk işgalci Türk devletinin saldırılarına karşı seferberlik ruhuyla alanlara çıkarak Efrin halkı ve savaşçılarına desteklerini ilan etti.

İşgalci Türk devleti bütün askeri imkan ve olanaklarını, basını ve ekonomisini kullanarak Kuzey Suriye halklarının kazanımlarına saldırıyor. Bu yüzden de halk işgale karşı direniyor.

Bazı basın, yayın kuruluşları ilan edilen seferberliği Efrin’deki güçlerin yetersizliğine bağladı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu söylenilenin tam aksine seferberlik zayıflık, yetersizlik anlamına gelmez. Seferberlik direnişe destek olarak görülmeli. Çünkü Kuzey Suriye halklarına yönelik saldırılar kapsamlı ve vahşice gerçekleştiriliyor. Bu yüzden bizler de direnişimizi yükseltmeli ve bu vahşice saldırılara karşı bütün imkan ve olanaklarımızı seferber etmeliyiz. Kuzey Suriye halklarına karşı geliştirilen komplo ve saldırıların yenilgiye uğratılması için bütün yurttaşlardan imkanlarını seferber etmeleri isteniliyor. Çünkü QSD’nin halkımız dışında destek aldığı kimse yok.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Bu saldırıların sadece Kürt halkına değil bütün halklara yönelik olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu saldırıların amacında Kuzey Suriye’de kurulan ortak yaşam ve halkların kardeşliği vardır. Bu yüzden bütün bölge halkı sorumluluk almalı ve bu saldırılar karşısında net tavrını sergilemelidir. Halklar Türk devletinin saldırıları karşısında geliştirdikleri eylem ve etkinlikleri sürdürmelidir. Herkes bu saldırıların yenilgiye uğratılmasının Suriye’deki karışıklıkların siyasi çözümü için yeni bir sürecin başlangıcı olacağını iyi bilmelidir. Çünkü Suriye’deki karışıklığın çözümünün önündeki en büyük engel Türk devletinin saldırılarıdır.

ANHA