İletişim | Hakkımızda
ANHA

Efrîn ‘Mecbur Kürtlerin direnişidir’

ANALİZ

Derin SEZEN

HABER MERKEZİ- Efrîn direnişi Yaşar Kemal’in deyimiyle, ‘mecbur insan’ların direnişidir. Direnmekten başka seçeneği kalmayan Kürdün! Efrîn, Dımdım gibi küçük bir yer. Ama tıpkı onun gibi egemenler, sömürgenler için çok tehlikeli. Orada ezmek istedikleri ise umuttur, özgürlük ve demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi fikridir. Orada özgürlük, eşitlik, adalet fikrinin savaşı veriliyor. Kuşatılmaya alınarak kırılmaya çalışılan, boğulmak istenen tam da bu fikir.

‘Haydi artık çabuk tutun elinizi,

Düşman görsün teslim olmadığımızı.’

Derler ki, “Sırtını ya gerçek bir yiğide yaslayacaksın, ya da geçit vermez bir dağa.”

Efrîn, Rojava Kürdistan’ın en ucunda Akdeniz ve Bakurê Kürdistan’a bağlı İskenderun doğusunda yer alır. Doğudan Ezaz ovası, batıda El Eswed nehri, kuzeyde Meydan Ekbes-Kilis’’ten geçen tren hattı ve güneyde çiyayê Sam’an (Sam’an dağı) sınırlarını oluşturur. Dağlık ve geniş ovalara sahip Efrîn Cindirês, Bilbilê, Raco, Mabeta, Şerawa, Şera ve Şiyê ilçelerinden oluşan küçük bir bölge. Suriye’de savaşın başlamasıyla bölge göçün merkezi haline gelmiş ve Afrin nüfusu bir milyonu aşmıştır.

Çiyayê Kurmênc/Jebel El Ekrad (Kürd dağı) olarak bilinen Efrîn veya Avarîn suyun olduğu yer anlamına gelir. Bir diğer deyimle hayatın olduğu yer! Nalları altında çiğnemek isteyen devasa ordular ve onlara hükmeden imparatorların, cinayet birliklerinin kılıç darbeleriyle talan edilip yakılıp, yıkılırken, halkı katliamlardan geçirildi, sürgünler yedi. Çağların bu acımasız biçimlerini gördükçe zalimlere sırt çevirdi. Ama Hurri ve Mitanniler gibi yiğit çocuklarına yaslanmaktan geri durmadı, geçit vermez dağlarıyla bugünde Onların torunlarıyla zalimlere geçit vermiyor.

Bu coğrafyanın Kürt, Arap, Türkmen ve bilcümle sakinleri ile Efrîn kalesi şu günlerde direnişçilere odaklanması, onların güçlü taraflarını ortaya koyması bakımından dikkat çekicidir. Bilgeliği, savaşa meraklı olmamasına rağmen buna mecbur kalması sonucu, bu karaktere hayranlık duyulmasını sağlar! Efrîn halkının kendilerine sağladıkları güvenlikli ortamın, refah ve adaletli yönetiminin zalim ve kötü örnek despotların tahammülsüzlüklerine karşı direnişinin tarihi aynı zamanda. O sebepten ötürüdür ki; Erdoğan-Bahçeli faşizminin son bulması Efrîn’in özgürlüğünün sürekliliğiyle bağlantılıdır.

Şimdi aklıma 17. yüzyılda direnişiyle kahramanlıklara konu olan Dımdım Kalesi geliyor. Rojhilat Kürdistan’ın Mergever bölgesinde geçen bu kahramanlık; Tergever, Mergever, Bıradost ve Şino bölgelerinde yaşayan Kürt köylülerinin Safevi (İran) istilacılarına karşı verdiği mücadeleyi anlatır.

Bir yandan padişah, diğer yandan şah, kaleyi ele geçirmek için var güçleriyle yüklenir.

Dımdım Kalesi, kaç kez kuşatmaya alınırsa alınsın ele geçirilemez. Bunun nedeni yalnızca kalenin sağlamlığı değildir elbet, onu asıl güçlü kılan içindeki halkın birliği, dayanışması, örgütlülüğüdür. Kadın-erkek, çoban-çiftçi, esnaf-medrese tüm halkın silahlanıp işgalci saldırganlara karşı yek vücut savaşmasıdır. Halk, bir beyi ve onun kalesini değil, özgürlüğünü savunmaktadır; ağalar-paşalar için değil, kendisi için dövüşmektedir.

Efrîn’de de 6 yıldır tam olarak yaşanan budur. 6 yıldır özgür yaşam ilmek ilmek Rojava’da örülüyor. Türk devleti ve çeteleri 6 yılıdır halkı açlığa, susuzluğa, ilaçsızlığa mahkum ederek teslim olmaya zorladı; kadınları, çocukları vahşice katletmekten de geri durmadı ama saldırarak yok edemiyorlar. Ve orada da halk, tıpkı Dımdım’daki gibi canını dişine takmış; kadını-erkeği, işçisi-öğrencisi, esnafı-köylüsü öz savunma içinde… Herkes Dımdım’daki gibi başka devletler için değil, kendi özgürlükleri ve gelecekleri için savaşıyor.

Efrîn, Dımdım gibi küçük bir yer. Ama tıpkı onun gibi egemenler, sömürgenler için çok tehlikeli. O yüzden Erdoğan-Bahçeli faşizminin öncülüğünde Anti Kürt blokunun 19 Ocak’ta 72 F16’yla Efrîn’e dönük başlatılan katliam saldırılarını doğru görmek ve okumak gerekiyor. Efrîn şahsında Rojava’da ezmek istedikleri umuttur. Özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi ve halkın kendi kendini yönetmesi fikridir. Orada, boğulmak istenen tam da bu fikirdir.

Orada, Kürtler yalnızca kendileri için savaşmıyor, tüm ezilenler için savaşıyor. Çünkü orada peşinden koştukları, ezilenlerin kurtuluşu fikridir. Orada, halk demokrasisi inşa edilmektedir. Orada, kadın devrimi ete kemiğe bürünmüştür. Orada bir destan yazılıyor; isimsiz kahramanların, ezilenlerin destanı. Pes etmeyi kabul görmeyen fıtratının yiğitlik olduğuna inanların yaslandıkları bir direniş destanı!

O sebeple Efrîn direnişini Yaşar Kemal’in deyimiyle, ‘mecbur insan’ların direnişi’ olarak anlamak gerekiyor. Direniş dışındaki tüm sözcüklerin mevta ve yavan olduğunu bilerek; Mazlum Doğan’ın ‘Direnmek Yaşamaktır!’ öğretisi geliyor aklıma.

ANHA