İletişim | Hakkımızda
ANHA

Efrin değil, asıl Bab ve Cerablus ne olacak?

ANALİZ

Aziz Köylüoğlu

HABER MERKEZİ- Son günlerde Türk devleti diktatör Erdoğan’ın öncülüğünde kırmızı görmüş boğa gibi Rojava Kürtlerine saldırıyor. Erdoğan Efrin’i en rahat saldırıp, işgal edileceği yer olarak görüyor. Ancak sadece bununla da yetinme niyetinde değil. Eğer Efrin’i işgal edebilirse, oradan Mınbic ve Kuzey Suriye’nin diğer yerlerine de saldırmayı planlıyor. Bu plan Erdoğan ve yardakçıları tarafında her gün bir kaç kez dillendiriliyor. Türk basını da bu kirli planları meşrulaştırmanın gayretiyle birbiriyle yarışır durumda.

Erdoğan ve Türk devletinin bu saldırılarına karşı, Pentagon da Fırat’ın batısındaki bölgelerin kendilerinin yardım sunduğu bölgeler arasında yer almadığı açıklamasını yaptı. Türk basını Pentagon’un bu açıklamasını kendi işgal planları için bir yeşil ışık olarak değerlendirseler de, ancak yine de Pentagon’un bu açıklaması daha önce yapılan açıklamalardan çok da farklı değildi.

Burada dikkat çekici olan Rusya’nın diktatör Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin kendi tutumunu halen netleştirmemiş olması.

Dikkat çekici bir başka nokta da, uluslararası alanda Erdoğan’ın muhatabı olan Rusya’ya her hangi bir şey söylememiş olmasıdır.

Diğer yandan Suriye demokratik güçleri, Erdoğan’ın bu saldırılarına karşı tutumlarını açıkça ortaya koyarak, saldırılara karşı direneceklerini ortaya koydular. Aynı şekilde Kürt halkı da bu saldırılara karşı sessiz kalmayacağını açık şekilde beyan etti.

Rusya’nın sessizliği sürüyor

Mevcut durumda Rusya dışındaki herkes tutumunu açıkladı. Bundan sonra kim ne yapacaksa yapmalıdır. Ancak bunun o kadar kolay olmayacağı da net olarak bilinmelidir. Çünkü bu bölgeler DAIŞ’in olduğu her hangi bir bölgeye benzemiyor. Söz konusu edilen yer Efrin’dir. Kürtler Efrin’de uzun bir tarihi geçmiş sahiptirler. Yanı sıra Efrin’deki Kürt güçleri Türk devleti dışındaki herkes tarafından meşru görüldükleri gibi, bir ölçüde de destekleniyorlar. İki küresel güç olan ABD ve Rusya, Kürtlerin Suriye’de yürüttükleri siyaseti destekliyorlar.

Türk devleti Rusya ile Suriye siyasetine dahil oldu

Türk devleti işgalci bir güç olarak 2016’dan itibaren Suriye siyasetinin dışına atılmıştı. Bir taraftan Rusya ile anlaşma yoluna giderken, diğer taraftan DAIŞ ile yaptığı anlaşmaya dayanarak Suriye topraklarının bir kısmını işgal etti. Arap, Kürt, Türkmen vd. halkların birlikte yaşadığı bu bölgeleri boşaltarak çeteleri yerleştirdi.

Türk devleti Rusya ve İran’la ortaklaşa gerçekleştirdiği Astana görüşmelerinde, onların çıkarlarını gözeten bir siyaset yürüteceği oyununu sergilemeye başladı. İdlib’e geçişi bu şekilde oldu. Ancak diktatör Erdoğan tarafından yönetilen Türkiye’nin kendilerini kandırdığı gerçeği Rusya tarafından açıkça görüldü.

Erdoğan, El-Nusra’ya dayanarak güç olmaya çalıştı

Türk devleti El-Nusra çetelerine dayanarak bölgede güç olmaya çalıştı. Ancak Rusya’nın Türkiye’den beklentisi Türk devletinin yaptığının aksine, El-Nusra çetelerini tasfiye etmekti. Rusya, Türk devletinin yaptıklarını ifşa edince, Suriye rejimi İran’ın da yardımıyla Hama’dan İdlib’e doğru bir operasyon başlattı. Eğer bu operasyon mevcut durumuyla ilerlerse, Türkiye sadece askeri açıdan değil, siyasi olarak da Suriye’deki gelişmelerin dışında kalacak.

Türkiye İdlib’de kaybetti

Türk devleti ve diktatör Erdoğan İdlib’de kaybettiklerini, Astana oyununun sonuna gelindiğini ve bu şekilde Suriye’de rollerini kaybettiklerini anladıkları anda Efrin’i gündeme aldılar. Aslında Erdoğan İdlib’de yaşadığı yenilginin üstünü örtmek için de Efrin’i gündeme koydu. Çünkü gerçek yüzü İdlib’de deşifre oldu. Çünkü Astana’da İdlib’de El-Nusra cephesini tasfiye edeceği sözünü vermişti. Bunun için de Rusya İdlib’e geçişine izin verdi. Ancak Türk devleti bunun aksine orada Nusra cephesiyle anlaşma yoluna gitti. Bu anlaşma sonucu Suriye Baas rejimine ait bir savaş uçağını düşürmelerini, Rusya denetimindeki hava alanına da hava saldırısı yapmalarına neden oldu. Dolayısıyla Rusya, Suriye’deki siyasetinin Türkiye tarafından boşa çıkarıldığını gayet iyi görüyor.

Diğer taraftan Pentagon her ne kadar, Efrin bizim DAIŞ’e karşı mücadele ettiğimiz bir alan değil dese de, YPG, Mınbic ve Fırat’ın doğusunda ABD’nin ortaklaşa iş yaptığı QSD’nin bir bileşenidir. Fırat’ın doğusundaki ortaklık sadece o bölgeyle sınırlı kalmayacaktır. Diplomatik açıklamalar yapsa da, ABD tarafsız kalamaz.

Rusya Suriye hava sahasını Türk devletine açmayacaktır

ABD, Efrin benim hareket alanımın dışındadır, açıklaması yapınca tüm gözler Rusya’nın nasıl bir açıklama yapacağına döndü. Ancak Rusya  şimdiye kadar da Türk devletinin işgal girişimine karşı tutumunu net olarak ortaya koymamıştır. Astana toplantıları başladığından beri Rusya savaş uçakları Türkiye’nin işgal ettiği bölgeler üzerinden uçuş gerçekleştirmemişti. Dolayısıyla şu andaki tabloda, karadan Türk devletine izin verse de, Rusya’nın havadan saldırı için Türk devletine izin vermeyeceğidir.

Efrin’den öte merak edilmesi gereken yerler, Bab, Cerablus ve Azaz olmaktadır

Şimdiler de herkes Efrin’de ne tür gelişmelerin yaşanacağını merak etmektedir. İşgalci Türk devleti bir saldırı gerçekleştirecek mi? Saldırı olursa nasıl bir tablo ortaya çıkar? Aslında bu biraz da Erdoğan siyasetine göre şekillenecek bir durum. Ancak benim merak ettiğim İdlib tümden Erdoğan’ın elinden çıktıktan sonra kimin denetimine girecek? Bu tam olarak belli olmazsa da belli olan bir şey var ki, o da Türk devleti kesinlikle artık eskisi gibi bölgede hareket alanı bulamayacaktır. Böyle bir durumda Bab, Cerablus (Kanixezal) ve Azaz’ın durumu ne olacak? Türk devletinin buralardaki işgal durumu ne kadar sürecek? Bana göre bu işgalin sonu yakındır.

ANHA