İletişim | Hakkımızda
ANHA

DAIŞ çetelerinden itiraflar-1

Video

ALAN ROJ-MEDYA HENAN

DAIŞ çetelerinin güvenli yolu: Türkiye

HABER MERKEZİ – Dünyanın değişik yerlerinden birçok kişi DAIŞ çete örgütüne katıldı. Bu katılımların birçoğu, “DAIŞ İslami örgüttür, Müslümanların yegane savunucusudur” propagandasından etkilenerek katılmaya karar verdi.

Dünyanın değişik yerlerinden Suriye ve Irak’a yaşanan üye, silah ve lojistik akışının geçiş güzergahı olarak Türkiye öne çıktı.

Çete örgütünden kaçarak YPG’ye sığınan çeteler katılımlarını ve yaşadıklarını ANHA’ya anlattı. Bugünkü dosyamızda biri Cezayirli, biri Tunuslu diğeri Suudi Arabistanlı olan bu çetelerin hangi yollardan geçtiklerini, DAIŞ içinde yaşadıklarını konu ediniyoruz.

Kim bu çeteler, hangi yollardan geçerek Suriye’ye geldiler?

Adı soyadı: Wisam Bin Hüseyin. Kod adı: Ebu Saha. Wisam 1991 yılında Tunus’un Monistir kentinde dünyaya gelir. Liseyi Suriye’nin Sahili bölgesinde okuyan Wisam 2013 yılında DAIŞ’e katılır.

Adı soyadı: Newaf El Etibi. Etibi 1991’de Mekke’nin El Şeraya mahallesinde dünyaya gelir, 2013 yılında DAIŞ’e katılır.

Adı soyadı: Selim Rabih El Huti. Kod adı: El Huti. 1975 yılında Cezayir’de dünyaya gelir. Evli ve 2 çocuk babası olan Huti, 2014 yılında DAIŞ’e katılır ve burada ikinci kez evlenir.

El Huti Tunus’ta gerçekleşen halk hareketlerinden cihat fikrini benimser. Tunus’ta halk hareketinin tüm gençleri etkilediğini ve harekete geçirdiğini söyleyen Huti, kendisinin de bundan etkilendiğini belirterek şöyle konuştu “Tunus’ta çadırlar kurularak halka cihat etme çağrısı yapılırdı. Gençlere, “bizler günahkarız ondan dolayı cennete gidip tövbe etmeliyiz” deniliyordu.  Bu çadırlarda sıkça El Zerkawi ve Bin Ladin övülür, onların propagandası yapılırdı. Ben de bu propagandalardan etkilendim.

Ebu Saha katılma kararına ilişkin ise: “ben cihat, halifelik ve cennet propagandasından etkilenerek katılma kararı aldım” dedi.

Newaf El Itebi cihat etmeye karar vermesini Suudi Arabasitan’daki Nusra şeyhlerinden etkilenme olarak açıklıyor. Bununla birlikte Arap basınının Suriye’de yaşananlara dair propagandası Etibi’yi etkileyen bir diğer faktör olur.

Selim Rabih El Huti’nin DAIŞ’e katılma gerekçesi de Itebi’nin gerekçesiyle benzer. El Huti de basın üzerinden yapılan propagandadan ve şehylerden etkilenerek katıldığını ifade ediyor. Basın üzerinden sürekli Suriye’de yaşananları takip ettiğini söyleyen Huti bu şekilde cihat etmeye karar verdiğini belirtti.

NEWAF SAYIL EL UTEBI copy

Türkiye üzerinden inşa edilen çete ve lojistik yollarının hepsi Suriye ve Irak’a açılıyor

Konuştuğumuz tüm DAIŞ çete üyelerinin ortak anlatımlarından ortaya çıkan, dünyanın farklı yerlerinden gelen çetelerin katılım yollarının Türkiye üzerinden Suriye ve Irak’a ulaştığıdır. Çetelerin dünyanın en ücra köşelerinde internet üzerinden tanıştığı ve cihat kararı alan neredeyse tüm üyeler İstanbul-Antep üzerinden ilgili alanlara devşirilir.

Örneğin, Newaf El Itebi Suudi Arabistan’dan Suriye’ye geçmek için birkaç kez girişimde bulunur, fakat geçemez. Itebi en son Türkiye üzerinden geçer. Zaten görüştüğü DAIŞ çete üyeleri kendisini Türkiye’ye yönlendirir. Yabancı çeteler İstanbul Atatürk Havaalanı’ndan geçerek İstanbul’a, oradan da Antep üzerinden Suriye’ye aktarılır.

Itebi çete sahasına geçişine ilişkin ise şunları aktarıyor: “Önce internet yoluyla Özgür Suriye Ordusu’na, onlar vasıtasıyla da Cebhet El Nusra’ya ulaşmaya çalıştım. Ancak başarılı olamadım. Sonra Ürdün’e geçerek Suriye’ye gelmeye çalıştım. İki gün orada kaldım. Orada internet yoluyla birçok kişiyle görüştüm. Görüştüğüm birçok kişi bana, Türkiye’ye gitmemi, Türkiye üzerinden Suriye’ye geçmemi söyledi.

Bunun üzerine Türkiye’ye geçtiğini söyleyen Itebi, devamla: “Atatürk Hava Limanına ulaştığımda orada değişik Arap ülkelerinden gelen birçok sakallı kişi gördüm. Bunların içlerinde Libyalılar çoğunluktaydı. Bir grup olarak İstanbul’dan Reyhanlı’ya geçtik, oradan da Atme köyüne, sonrasında ise Idlib’e geçtik. Bize kuryelik yapan kişi Libyalı biriydi, fakat yanındaki biriyle de Türkçe konuşuyordu.”

El Huti ismindeki DAIŞ çetesi ise Suriye’ye geçişine ilişkin şöyle konuştu: “Ben El Berai El Mısri ismindeki biriyle ilişki kurup, onun vasıtasıyla 26 Haziran 2014’te İstanbul Atatürk Hava Limanına geçtim. Ebu El Berai orada bir şoförle konuşup anlaştı ve o taksici beni Antep’e götürdü. Yolda kimlik kontrolü yapıldı, ama bana bir şey demediler. Gideceğimiz yere ulaştığımızda Ebu Nesibe El Mexrebi adındaki bir çete bizi oradan Cerablus’a götürdü. Eğitime girmeden önce toplandığımız yerde bizi iki gruba ayırdılar. Bir grup Arapça bir grup da Türkçe konuşuyordu. Ama gruplar içinde mütercimler vardı. Benim katıldığım eğitim kampında en fazla da Türkiye’den katılımlar vardı.SELIM RABIH HUTI copy

Wisam Ebu Saha ise; katılımına dair şunları anlattı: “Tunus’tan Ehmed El Ceridi ve Selim adında iki arkadaşım vardı. Onlar vasıtasıyla DAIŞ’e katılma yollarını aradım. Onlar beni Eymen Mıhemed Etiye adında biriyle tanıştırdılar. Bir haftalığına Trablus Hava Limanının yakınında bir otelde kaldım. Oradan önce hava yoluyla İstanbul’a, oradan da Antakya’ya geçtim. Yol serüvenim boyunca hiçbir engelle karşılaşmadım. Sınırı da geçerken de aynı şekilde rahat geçtik ve İdlib’e gittik.

Türkiye tarafındaki ticaret yollarından yüzlerce çete İdlib’den Gıre Spi’ye geçti

Gıre Sıpi’ye geçiş için çetelerle Türk devleti arasında anlaşma sağlandığının altını çizen Wisam Ebu Saha şöyle devam etti:

“Biz Derguş denilen yerde 3 ay boyunca Özgür Suriye Ordusu’na karşı savaştık. Sonra bir gerekçe bildirilmeden geri çekilmemiz istendi. Biz de oradan otobüslerle Türkiye sınırına geçtik. Bir süre Antakya otelinde kaldık. Otel jandarmaların kontrolündeydi ve kimseler gelip gitmiyordu. Rütbeli bir subay yanımıza gelip gidiyordu. 4 ay sonunda bizi gruplar halinde dağıttılar. Ben ve iki kişi birlikte Aydın’a gönderildik.  Sonra bizi yeniden Antakya’ya geri gönderdiler. Bir ay sonra Türkiye ile çeteler arasında anlaşma yapıldı. Biri yanımıza gelip, sizi ülkenize göndereceğiz (burada ülkeden kasıt DAIŞ’in elinde tuttuğu bölgelerdir), dedi. Sayımız 320-350 arasındaydı. Otobüslerle Gıre Spi’deki DAIŞ merkezine geçtik.”

WISAM BIN HUSEN- BOSAHE copy

Newaf El Itebi de “DAIŞ ile Türkiye arasında sınır yoktu” diyerek iki taraf arasındaki ilişkilere ilişkin şöyle konuştu: “Tüm yaşamsal ihtiyaçlarımız Türkiye’den geliyordu. Bütün yaralılarımız Türkiye’de tedavi ediliyorlardı. İyileştiklerinde ise tekrardan DAIŞ’e geri gönderiliyorlardı.”

Yarın: DAIŞ ile Türkiye ilişkileri

ANHA