İletişim | Hakkımızda
ANHA

İdris Nehsan: Uluslararası toplum sözünü yerine getirmeli

ZANA SEYDİ

KOBANÊ – PYD PM üyesi ve Kobani Eski Dışişleri Konseyi Başkan Yardımcısı İdris Nehsan, Kobanê’nin inşası için uluslararası alanda gelişen konferanslarda, topraklarına geri dönen Kobani halkına yeniden inşa için destek sözleri verildiğini ve hiçbirinin gerçekleşmediğini belirterek bu sözlerin yerine getirilmesini istedi.

Kobanê’nin yeniden inşası için uluslararası alanda yürütülen bir çok toplantı ve konferansa katılan PYD PM üyesi ve Kobani Eski Dışişleri Konseyi Başkan Yardımcısı, İdris Nehsan, bu amaçla bir çok ülkede resmi temaslarda bulundu. Nehsan, Kobani için verilen hiçbir sözün yerine getirilmediğini söyledi.

Nehsan, Kobanê direnişinin dünya genelinden yarattığı etki ve o dönem uluslararası alanda gerçekleştirdikleri temaslara ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*1 Kasım’ın Dünya Kobani Günü olmasını sağlayan faktörler nelerdir?

DAIŞ çete yapılanması, kullandığı insanlık dışı yöntemler sayesinde hedeflediği kentleri, toplumları yarattığı korku ve dehşetin etkisiyle kısa sürede teslim alabildi. Bunun sonucunda da çok sayıda askeri gücü bulunan tanınmış bir çok kent ve kasabayı işgal ederek gelişkin silah ve yüklü cephane ele geçirdi. Önemli bazı askeri karargahları da işgal etti. Gücünü büyük oranda bu başarılarından alarak büyüyen DAIŞ çetesi uzun süre Rojava’ya saldırdı ve en son Musul ve Tabqa’dan ele geçirdiği silahlar ve çete gücü ile, kazandığı yüksek morale Kobani’ye yöneldi. DAIŞ ile Rojava devriminin savunma gücü ararsında zorlu bir savaş oluyordu ve çeteler bir iki köy dışında ciddi başarı elde edemiyordu. Son saldırı ile amacı Kobani’de filizlenen 19 Temmuz Rojava Devrimini ve onun Demokratik Özerklik Yönetimini tasfiye etmekti. Fakat halkın desteğini arkasına almış olan direnişçilerin yılmaz iradesi sonucunda DAIŞ çetelerinin amaçladıkları şey Kobani’de gerçekleşmedi ve başarısızlığa uğradı.

Saldırılar karşısında halkımızın Bakura geçmesi ve Bakur halkının büyük sahiplenmesi, moral ve coşkusu, uluslararası alanda toplumları insani açıdan etkiledi. Buna karşılık Kobani’ye uluslararası toplumun ciddi bir destek vermediği görüldü. Ancak Kobani’de büyük inançla sürdürülen direniş ve DAIŞ’ın Kobani’ye giremeyişi, uluslararası toplumun daha fazla Kobani’ye, Rojava’ya odaklanmasını sağladı. Birçok çevre “neden halen Kobani düşmedi”, “nasıl düşmedi” şeklinde sorular sormaya başladı. DAIŞ çetelerinin elindeki askeri donanım ve muazzam imkanlara karşı YPG/YPJ savaşçılarının kısıtlı imkanlarıyla elde ettiği tarihi başarı, uluslararası alanın başka açılardan da kendini sorgulamasına ve YPG/YPJ’ye karşı tutumunu gözden geçirmesine, insani yaklaşımdan giderek karada güvenilir bir askeri güç olduğunu kabul etmesine yol açtı.

Bunu da Kobani direnişine günbe gün katılımlardan gördük. Kobani direnişini duyan bir çok farklı ülkeden vicdan sahibi binlerce insan Rojava’ya gelerek bu direnişe katıldı. Vicdan sahibi insanlar termrizme karşı Kobani’yi sahiplendi, Kobani adına konuşan devletler adım atmak zorunda kaldı. Tüm bu reaksiyonlar sonucunda uluslararası alanda geniş toplumsal kesimler, 1 Kasım Dünya Kobani Günü ilan ederek bu direnişe sahip çıktı.

*Kürtler ve dostlarını derinden etkileyen Kobani direnişi Kürt düşmanlarını nasıl etkiledi?

Kürt düşmanları ve özellikle Türk devleti, AKP/Erdoğan iktidarı Kobani’nin bir an önce düşmesini istiyor, bunu bekliyordu. Çoğu kez Kobani’ye saldıranların sözcüleri gibi ekranlara çıkarak ‘Kobani bugün düştü, Kobani düştü düşecek’ diyorlardı. Bu da onların Kobani’nin düşmesini planladıklarını gösteriyordu.

Kobani’de DAIŞ çetelerine darbe vurulmasıyla aslında başta AKP/Erdoğan olmak üzere Kürt düşmanı bu kesimlerin beklentilerine de büyük darbe vurulmuş oldu. Bu yenilgiyle birlikte tutumları da açıktan değişti. Örneğin Bakurê Kürdistan’da halkın görece rahatça kullandığı bazı imkanlara yöneldi. Ardından gelen HDP’nin seçim başarısına da tahammül edemeyerek, seçimleri yeniledi. Bakur’da gerillanın ateşkes pozisyonuna geçmesiyle ortaya çıkan kısmi demokratikleşme koşullarını ortadan kaldırmak için harekete geçip ateşkesi bozarak bölgeyi savaş koşullarına çekti. Türkiye’nin destek verdiği çetelerin Rojava’daki yenilgisi ve seçimlerde Kürdistan’da uğradığı yenilgiyle birlikte, Türkiye bir kez daha Bakur ve Rojava halkına açık saldırı konumuna geçti. Bu da şunu gösterdi ki, çetelere destek veren Türk devleti, hem çeteleri hem kendileri planlarında başarısız olunca tüm şiddetiyle halka yönelmeye başladı.

Ancak buna karşı halkların direnişinin adım adım başarı elde ederek tüm kirli planlarını boşa çıkardı. İşte Minbic’in özgürleşmesi ve devamında Şehba’nın kurtarılması operasyonu buna örnektir. Bu hamleyle birlikte, Türkiye bu kez sadece çeteler aracılığıyla değil, doğrudan kendi ordusuyla da Cerablus’tan Ezaz’a kadar Suriye topraklarını fiilen işgal etti. Şimdi ise Bab, Minbic ve kuşatma altındaki Efrîn kantonuna yönelik işgal tehditleri savurmaya başladı. Bölgedeki QSD merkezlerini birçok kez bombaladı. Tüm bunlar Kürt düşmanlarının Türk devleti ve AKP’nin işgal planlarını bozan YPG/YPJ güçlerinin çetelere karşı verdiği başarılı direnişi hazmedemeyişinin göstergesidir.

*Kobani’nin ardından DAIŞ’a peş peşe Girê Spî, Şengal, Hol ve Şeddadê, Tişrîn bölgesi ve son olarak Minbic’de ağır darbeler vuruldu. Bununla DAIŞ’ın sonunun başlangıcının Kobani’de gerçekleştiği ve sonra gelişen federal system projesinin temelinin Kobani direnişi olduğu söylenebilir mi?

Kuşkusuz DAIŞ’a en ölümcül darbe Kobani direnişiyle vuruldu. Eskiden DAIŞ hangi şehre saldırsa kısa sürede orayı işgal altına alıyordu. Çünkü o bölgedeki halklar moralmen çöküyor ve büyük bir korkuya kapılıyordu. Bu yüzden de DAIŞ yönünü nereye çevirirse ele geçiriyordu. Ama Kobani’de durum böyle olmadı tabii. Bölgeye getirdiği gücünün büyük bölümünü tarihi direnişte kaybeden ve yenilen DAIŞ’ın Kobani’de kaybetmesi, işgal altındaki topraklarda yaşayan halklarda büyük heyecan yaratarak moral kaynağına dönüştü. Nitekim daha sonra Şengal özgürleştirildi. Rojava’nın birçok şehri ve kasabası çetelerden temizlendi. DAIŞ’ın yok oluşa gidişinin ilk adımının elbette Kobani’de atıldığı rahatlıkla söylenebilir. YPG/YPJ güçlerine Burkan El-Fırat gibi direniş güçleri ve uluslararası koalisyon güçlerinin destek vermesi, yine kısmi düzeyde peşmerge güçlerinin de Kobani’ye geçmesiyle birlikte, Kobani’de Kürt ulusal direnişi ve hatta insanlık adına bir direnişin geliştiği görüldü. Kuşkusuz bu direnişe öncülük den de yine YPG/YPJ savaşçıları ve kahramanlıkları oldu.

*Tarihi direniş sonunda elde edilen zaferle birlikte Kobani’den yetkililer uluslararası alanda birçok toplantı ve görüşmeye davet edildi. Buna yol açan şey neydi?

Kobani direnişi sonrası Kürtler ilk kez sadece insani değil, siyasi ve toplumsal olarak da statü kazanarak uluslararası toplumlarla, devletlerle ilişkilendi. İlk defa Kürtlerin bölgede etkili bir aktör ve teröre karşı direnişiyle dengeleri değiştiren bir güç olduğu kabul edilmeye başlandı. Bunu kuşkusuz Kobani direnişi sağladı. Öncesinde kimse Kürtleri ciddiye alıp dinlemezdi, Kürtlerin haklarını gözönüne alıp bundan söz etmezdi. Kürtler şuanda bölgede etkili bir güç olmuş ve ciddiye alınmaya, ittifak geliştirilmeye başlanmışsa, bunda Kobani direnişini zafere ulaştıran kahramanların rolü mutlaka görülmelidir. Çünkü tüm bunlar DAIŞ terörüne karşı başarılı bir savaş yürüterek gerçekleşti. Kısacası dost-düşman herkesin Kürtlere karşı görüşleri, yaklaşımları değişti. Bugün bölgede atılan her adım artık Kürtler hesaba katılarak atılmaktadır ve buna Kobani direnişi en büyük katkıyı sağlamıştır.

*Direniş sonrası savaştan zarar gören Kobani’nin yeniden inşası için de birçok görüşme, toplantı ve konferans gerçekleşti. Uluslararası alanda bu görüşmelere en fazla katılan biri olarak kimler ne tür sözler verdi, bu sözlerin ne kadarı yerine getirildi?

1 Kasım 2014’te 100’den fazla ülkede, Kobani direnişini sahiplenmek için büyük gösteriler yapıldı. Birçok ülke ve örgütler Kobani’nin yeniden inşası için bir takım sözler verdi. Bizler Kobani’de teröre karşı gelişen direnişin başarısı sonrası uluslararası alanın verdiği sözleri tutmasını, bu sözlerin lafta kalmamasını ümit ederdik. Avrupa ülkelerini ziyaret ettiğimizde, Kobani’nin inşası için uluslararası alanda gelişen konferanslarda, topraklarına geri dönen Kobani halkına yeniden inşa için destek sözleri verildi. Fakat maalesef bu sözlerin hiçbirinin Kobani topraklarında şimdiye kadar hayat bulduğu görülmedi. Şu ana kadar atılan adımlar da yalnızca Bakurê Kürdistan’daki kurumlar ve belediyelerin aktif katılımları ve halkımızın kendi kendine sağladığı dayanışma sayesinde gerçekleşti.

Uluslararası alanda verilen sözlerin bir teki bile şimdiye kadar pratikleşmiş değil. Dünya Kobani Günü’nün ikinci yıldönümünde halkımız verilen bu sözlerin yerine getirilmesini bekliyor.

ANHA