İletişim | Hakkımızda
ANHA

Fayik Qulpi: CPT Öcalan’a karşı görevini acilen yerine getirmeli

MEDYA HENAN / YEHYA EL-HEBÎB

QAMIŞLO – Güney Kürdistan’da faaliyet yürüten Abdullah Öcalan Özgürlük Komitesi Üyelerinden Fayik Qulpî, Uluslararası İşkenceyle Mücadele Komitesi (CPT)’nin sadece isim olarak var olduğunu, Öcalan’a karşı sorumluluğunu yerine getirmediğini, söyledi. Qulpi, Ortadoğu’daki sorunların da ancak Öcalan geliştirdiği çözüm yöntemleriyle mümkün olduğunu, ifade etti.

Uluslararası insan hakları kuruluşlarının sessizliğini de eleştiren Qulpi, Güney Kürdistan’daki siyasi zihniyetin de aynı şekilde Öcalan özgürlüğü için gerekli girişimlerin yapılmasının önünde engel teşkil ettiğini, kaydetti.

‘AKP Öcalan’ın çözüm perspektiflerinden korkuyor’

AKP’nin Öcalan üzerinde yürüttü ağır tecrit koşullarıyla Kürdistan genelinde yürüttüğü baskı politikaları arasında nasıl bir paralellik var sizce?

AKP’in ırkçı, milliyetçi ve mezhepçiliği kendisine paravan eden bir parti olduğu herkesçe aşikar. AKP-MHP ittifakının ırkçılık üzerinden geliştiğini bilmemiz gerekir. Bu partiler hiçbir zaman Kürt halkının kazanımlarını hazmetmiyorlar. Bu hazımsızlık durumları Kuzey Kürdistan’da olduğu gibi, tüm Ortadoğu’daki kazanımlar açısından geçerlidir. Bu siyasetin öncülüğünü de Erdoğan ve AKP yapmaktadır.

Diğer tarafta herkesçe bilenen gerçek, Öcalan’ın hem Kürdistan hem de tüm Ortadoğu krizinin çözüm yolunu geliştirmektedir. Bugün de eğer avukatlarına, HDP milletvekillerine ve ailesine görüşme izni verilirse, görülecektir ki Öcalan Türkiye, Kürdistan ve bölgede yaşanan sorunlara çözüm yolun geliştirecektir. Bu çözüm yöntemleri kesinlikle Türkiye, Suriye, Irak ve tüm Kürtlerin çıkarlarını esas alacaktır. Türk devleti de bunu istemediği için Öcalan’a tecrit uyguluyor, görüşme gerçekleştirmiyor.

Çünkü Öcalan’ın çözüm perspektifleri Türk devletinin çıkarlarına terstir. Çünkü Türk devleti bölgede bir çözüm istemiyor. Bunun için de Erdoğan sonuna kadar ırkçı, şoven zihniyetini herkese dayatıyor.

Peki bu işkence ve tecrit uygulamalarına karşı uluslararası insan hakları kuruluşları ve CPT’nin sessizliğini neye bağlıyorsunuz?

Şimdi şunu herkesin bilmesi gerekir. Öcalan ülkesi parçalanmış, özgürlüğü elinden zorla alınmış bir halkın temsiliyetini yapıyor. Eğer Avrupa ülkeleri insanlarının gereklerine ve ahlaki ilkelere göre hareket etmiş olsalardı, sayın Öcalan üzerindeki tecrit şimdiye kadar çoktan kaldırılmış olurdu. Çünkü Öcalan ezilen bir halkın temsilini yaptığı gibi, Ortadoğu sorunlarının son bulması için çözüm yöntemleri geliştiriyor. Ne var ki, Avrupa ülkelerinde yer alan insani kuruluşlar da siyasi ve ekonomik kaygılarından kaynaklı asıl görevlerini yerine getirmiyorlar.

CPT bağımsız bir kuruluştur. Özünde insan hakları kuruluşudur. Görevi işkenceyi önlemedir. Ama geçmiş dönemi göz önünde bulundurarak, CPT’nin görevinin gereklerini yerine getirmediğini açıkça görebiliriz.

‘Tecritten uluslararası güçler ve kurumlar da sorumludur’

Şimdi Öcalan’ın durumu aslında sadece Türk devletini değil, uluslararasını ilgilendiren bir durum. Zira Öcalan uluslararası komployla tutsak alınıp Türkiye’ye teslim edildi. Bu durumda uluslararası güçler de Öcalan’ın mevcut tecrit durumundan sorumlu olmuyorlar mı? Bu tecride sessiz kalmalarını nasıl ele almak gerek sizce?

Bu güçler kesinlikle bu tecrit durumundan sorumludurlar. Tecridin geliştirilmesinde rol sahibidirler. Çünkü dediğiniz gibi sayın Öcalan bu güçlerin eliyle tutuklanarak Türk istihbaratına teslim edildi. 18 yıldır da bu tecridin uygulanmasında rol alıyorlar. Eğer insanlara, kişi özgürlüğüne dönük dirhem kadar kaygıları, inançları olsaydı kesinlikle tecride karşı dururlardı. Ama bu inançları yoktur. Bu gayet açıktır. Onlar sadece kendi siyasi ve ekonomik çıkarlarını esas alıyorlar.

Eğer tecridi kırma girişimlerinde bulunsalar Türk devleti buna tepki gösterecek ve bu durumda siyasi ve ekonomik çıkarları tehlikeye girecek. Bunun için de kendi ülkelerinden Öcalan’ın durumunu araştırmak isteyen kişilere, kurumlara da engel oluyorlar. Ama ne var ki, sözde insan hakları örgütleri olarak kendilerini tanıtan uluslararası kuruluşlar da ahlak ilkelerine göre hareket etmeyip, çıkarlarını esas alıyorlar. Aksini iddia ediyorlarsa o zaman sormak gerekir, şimdiye kadar neden tecridin kalkması için girişimlerde bulunmuyorlar?

İşin diğer yanında da Kürtler var. Keza sayın Öcalan’ın defalarca ulusal birlik ve kongre çağrılarını yaptığını hepimizi biliyoruz. Sizce Kürt siyasi oluşumları Öcalan’ın mevcut durumu için ne tür girişimlerde bulunmalıdırlar?

Kürtlerin Ortadoğu’daki gelecekleri açısından Kürt ulusal kongresi ve bu temelde de ulusal birliğin kurulması şarttır. Hepimizin günlük olarak gördüğü gibi Kürdistan’ı sömürgeleştiren bölgesel güçler ittifaklarını daha da pekiştiriyorlar. Bu devletler sadece Öcalan’a karşı da ittifak kurmuyorlar. Bundan bir iki ay öncesine dönüp bakalım, İran, Türkiye ve Irak’ın Kürt kazanımlarına karşı nasıl ittifak kurduklarını rahatlıkla görürüz.

Ama maalesef özellikle Güney Kürdistanlı siyasi oluşumlar bu gerçekleri her gün görmelerine rağmen, Kürtlerin buna karşın ulusal birliklerini geliştirmeleri için de tek bir adım atmıyorlar.

Güney Kürdistan’da siyasi partiler mevcut duruma kesinlikle ciddi yaklaşmıyorlar. Kaldı ki tutumlarının da ulusal temelde olmadıklarını kesinlikle söyleyebiliriz. Eğer ciddi olsalardı bölgede yer alan konsolosluk ve Irak’taki büyük elçiliklerde yer alan Kürtler kesinlikle önemli girişimlerde bulunabilirlerdi. Ama maalesef güney Kürdistan siyasi zihniyeti de siyasi partiler de ulusal tutum sahibi değiller. Bağımsız siyaset sahibi de değiller. Bunlar sadece Güney Kürdistanlı sınırlı partilerdir. Şimdi eğer Türkiye gibi Kürdistan’ı sömürgeleştiren bir devlet ile bu denli siyasi ilişki geliştirirseniz, Öcalan üzerindeki tecride tepki gösterdiğinizde de sorun engellerle, sorunlarla karşılaşırsınız.

‘Öcalan’ın özgürlüğü sağlanana kadar çalışmalarımız sürecek’

Siz Öcalan’a özgürlük komitesinin bir üyesi olarak Güney Kürdistan’da sayın Öcalan için ne tür girişimlerde bulunacaksınız? Yine özellikle Avrupa’da Öcalan’ın özgürlüğü için yapılan eylemleri ve engellemeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz 2007’de sayın Öcalan’ın zehirlendiğini duyunca, Öcalan’ın özgürlüğü kampanyasını yürütmek için bir komite kurduk

O günden bugüne kadar komitemiz çeşitli konferans ve seminerlerle Öcalan’ın durumuna dikkat çekmeye çalıştı. Aynı zamanda Öcalan’ın özgürlüğünü sağlamak için milyonlarca imza topladık, çeşitli protesto yürüyüşleri organize ettik. Önümüzdeki dönemde yeniden Öcalan’ın tecrit koşullarını kırmak için aynı tarz eylemleri geliştirme planlarımız mevcut.

Diğer yandan birçok yerde sayın Öcalan’ın sağlık ve güvenliği ile tecrit koşullarına dikkat çekmek için birçok yerde eylemler gerçekleştiriliyor. Bunlar oldukça önemlidir ve etkilidir de. Özellikle Rojava’da Kürt halkının Öcalan’ı sahiplenmesi oldukça önemlidir. Bu eylemler ilgili çevreler üzerinde etki de yaratıyor. Strasbourg’ta geliştirilen eylemler başta olmak üzere, Avrupa’da halkın geliştirdiği tüm eylemler çok anlamlıdır. Halkın sayın Öcalan’a sahiplenme düzeyini herkese gösteriyor.

Biz Öcalan’a Özgürlük Komitesi olarak her yerde eylemleri geliştirme, tercide karşı durma kararlılığındayız. Bunu gerçekleştireceğiz. Bu çalışmalarımız Öcalan’ın özgürlüğü garantiye alınana kadar da sürecek.

Aynı zamanda Ortadoğu’daki sorun ve krizlerin çözümünde sayın Öcalan’ın felsefesi ve fikirlerinin önemini de her kesime anlatmaya, tanıtmaya çalışacağız. Özellikle halkların, kadın ve erkeklerin, dinlerin, mezheplerin ortak yaşamı konusunda sayın Öcalan’ın perspektifini herkese taşırarak, her kesimden destek almaya devam edeceğiz.

ANHA