İletişim | Hakkımızda
ANHA

Efrîn’i savunmak

Andok Ronahi

HABER MERKEZî – Tarihi bir direniş sürerken, bu direnişin kenarında duran, olan bitenleri izleyip ne yapmalı diyenlere…

Dışarıda yağmur yağıyor, biz ise yağmurun sesini dinleyip Afrin’deki gelişmeleri takip etmeye çalışıyoruz. Dışarıda yağmur yağıyor olması ve yılın en soğuk dönemini yaşıyor olmamızı vurguluyorum öncelikle.

Çünkü şimdi binlerce çocuk, kadın ve ihtiyar bu soğukta her an bombardıman tehlikesiyle yaşıyorlar. Kendi çocuğunuz ya da annenizi yerine koyun demeyeceğim çünkü insan olan için annesi ya da başka bir kadın, çocuğu ya da başka bir çocuk fark etmiyor. Sadece acıyı hissedebilmek tüm canlılarda olan bir özelliktir. Ancak başkasının acısını hissedebilmek ve buna karşı derman olmaya çalışmak insan olmanın yegane şartlarındandır.

Öncelikli problemimiz insani vasıfların yitirildiği bir çağdan geçiyoruz ama bunu biliyoruz ki bu kader değil. Değiştirmek mümkün. Bunun için öncelikle şunu yapalım: Her an Afrin’de olmayı düşünelim, yüreğimizle, ruhumuzla. O zaman duygularımızı daha anlamlı kılabilir, bununla bağlantılı olarak yaşamımıza daha büyük anlamlar katma yoluna girebiliriz.

Afrin’i savunurken hiçbir şey yapamayanlar için söyleyeyim hiçbir imkanı yoktur vs. vs.  pek çok sorumluluğu vardır, şimdilik o sorumluluklarının önünde farklı bir sorumluluk koyamıyordur. Ne yapacak? Nerede olursa olsun, egemen, faşist TC’nin yalanlarını teşhir edecek, direnenlerin zaferini anlatacak. Moral verecek çevresindekilere. Direnenlerin halen var olduğunu, kalben ve ruhen bir birliktelik yaşadığını sözleriyle gösterecek. Belki bu sözler bir yangının kıvılcımı olacak. Kıvılcım olabilmek içten gelen yoğun anlamlı sözlerin sonucuyla ancak gerçekleşebilir. Ama kendini böyle tanımlayanlara şunu söylemek gerekiyor ki bu ateş bir gün seni de yakar!

Söz önemli bir silahtır.

Söz önemlidir. Ne için önemlidir? Çünkü sözdür örgütü yaratan. Sözdür eylemi doğuran. Eylemsiz, örgütsüz neyiz ki? Ne yapabiliriz ki?

Öncelikli yapmamız gereken şey, ulaşabildiğimiz herkesle bir örgüt kurmak. Ne kadar çok olursak o kadar daha güçlü etki yaratabiliriz. Tabi bu örgüt kurma işi eylem üzerinden en güzel gerçekleşebilir. Tabi Türkiye, Avrupa ya da başka yerde örgüt kurmak, eylem yapmak denildiğinde herkes korkar yanaşmaya; ancak doğru yaptığımıza inanıyorsak, başarmak için örgütlenmekten başka bir çaremiz yok.

Örgütlülük güç olmak ve başarmak için esastır; ancak eylem tarzları ve hedeflerinin de önemli olduğunu söylemek lazım. Her zaman her hedef ve tarz cevap olmaz sürece. Hedefler ve tarz konusunda da bazı temel vurguları yapmak lazım.

Hedefimiz net olmalı!

Hedef, kendi iktidarını sürdürmek için herkesi her şeyi kurban eden AKP devletidir. Ve şunu iyi bilmeliyiz ki yenilmenin eşiğindeki biri gibi son gücüyle etrafa saldırıyor. Afrin savaşı onun iktidarının al aşağı edileceği yer olacaktır.

AKP’nin nerede hangi kurumu varsa yönelmeliyiz.  Afrin’e gelip savaşmak yetmez. Cepheyi genişletmek, her şehirde ne kadar kurumu varsa onları hepsini hedef almak lazım. Yol, yöntemi uygulayıcıya bırakmak lazım. Tabi şunu da söylemek lazım ki salt bir basın açıklaması yetmez.

Ya da birkaç slogan haykırmak!

Yetmez!

Ne mi yeter!

Çocukların, kadınların katledildiği bir yerde binlerce kişinin öfke seliyle duvarları yıkması gerek.

Şunu bilelim ki halkın örgütlenmiş öfkesidir bu savaşı durduracak.

Bir de tabi yüreği mevcut durumlara karşı kaynayan gençler…

Gün mavzer kuşanma günüdür. Nerede olursan ol. Kuşan mavzerini, katıl bu şanlı kavgaya

“Feriştahlar titresin

İntikam naramızla

İşte böyleyiz biz

Büyüyor halayımız

Zincirleri kırarak

Zılgıt zılgıt ihtilal

Hala hala heee”!