İletişim | Hakkımızda
ANHA

DÊRA ZOR: Bir yanı direniş, bir yanı teslimiyet-3

DAIŞ çeteleri ve Suriye rejim güçlerinin ilişkileri

EKREM BEREKAT

HABER MERKEZİ – DAIŞ çeteleri ve Baas rejimi arasında, son derece ilginç bir ilişki ağı bulunuyor. İki taraf arasında büyük bir düşmanlık olması beklenirken kesişen çıkarlar, tarafları Dêra Zor’da bir araya getirdi. Elbette ki bu çıkar ağı QSD’ ye karşı kuruldu.

QSD bir süre önce Cizre Fırtınası Hamlesi’ni, Suriye’nin Cizre bölgesinin DAIŞ çetelerinin elinde kalan kısımlarını kurtarmak için başlattı. Fakat görünen o ki, Suriye rejimi QSD’nin yerine DAIŞ’in varlığını kendi çıkarına gördü ve Cizre Fırtınası hamlesini boşa düşürmek için DAIŞ çeteleri ile koordineli hareket etmeyi tercih etti.

15 Mart 2011’de başlayan Suriye krizinde en fazla yarar sağlayan tarafın Baas rejimi olduğu açıkça görülüyor. Suriye Başkanı Beşar El-Esad 30 Mart 2011’de olaylarla ilgili konuşmasını parlamento binasında yaptı. El-Esed o zaman şunları söylüyordu: “Bölgenin huzur ve güvenliğini bozmaya çalışan terörist bir eylemle, komployla ile karşı karşıyayız.” O dönem Suriye kentlerinde yapılan eylemler genel olarak barışçıl sloganlarla yapılıyordu ve yurttaşlar özgürlük ve meşru hakları için çağrıda bulunuyorlardı.

Ne var ki, olaylar üzerinden birkaç ay geçtikten hemen sonra Suriye’de eylemler aynı şekilde devam etmedi. Barışçıl gösterilerle, mitinglerle süren eylemler yerini silahlı çatışmalara bıraktı. Sonuç olarak birçok askeri tabur ortaya çıktı ve Suriye halkını savunacaklarını iddia ettiler.DOSIYA-DERELZOR1 (2)

İç karışıklığın dozajı giderek artarken 2011 yılı sonu ile 2012 yılının başlarında radikal İslami fikirleri olan taburlar düzeyinde askeri örgütlenmeler ortaya çıktı. Suriye rejimi bu radikal İslami gruplara ciddi şekilde destek verip yardımda bulunuyordu. İlerleyen zamanlarda bu radikal İslami grupları da kendi çıkarları doğrultusunda kullanacaktı.

Bu olasılıklar iddia düzeyinde kalsa da olasılığı oldukça güçlendiren örneklerin de mevcut olduğu unutulmamalıdır. Suriye rejimi Amerika’nın zoruyla 2003 yılında birçok radikal İslamcıyı Irak’a cihatçı göndermekle suçlayarak tutuklayıp Seydnaya cezaevine atmıştı. Fakat Suriye devrimi başlarken bu radikal İslamcıların tutukluluk dönemi dolmadan, onları serbest bıraktı. Bu serbest bırakılmalardan sonra birçok radikal İslamcı silahlı grubun ortaya çıkması oldukça dikkat çekiciydi.

Rejimin serbest bıraktığı kişilerden bazıları şunlar: “Suriye’deki DAIŞ’in kurucusu Ebû Luqman Elî El- Mûsa (Suriye valisi),El-Mûsa önceleri Reqa’da öğretmen olarak çalışıyordu ve rejim tarafından 2009 yılında Irak’a cihatçı göndermek suçundan yakalandı.  Bir diğeri Ebû Elî El-Şerhî olarak bilinen Fewaz El-Kurdî.  DAIŞ ‘in Piri olarak tanınan Îbrahîm El-Şewax Mamê Ebû Lokman ise rejimin bir organı olan “Ulusal Uzlaşma” nın bir üyesidir ve Dîmeşqê kentinde Baas rejiminin gözü önünde duruyor. Feysel El-Bilo da Girê Spî ve Silok’un valiliğini yapıyordu.’’

Rejim bu kişileri zindandan serbest bıraktıktan sonra, Seed El-Hedremî ve Reqa’daki Ebû Decan’ın yardımlarıyla Özgür Suriye ordusu çatısı altında; Girê Spî, Siluk ve Eyn Îsa’da İslami ordular kurdular ve Cebhet El-Nusra çetelerine katıldılar. Sonrasında ise Cebhet El-Nusra, Ebû Seed El-Hedermî’yi Reqa’da komutan olarak görevlendirdi ve Ebû Decan da Cebhet El-Nusra’ın mali müşaviri oldu. DAIŞ örgütünün ilanından sonra Ebû Lokman, Ebû Elî, Rewaz El-Kurdî ve Îbrahîm El-Şewax DAIŞ’e bağlılıklarını duyurdu. Fakat Ebû Seed El-Hedremî ve Ebû Decan bunu kabul etmedi ve sonrasında Ebû Lokman tarafından başları kesilerek öldürüldüler.

DAIŞ çeteleri 2013 yılından beri acımasız yöntemlerle Suriye’nin birçok bölgesini işgal etti ve Halep ile Reqa’da da çok sayıda merkez açtılar.  DAIŞ, sonrasında Halep’e bağlı Bab, Minbic, Etarib, Ezaz, Til Rıfat şehirleri ve daha birçok şehri işgal etti. Aynı zamanda Sermeda, Kefertixarîm, Dana ve Selqînê gibi İdlib eyaletine bağlı kentleri de işgal etti. Sonra da DAIŞ, Reqa kentini başkenti olarak ilan etti. DAIŞ işgal ettiği tüm kent ve bölgeleri Özgür Suriye Ordusundan aldı ya da başka bir deyimle Suriye rejiminden hiçbir yer almadı.

Sonuca bakıldığında görünen o ki, Baas rejimi radikal İslami grupların kuruluş zeminini  Seydnaya cezaevinde atmış durumda. Esat da Suriye’nin bir komplo ile karşı karşıya kaldığı tezini doğrulamak için çalışmalarını bu tutuklular üzerinden yürüttü. DAIŞ çeteleri ile Suriye rejimi arasında DAIŞ’in kuruluşundan beri hiçbir çatışmanın olmadığı bilinmesine rağmen, teröre karşı savaş bahanesiyle Suriye’nin birçok kentine yönelik saldırılarını meşru kıldı.

DAIŞ çeteleri üç yıl boyunca Reqa kentini işgal altında tuttular. Buna rağmen Baas rejimi DAIŞ çetelerine karşı hiçbir askeri hamle gerçekleştirmedi. Buna karşın bazı belgeler DAIŞ çeteleri ve Baas rejiminin arasında ilişki ağını varlığını sorgular oldu.DOSIYA-DERELZOR1 (3)

Britanya’nın “Telegraph” gazetesinde 2015 yılında yayınlanan bir makalede Baas rejiminin DAIŞ’ten sadece petrol almadığını, aynı zamanda DAIŞ’in gaz ve petrol merkezlerini çalıştırıp kullanması için de destek verdiği belirtildi. Gazete Baas rejiminin petrol konusunda en çok DAIŞ ile ilişkide olduğunu ve petrolü onlardan aldığını yazdı. DAIŞ işgal ettiği bölgelerdeki halka çok ucuza yakıt satarak onların bağlılıklarını kazanmaya çalışıyordu. Baas rejimi çoğu kez DAIŞ çetelerinin işgal ettiği bölgelerden elektrik tedarik ediyordu.

“IHS Jane’s Terrorism and Insurgency Center (JTIC)” merkezinin yaptığı analize göre 2015 yılındaki DAIŞ saldırılarının sadece yüzde 13’ü rejimin kontrol sağladığı bölgelere yapılmış.

JTIC’ verdiği bilgilerden de anlaşıldığı üzere El-Esad’ın hava saldırılarının yüzde 65’inin DAIŞ bölgelerine karşı olmadığı ortaya çıktı. Ya da 2015’in başından 21 Kasım’a kadar muhaliflere karşı yapılan 982 eylemin sadece yüzde 6’sı DAIŞ’e karşıydı.

DAIŞ’in 20 Mayıs 2015’de Palmîra (Tedmur) kentine karşı düzenlediği eyleme bakılırsa,  Baas rejiminin burada hiç direnmediği görülecektir ki, bu kent bir çok medeniyete ev sahipliği yapmış tarihi bir kenttir. Fakat rejim geri çekildi ve DAIŞ çeteleri ele geçirsin diye de büyük miktardaki silah ve cephanelerini geride bıraktı. DAIŞ tüm cephane ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra Palmîra kentini kısa bir sürede rejimden aldı.

O dönemde Britanya’nın “Skynews” ağının eline geçen belgelere göre, Suriye rejimi karşılıklı bir anlaşma ile Palmîra antik kentini DAIŞ’ten aldı ve sonuç olarak anlaşma gereği DAIŞ çekilmeden önce ağır silahlar ele geçirdi.

Yine Skynews’in yayınladığı bir belge askeri bir fermandı. Fermanda bir DAIŞ çetebaşı, çetelere “Suriye ordusu kenti bombalamadan şehirden çekilin ve tüm askeri teçhizatları belirlenen yere ulaştırın” şeklinde talimat veriyor ve gerçekten bu talimat gerçekleştiriliyor.

DAIŞ’in Palmira’ya iki saldırısının da alma ve teslim etme eylemleri olduğu, bu eylemlerin amacının DAIŞ’e askeri yardım yapılması ve öte taraftan rejimin teröre karşı savaşının meşrulaştırılması olduğu düşünülüyor.

Tüm bunların yanı sıra birçok uzman ve araştırmacı DAIŞ’in Palmira kentine hakim olmasında en büyük yardımı Rusya ve Baas rejimden gördü. Halep’in doğusunda ateşkes olması için uluslararası çağrılar artmıştı. 9 Aralık 2016’da Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, Halep başta olmak üzere Suriye’de sivil halka yönelik tüm saldırıların durdurulması yönünde bir karar almıştı. Buna rağmen özellikle Halep’in doğu mahallelerinde DAIŞ’in yaptığı hak ihlalleri ve soykırımı örtbas ettiler.

Sonuç olarak görünen o ki, Suriye rejimi ve işbirlikçilerinin 3 Kasım 2017’de Rusya’nın sağladığı hava desteğiyle Dêra Zor kentine hakimiyetini ilan etmiş olması, Palmîra’da gerçekleşen durumdan çok da farklı değildir.

(lt)

ANHA