İletişim | Hakkımızda
ANHA

ENKS’nin YPG’yi karalama kampanyasının arkasında ne var? – 2

ANALİZ

TAHA HAMID

Rojava Devrimi’nin öncüleri ve Özerk Yönetim yetkilileri bu planların farkına çabuk vardılar. Suriye krizine dair ilerlemeleri değerlendirebilirler ve geleceğe dönük herkesi şokta bırakan tespitler yapabilirlerdi. nihayetinde yaptılar ve bu bağlamda ilk adım olarak Halk Savunma Birlikleri (YPG)’yi ve Kadın Savunma Birlikleri (YPJ)’yi kurdular. Serêkaniyê’deki savaş bu birliklerin ilk kıvılcımları idi.

Muhalif güçler ve onlara destek verenler; hafif silahları ile sayıca az olan bu birliklerin, kalabalık ve ağır silahlara sahip olan çetelere karşı duramayacaklarını düşündüler. Ancak YPG/YPJ savaşçılarının sergilediği kahramanca direniş tüm dünyayı şoke etti ve planları boşa çıkarttı.

Böyle bir durumda, şu an ENKS’yi oluşturan bazı Kürt parti yetkilileri bazen gizli bazen açık bir şekilde işgalci güruhlarla ortaklık yapıyorlardı. Bunlar aynı zamanda, birçok silahlı çete grubu kurarak Serêkaniyê’de YPG ile savaşa soktular. Aynı güçler; ENKS, PDK ve Türkiye yönetimi altında Halep, Kobanê ve Efrîn’de çetelere karşı yürütülen savaşı, ‘Kardeşler Savaşı’na dönüştürmeye çabaladılar.

Aldatma ve kandırma tablosunun tamamlanması için çetelerin ortağı bazı gruplar, Demokratik Toplum Hareketi’nin (TEV-DEM’in) Siyasi Dönüş ve Yüksek Kürt Konseyi çatısı altında birleşme çağrısına cevap verdiler; ancak, masa altından harekete karşıtlığı kurguluyorlardı. Ortak bir Kürt askeri gücünün kurulması konusunda ENKS ve MGK anlaştıktan sonra, Rojava Asayiş Güçleri ENKS’ye ait birçok askeri üssü ve merkezi kapattı.

ENKS, PDK ve Türkiye’nin Rojava’yı işgal planlarını uygulayabilmesi için Yüksek Kürt Konseyi’ni Truva Atı yapmak istiyordu. Fakat bunu beceremeyince ve amaçlarını gerçekleştiremeyince Yüksek Kürt Konseyi’nden çekildiler ve Rojava’ya düşmanlık planı olan B Planı’nı uygulamaya geçtiler.

B Planı

ENKS ve onu destekleyen ülkelerin (Ankara ve Hewlêr) B Planı’nda, ‘Kardeşler Savaşı’nın çıkarılması vardı. Bunlar, Başurê Kurdistan’da Rojavalı gençleri bu plan çerçevesinde eğitiyorlardı. Böylece Türkiye denetiminde ve Türkiye’nin de amaçları doğrultusunda bu gençlerden askeri bir güç kurdular. Ardından her tartışmada bu gençlerin Rojava’ya geçmesinden ve ikinci bir askeri güç olarak kabul edilmesinden söz ettiler ve bunu her fırsatta şart koştular. Cizîrê Kantonu Yönetimi’nden, bölgenin denetiminin kendilerine verilmesini ve bu gücün bölgenin savunma gücü olmasını istiyorlardı. Bunula, ‘Kardeşler Savaşı’nın tekrar yaşanmasının kapısı aralanıyor ve Rojava’nın parçalanması isteniyordu.

Açık Oyun

Ancak ner var ki, öteden beri süregelen bu planlarını uygulamada başarısız oldular ve gerçek niyetleri ortaya çıktı. Bundan dolayı bu planların yerini artık özel savaş medyası devraldı. “YPG/YPJ terörist örgütlerdir” söylemiyle, bu ulusal iki gücü karalamaya dönük kampanyaya ve propagandaya başladı.

Bu şer odakları; kendine STK adını vermiş ve Türkiye, Müslüman Kardeşler ve körfez ülkeleri tarafından yönetilen bazı örgütlerin raporunu bu kampanyada bir koz olarak kullandı. Bu şer odaklarına bağlı yetkililer, ekranların karşısına çıkarak karalama açıklamaları yapmaya başladı. Daha sonra bu karalamaya dönük açıklamaları YPG’ye karşı suç delili olarak gösterdiler. Ardından da YPG/YPJ’yi terör örgütleri listesine almak ve onlara yapılan silah yardımını kesmek amacıyla birçok kişiyi ve kesimi örgütleyerek dünyanın birçok ülkesinde YPG/YPJ aleyhine protesto eylemleri düzenlediler.

Amaç

1- YPG’ye yönelik Siyasi ve askeri alanda yürüttükleri tüm karalama kampanyaları, tüm hile ve oyunları uluslararası arenada sonuçsuz kalınca ; en iyi yolun YPG/YPJ’nin terörist örgüt olarak kabul edilmesinde gördüler. Tabi bununla amaçları en önemli şey, YPG/YPJ’yi toplumsal zeminde desteksiz bırakarak zayıflatmak, özellikle Arap Halkı nezdinde.

2- YPG’yi PKK ile aynıymış gibi göstermek ve böylece uluslararası hukuk alanında YPG’yi sıkıştırmak.

3- Yürüttükleri kampanyayla, ENKS ve Türkiye’nin başarısızlıklarının ve YPG/YPJ’nin de politik ve askeri başarılarının üstünü örtmek. YPG’yi bölgede işgalci gibi göstermek.

4- YPG’nin uluslararası alanda kazandığı meşruiyeti darbelemek. Böylece YPG’nin Washinton ile koalisyonunu bozmak.

5-  ENKS, bu çirkin planlarını gerçekleştirme uğrunda; özünde karşıt fakat amaçta bir olan iki farklı dilde (yani tutarsız) açıklama yapıyordu. Kürt dili çalışmaları için ENKS, YPG’nin Kürt Davası üzerine herhangi bir amacının olmadığını ve Kürt ulusuna karşı olan bir güç olduğunu iddia ediyordu. Araplara yaklaşım konusunda ise YPG’nin sadece Kürtlerin çıkarlarını esas aldığını ve Suriye’yi parçalama istediğini iddia ediyordu.

6- Bununla amaçladıkları bir diğer şeyse, ENKS’yi QSD’nin askeri ve siyasi alternatifi olarak göstermek. Zaten Türkiye, SUK, PDK ve çete grupları tarafından bu onaylanmış, bunu Amerika’ya ve Dünya ülkelerine de böyle lanse etmek istiyorlar.

7- Türkiye ve şövenist Arap muhalifler; YPG/YPJ’nin de içinde yer aldığı QSD güçlerinin, Demokratik Özerk Yönetim’in siyasi kazanımlarını koruyan tek güç olduğunu biliyorlar. O nedenle bu gücü ortadan kaldırarak Özerk Yönetim Statüsü’nü de ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar.

Ayrıca bu krizin özü ve işleyişi; kültürel, düşünsel ve uygarlıksal yönleri içeren 2 farklı projeye sahip olduğunu eklemek istiyorum. Birincisi ‘Demokratik Modernite’dir ki kökünde faşizm olan tüm meselelerin çözüm anahtarıdır. Halkların kardeşliği ve özgürlüğü temelinde demokratik bir statüyü inşa etmeyi amaçlar. Diğeriyse, gerçek anlamda değişimi-dönüşümü istemeyen çağdışı ve ırkçı projedir.

Kısacası belirtmek gerekirse; şu anki kriz, çağdaş ve çağdışı iki zıt proje arasındadır. Öyle inanıyorum ki PDK/Türkiye ve ENKS’’nin temsil ettiği çağdışı ve geleneksel bloğa karşı çağdaşlığı yani yenilikleri temsil eden ve QSD’nin öncülük ettiği blok kazanacaktır.

(ge/u)

ANHA