İletişim | Hakkımızda
ANHA

Foza Yûsif: Rejimin saldırması için ön açanlar rejimi bitirmek istiyor

CÎHAD ROJ

HABER MERKEZİ – Foza Yûsif, rejimin Hesekê’ye saldırarak kendi intiharını gerçekleştirdiğini söyledi. Rejimin saldırı gerçekleştirmesine teşvik edenlerin, yeni bir strateji geliştirerek rejimi bölgede yok etmeyi amaçladığını ifade etti.

Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistem Kurucu Meclisi üyesi Foza Yûsif, ANHA’ya yaptığı röportajda Suriye rejiminin Hesekê saldırısı ve saldırının perde arkasındaki gelişmeleri değerlendirdi.

*Rejimin Hesekê’ye dönük saldırıları bu dönemde neden başladı?

Kuzey Suriye’de yaşanan gelişmeler ve özellikle gerçekleşen son operasyonla Minbic’in özgürleşmesi, birçok çevre tarafından DAIŞ’e ve özellikle rejime büyük bir darbe olarak nitelendirildi.

QSD çatısı altında Minbic Askeri Meclisi’nin kazandığı zafer, DAIŞ ile rejim arasındaki gizli ittifakı ortayaq çıkardı. Suriye rejim güçleri, Minbic zaferinden sonra Hesekê’de sivilleri hedef aldı. Rejim böylece demokratik ve özgür bir ortamın bölgede gelişimine karşı olduğunu göstermiş oldu.

DAIŞ’ın bölgedeki varlığının rejim için büyük bir öneme sahip olduğu ortaya çıktı. Bu yüzdendir ki Minbic Askeri Meclisi’nin DAIŞ çetelerine karşı edinmiş olduğu zaferrejim güçlerinde büyük bir kaygı yarattı. Minbic’in özgürleştirilmesinin, Demokratik Federal Sistemin gelişmesi ve Suriye’de güvenliğin sağlanmasında önemli bir adım olduğu bilinen bir gerçek. Bu durum Suriye’deki siyasi dengelerde belirleyici rol oynayacaktır.

Rejim güçlerinin Hesekê’ye yönelik saldırılarında öncelikli hedefi, Suriye’nin DAIŞ işgali altında bulunan bölgelerine yönelik gerçekleştirilen özgürleştirme operasyonlarına engel olup, bu bölgelerde Demokratik Federal Sistem’in inşa edilmesini engellemektir. Bu durum rejim ve DAIŞ arasındaki ittifakı göstermektedir. Son süreçte Hesekê’ye gerçekleştirilen saldırılar DAIŞ’e hizmet etmekte olup, Türkiye ve diğer güçlerin Suriye krizini gürleştirme çabalarıdır.

*QSD güçlerinin DAIŞ’e vurduğu her darbeden sonra rejim güçleri Hesekê, Qamişlo ve Şêxmeqsûd’da provokasyonlar yapıyor. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Doğrudur, bu herkes tarafından bilinen bir gerçek haline gelmiştir. DAIŞ’ın yenilgisi aynı zamanda rejimle olan savaşında bitmesi anlamına gelmektedir. Çünkü Suriye rejiminin politikası, kendi ömrünü uzatmak için kriz içinde kriz çıkarmaktır. Bu yüzden DAIŞ’tan kurtarılan her bölge aynı zamanda rejimin sonunun yaklaştığı anlamına gelmektedir. Onun için özgürleştirme operasyonlarına engel oluyor, bölgede karışıklık çıkarıyor. Rejim ‘benden sonra olan olsun’ anlayışı ile hareket ediyor.

*Şu sıralar dünya gündeminde Suriye-Türkiye ve Türkiye –Rusya ilişkileri ön planda. Acaba bu ilişkilerin Hesekê saldırılarıyla bir ilgisi var mı?

Evet var. Türkiye’deki darbe girişiminin ardından bu görüşmelere hız verildi. Ancak türkiye ve Suriye rejimi her zaman ilişki içerisindeydi. Bu ilişki bazen üstü açık bazen kapalı bir şekilde yürütüldü. Bu yüzden son zamanlar rejim ile Türkiye’nin ilişkilerinde gelişme olduğu söylemi yanlıştır. Bu son dönemde var olan ilişki kamuoyuna açık hale gelmiş oldu.

Herkesin bildiği gibi Türkiye ve Suriye ilişkileri her zaman Kürt düşmanlığı ilkelerine göre gelişmiştir. Her iki tarafta Kürt halkının siyasi statüye sahip bölgelere hakim olmasından yana değil. QSD’nin her zaferini demokratik sistemin inşasına açılan bir yol olarak değerlendiriyorlar. Minbic’in özgürleşmesi de bu taraflar için bıçağın kemiğe dayandığı an oldu. Böylece bir kez daha DAIŞ, Türkiye ve Suirye rejiminin birbirinden farkının olmadığı ortaya çıktı. Baas rejimi diktatörlüğünü korumak için her şeyi yıkıp ezebilir.

* Suriye rejimi Hesekê’de sivillere karşı savaş uçakları ile saldırılar düzenledi. Sizce bu saldırılard Rusya, Türkiye ve Iran’ın rolü ne?

Rejim güçlerinin savaş uçaklarını havalandırması Demokratik Özerklik Yönetimi’ne karşı saldırılarında yeni bir süreç.

Bu saldırılar sizinde sıraladığınız devletlerin ortaklaşmasından bağımsız ele alınamaz,zira rejim bu isimler olmadan adım atabilecek durumda değil. Rusya ve İran’ın devam eden saldırılara karşı sessiz kalması saldırılara ortak olduğunun güçlü göstergesidir. Bir konuyu burda net belirtmek istiyorum; bu kesimler Suriye rejimini bir an önce yıkmak istiyor. Belli ki bu saldırılar, Suriye’de rejimin varlığını sonlandırmaya yönelik yeni bir stratejik adım. Çünkü demokratik özerklik bölgelerine dönük savaş uçakları kullanmak bir intihardır. Uluslararası alanda da bu saldırıların meşruiyetine dönük hiçbir bahane gösterilemez. Çünkü saldırılar uluslararası anlaşmalara aykırıdır.

Suriye rejimi kendi iradesi ile siyasi karar alabilecek bir durumda değildir. Bir kez daha söylüyorum, bölgesel ve ulusal güçler bu siyasi intiharla baş başa bırakmıştır.

* Sizce bu durumda uluslararası koalisyonun tavrı ne olmalı?

Artık uluslararası koalisyon güçlerinin Kürtlerine siyasi statüsüne ve Suriye rejimine dair tavru netleşmeli. Süreç artık rejime karşı tutum almayı gerekli kılıyor.

 (cj/u)

ANHA