İletişim | Hakkımızda
ANHA

DAIŞ çetelerinden itiraflar-2

Video

DAIŞ ve Türkiye ilişkileri             

HABER MERKEZİ – QSD güçlerine teslim olan DAIŞ’in Cerablus “İslami polis” sorumlusu Almir Mitraski, Cerablus’un Türk ordusuna teslim edilmesi ve Türk istihabaratı ile DAIŞ çeteleri arasındaki ilişkilere dair önemli bilgiler verdi.

Adı soyadı: Almir Mirtraski. Kod adı: Abdurrahman El Türki.

Mirtraski 22 yaşında Makedonyalı. Mirtraski Makedonya’nın Skotleb kentindeki okulunu okul okuduktan sonra 6 ay boyunca imamlık yapar. Evli ve iki çocuk babasıdır. DAIŞ içinde Abdurrahmen El Türki ismi ile tanınan Mitraski, Cerablus’ta “islami polis” sorumlusu Mexirbi Ebu Fehed’in yanında emir olarak çalışır.

Mitraski’nin DAIŞ’le tanışma süreci

Makedonya’da imamlık yapan Almir Mirtraski internet üzerinden DAIŞ’i tanır ve yapılan propagandalardan etkilenir. Kendisi yapılan propagandalardan DAIŞ’in gerçek İslami çizgiyi savunan bir örgüt olduğuna inanır. O dönemler imamlık yapan Mirtraski, Makedonya’da DAIŞ’in propagandasını yapmaya başlar.

Almir Mirtraski çete örgütünü tanıma sonrasında yaşadıklarına ilişkin şunları anlattı: “Ben bu etkilenmelerden sonra Makedonya’da Suriye’de yaşanan savaş ve DAIŞ’in Suriye’de yapmak istediklerine ilişkin propaganda yapmaya başladım. İnternet üzerinden yapılan propagandadan DAIŞ’in gerçekten İslami bir örgüt olduğuna ve Allah’ın yolunda savaştığına inanmıştık. Propagandamızı da özellikle Makedon gençler arasında, bu inandığımız şeyler üzerine yapıyorduk. DAIŞ’e katılarak cihat edilmesini talep ediyorduk. Bu propaganda çalışmalarımızı da yoğunluklu olarak internet üzerinden yapıyorduk. Onlara örgütü tanıtıyordum. Örgütlediklerimizi Suriye’ye geçirene kadar yardımcı oluyorduk.”

Antep

DAIŞ yurt dışından eleman devşirme ağını Türkiye üzerinden kurmuştu. Aynı şekilde Türkiye’deki hücre evlerinde hafif ve orta düzeyde silahlar bulunduruyordu. Antep ve Reyhanlı, bu işler için bir anlamıyla pilot merkezler konumundaydı. Türkiye’deki çetelerin büyük kısmı buralardaki hücreler tarafından örgütlendiriliyordu. Orada çalışma yürüten çeteler, aynı zamanda yurt dışı bağlantıları da sağlıyorlardı. Yurt dışından gelenler için Suriye’ye geçiş yolları ayarlanıyor ve geçişler bu hücreler vasıtasıyla gerçekleştiriliyordu. Çetelerin anlatımlarından ortaya çıkan gerçek, DAIŞ adına bu geçiş hattındaki ilişkileri sağlayanların, aynı zamanda Türk istihbarat servisi MİT ile de ilişkili olan Ebubekir El Türki ile Ebu Ömer El Türki adlı kişilerdi.

Mirtraski, konu hakkında şu bilgileri veriyor: “Ben Suriye’ye geçmeye karar verdiğimde DAIŞ üyesi Ebu Eli Es Bosni ile ilişki kurdum. Bu kişi Makedonya ve Bosna’dan DAIŞ’e katılmak isteyenlerle bağlantı sağlayan kişiydi. Bana ‘Makedonya’dan Türkiye’ye gel, orada beni ara, o zaman sana gerekli bilgilendirmeyi yaparım’ dedi. Ben bunun üzerine 20 Eylül 2014’te Makedonya’dan çıktım. Türkiye’ye vardıktan sonra bir Turkcell sim kartı alıp Ebu Eli El Boni ile görüştüm. Bana oradan Antep’e geçmemi, oraya geldikten sonra da birileri tarafından karşılanacağımı söyledi. Ben Antep’e hava yoluyla geldim. Hava alanında indiğimde ise beni Ebu Bekir El Türki ile Ebu Ömer El Türki karşıladılar. Onlarla birlikte DAIŞ’in Antep’teki merkezine geçtik. Orada Kobanê savaşında yaralanan birçok DAIŞ’li vardı. İki katlı ve yurt dışından gelenlerin karşılandığı bir yerdi gittiğimiz yer. İkinci kat yaralıların tedavisi için ayrılmıştı. Tüm çeteler askeri elbiseliydiler. Orada iki gün kaldım. Dışarı çıkmak yasaktı zaten.”

İki gün orada kaldıktan sonra Mirtraski’yi oradan alıp sınıra götürürler. Sınırdan Rai’ye geçerler. Araçla bir köye vardıklarında indirilirler ve Mirtraski ile beraberindekiler sınırı yürüyerek geçerler. Mirtraski geçişine dair şöyle konuştu: “Biz Rai’de bir köye vardık. Orada 400 civarında DAIŞ’li vardı. Bizi oradan Cerablus’a götürdüler. Cerablus’ta 10 gün bekledik. Daha sonra Ebu Eyub El Ensari taburu sorumlusu gelip beni Reqa’ya götürdü. Reqa’da da beni Halep’in bir köyünde görevlendirdiler. Gittiğim görev yerinde 9 ay kaldım. Sonrasında ise Cerablus İslami polis sorumlusu olarak görevlendirildim ve oraya geçtim. 6 ay boyunca da Cerablus girişindeki Emraniye kontrol noktasında kaldım. Sonra yeniden görev yerim değişti ve bu kez Cerablus bölgesi polis sorumlusunun yardımcısı olarak Cerablus’un kendisine geçtim.”

İslami polisler olarak çalıştıklarını, ancak onların dışında Türkiye ile istihbarat alışverişi gerçekleştiren bir komitenin de bulunduğunu aktaran Mirstraski, şu bilgileri paylaştı: “Komite çetelerin komutanlarından oluşuyordu. Sadece o komite bu tür ilişki ve toplantıları düzenleyebilirdi. Hiçbirimiz bu komite hakkında gerekli bilgilere sahip değildik. Kurulan ilişki ve yapılan ittifaklara dair bize bir şey söylenmiyordu. Fakat o komite içinde tanıdıklarım vardı. Bana Türkiye ile ilişki içinde olduklarını ve sınırdan silah geçirdiklerini, söylediler. Sınırdan geçirilen silahlar içinde gelişmiş Kannas suikast silahları, çeşitli ağır silahlar, gece dürbünleri, yanı sıra askeri kıyafetler, keşif uçakları vardı. Bununla birlikte sınırdan Türkiye tarafına petrol sevkiyatı yapılıyordu. Bu petrol sevkiyatı hem Cerablus şehir sınırından hem de bağlı bazı köyler üzerinden yapılıyordu.”

‘Cerablus Türkiye’ye teslim edildi’

Makedonyalı DAIŞ çetesi Almir Mirtaski, Cerablus’un Türkiye’ye teslim edilmesine ilişkin de şu bilgileri paylaştı: “Cerablus, yapılan anlaşma sonucu teslim edildi. Cerabluslu olan Halep valisi Ebu Nuri El Ürdüni gelip Cerablus’taki DAIŞ komutanlarına toplantı yaptı. Cerablus karakolunda gerçekleşen toplantıda vali, komutanlara Cerablus’u ne için teslim ettiklerini anlattı. Vali bize bir süre sonra Kürtlerle Türk devleti arasında çatışma çıkmış süsü verileceğini, Türk devletinin bu bahaneyle Cerablus’a gireceğini, söyledi. Zaten bir süre sonra DAIŞ komutanlığından, Türk ordusunun Cerablus’a geçmesi için bizim kentten çıkmamız yönünde talimat geldi. Biz çıkınca DAIŞ’in bazı çete başları orada kalarak Fırat Kalkanı operasyonunda Türk devletiyle birlikte savaştılar. Bu çete başlarının içinde emir düzeyinde olan ve Halep’e bağlı Meskene ilçesinden olan Ebu Merlibe adındaki kişi ile birlikte Camil köyünden olan Ebu Esir El Camil’in yanı sıra çok sayıda kişi Cerablus’ta kaldı.”

QSD’ye teslim oldu

Almir Mirstaski konuşmasının sonunda çete örgütü DAIŞ’ten neden kaçtığına dair ise şunları anlattı: “Biz DAIŞ’in içindeyken DAIŞ’in ve Hisbe adındaki polisin sivillere dönük zulmüne çokça tanıklık ettik. Siviller barbarca katlediliyordu. Kendileri dışındaki herkesi kafir olarak görüyorlardı. Êzidi kadınları kendilerine köle yapıyorlardı.

Yaşanan zulme tanıklık ettikten sonra kaçmaya karar verdim. QSD güçleri bize yaklaşınca da onlara teslim olmayı tercih ettim. Çünkü, Özgür Suriye Ordusu ile diğer çete gruplarının halka zulüm uyguladıklarını, mallarını talan ettiklerini biliyorduk. Kendi aramızda da QSD güçlerinin kaçan ve kendilerine teslim olanlara yönelim uygulamaları konuşuluyordu. Gizliden bu tür şeyler konuşuluyordu ve QSD’nin olumlu yaklaşım gösterdikleri söyleniyordu. Ben de ondan dolayı QSD güçlerine teslim olmaya karar verdim. Teslim olduktan sonra da gerçekten insanca davrandıklarını gördüm. O açıdan buradan şunu rahatlıkla söyleyebilirim. DAIŞ gerçekten hiçbir zaman İslam’ı temsil etmedi. Ben herkese şunu salık vermek isterim. Kesinlikle bu terör örgütüne katılmayın. Halen DAIŞ içinde yer alanlara da gelin QSD güçlerine teslim olun çağrısında bulunmak isterim.”

Yarın: Çete örgütlenmesinde propagandanın yeri

ANHA