İletişim | Hakkımızda
ANHA

İlham Ehmed: Suriye’de demokratik çözüm olmazsa parçalanma yaşanır

Video

AZAD SEFO-ALVA OSÊ

HABER MERKEZİ- Geçtiğimiz yıl içerisinde Suriye’de yaşanan gelişmeleri değerlendiren MSD (Demokratik Suriye Meclisi) Eş başkanı İlham Ehmed, komün ve yerel yönetim meclis seçimlerini en önemli gelişmeler olarak değerlendirirken, Reqa’nın DAİŞ çetelerinden temizlenmesini ise, “tarihi bir gelişme” olarak değerlendirdi.

2017 yılı boyunca Suriye bölge ve dünya gündeminde yer tutan en önemli bölge oldu. Zira burada yaşanan gelişmeler hem bölge hem de dünya açısından yüz yılın sistemsel yapısını belirleyen önemli kilo metre taşı olma etkisine sahipti.

Bölgede yaşanan gelişmeleri ve 2018 yılında bizi bekleyenleri MSD eş başkanı İlham Ehmed’le konuştuk.

2017 yılında yaşanan siyasi gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Geçtiğimiz yıl yaşanan en önemli olaylar nelerdi?

2017 yılında Suriye genelinde birçok olay ve gelişme yaşandı. Suriye’de DAIŞ’e karşı savaşın dışında, Suriye’nin durumuna ilişkin birçok geniş katılımlı toplantı da gerçekleştirildi. QSD güçleri başta DAIŞ olmak üzere terörist gruplara karşı öncü güç olarak savaştı ve Suriye topraklarının büyük bir kısmını özgürleştirdi. Milyonlarca sivili DAİŞ çetelerinin zulmünden kurtardı. Aynı zamanda yeniden inşa çalışmaları da devam etti.

ABD ve Uluslararası Koalisyon güçlerinin Suriye havaalanını bombalaması yılın en önemli olaylarından biriydi. Amerika’nın Suriye havaalanını bombalaması, Suriye siyasetindeki değişimi ve rejime karşı çıkışını gösterdi. ABD’nin yeni başkanı Trump’ın gelişiyle Suriye ve tüm Ortadoğu’da yeni politikalar ortaya çıktı.

Rusya’nın Suriye topraklarındaki varlığına gelirsek; DAIŞ’e karşı ve Humus, Hama ve Suriye’nin diğer bazı bölgelerinde diğer silahlı gruplara karşı savaştılar. Rusya’nın savaştığı bölgeler, şu anda Suriye rejim güçlerinin elinde ve bu da İran, Türkiye, Rusya ittifakının bir sonucudur. İttifak, Rusya’nın Suriye rejimini desteklemesi üzerine gerçekleşti, Suriye rejimi alandaki varlığını ancak bu şekilde büyütebildi.

Kuzey Suriye’de başka gelişmeler de yaşandı. En büyük gelişmelerden biri komün eş başkan ve yerel yönetim meclis seçimleriydi. Bu seçimler Suriye toplumunun örgütlenmesinin başlangıç çekirdeğiydi. Buradan bölgenin huzur ve güvenliğini gerçekleştirmek için ciddi adımlar atıldı. Bölge halkının yönetim modeli, Suriye’nin diğer bölgelerindeki sorunların çözümü için örnek olabilir.

Bu yıl Suriye Kadın Konferansı gerçekleştirildi. Bu kongre kadınlara ilişkin en önemli olaydı. Suriye Meclisi’nin ilanı da birçok kadın örgütü, ulusal bağımsız şahsiyetlerin katılımıyla gerçekleşti. Bu şekilde kadınların sorunlarını çözebilecek toplumsal bir güç oluşturuldu.

Reqa kentinin özgürleştirilmesi, DAIŞ’e karşı askeri savaşın son halkasıydı. Bu olay dünya çapında tarihi bir olaydı. Sadece Suriye halkını ilgilendiren bir olay değildi, terör tehlikesi altında olan tüm dünyayı etkiledi. DAIŞ’in ‘başkent’ olarak adlandırdığı ve Suriye’nin diğer bölgelerine, başka ülkelere saldırılarını gerçekleştirdiği Reqa’nın özgürleştirilmesi, Demokratik Federal Suriye inşasında tarihi bir aşamadır.

Suriye’ye ilişkin birçok uluslararası toplantı ve kongre gerçekleştirildi. Sizce bu toplantı ve kongreler neden başarısız sonuçlandı?

Suriye dosyasına ilişkin toplantı ve kongrelerin hepsi başarısız sonuçlandı. Özellikle de Cenevre-8, katılımcıların Suriye halkını ilgilendirmeyen konuları gündeme alması sebebiyle başarısız oldu. Suriye halkının yararına olacak konuları tartışmadılar. İki taraf da iktidarını güçlendirmek istiyor. Taraflar arasındaki savaş iktidar savaşı olunca kongrelerinin başarısız sonuçlanması kaçınılmazdı.

Astana kongresi de olumlu ve olumsuz sonuçlarıyla değerlendirilebilir. Astana toplantısı bazı bölgelerde çatışmayı azalttı. Ama diğer taraftan bölgesel güçlerin Suriye topraklarına müdahalesinin yolunu açtı. Suriye topraklarının bir kısmı bu güçlerin eline geçti. Türk devleti Suriye topraklarının bir kısmına müdahale etti ve Efrin ile Şehba bölgeleri yakınlarındaki bazı alanları işgal etti.

Aynı zamanda Suriye halkına olumsuz etki eden anlaşmalar da vardı. Geçtiğimiz yıl bazı silahlı gruplar, Cebhet El Nusra, Türkiye ve İran arasında yapılan gizli anlaşmalar da Astana görüşmeleri sonucu gerçekleşti. Bu anlaşmalar bazı bölgelerde çatışmanın azaltılması adı altında gerçekleşti ve Suriye topraklarının büyük bir kısmına bölgesel güçler tarafından müdahale edilmesine alan açtı.

Türk devletinin Suriye’nin birçok bölgesini işgal etmesine izin veren Rusya, İran ve Türkiye arasındaki anlaşmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya, Türkiye ve İran arasında yapılan anlaşma, bu ülkelerin çıkarlarını korumak üzerine gerçekleşti. Suriye halkının bu anlaşmadan hiçbir kazancı yoktur. Suriye halkı bu şekilde birçok anlaşmanın ardından ölüm, göç ve yıkımla karşılaştı. Hatta öyle bir aşamaya geldi ki, bazı yerlerde demografik yapı değişti. Bu nedenlerle yapılan anlaşmalar tüm Suriye halkına ve geleceğine olumsuz etki etti.

“Çatışmanın azaltıldığı bölgeler” e ilişkin görüşleriniz nedir?

Çatışmanın azaltılması anlaşması, Suriye topraklarının parçalanmasını getirdi. Suriye toprakları, kimi bölgesel ülkelerin çıkarlarına göre parçalandı. Bu durumu her gün Suriye bölgelerinde görüyoruz. Sonuç olarak Kuzey Suriye topraklarının bir kısmı silahlı gruplar ve Türk devleti tarafından işgal edildi.

Demokratik Suriye Meclisi, Suriye krizinin çözümü ve özelde Kuzey Suriye için ne tür çalışmalar yürüttü?

Demokratik Suriye Meclisi, çalışmalarında Suriye Federasyonu projesini esas aldı. Yönetim çalışmaları ve DAIŞ çetelerinden özgürleştirilen kentlerin yönetimlerini oluşturma çalışmaları üzerinde durdu. Minbic Sivil Meclisi’ni örgütledik. Hemen ardından da Reqa, Tebqa ve Dêra Zor sivil meclislerinin kurulması çalışmalarını yürüttük. Şimdi de bu bölgelerde yeniden inşa çalışmaları ve yurttaşlara yardım çalışmaları yürütüyoruz. Yürüttüğümüz bu çalışmalar, genel Suriye projesi çalışmalarının bir kısmıdır.

Esas aldığımız federasyon projesi, bizce Suriye’deki realiteye oldukça uygun bir projedir. Projemiz tüm Suriye halkının sorunlarını çözüme kavuşturabilir. Eğer toplumda çok renklilik olursa Suriye daha güçlü, birlik içinde ve demokratik olur. Hep bu proje için çalışma yürüttük. Bu projeyle çözümün gerçekleşmesini istedik. Ama uluslararası ve bölgesel güçler, bu çözüm projesini kabul etmiyor. Bu yüzden de Suriye krizinin çözümü için gerçekleştirilen kongre ve görüşmelere katılmamızı kabul etmiyorlar. Projemiz açıktır ve müzakerelerle çözüm için çok çabaladık. Ama bölgesel ve uluslararası güçler buna yanaşmıyor. Bizim bir projemiz var ve Suriye krizini çözebiliriz. Görüşmelere katılmamış olmamız da görüşmelerin başarısız olması anlamına geliyor.

Suriye krizinin çözümü ve Suriye halkının kanının akmasını durdurmak için sizin sunduğunuz proje nedir ve bu projeye göre yönetim nasıl gerçekleşecek?

Sunduğumuz haritada öncelikli amacımız Suriye halkının akan kanını durdurmak, savaşı sonlandırmak ve her yere dağılmış askeri hareketliliği sonlandırmaktır.

Çözümün tüm Suriye halkının haklarını sağlayan demokrasi esaslı siyasi bir çözüm olmalıdır.  Bu da Suriye halkının kararıyla gerçekleşir. Görüşmeler Suriye halkı arasında gerçekleşirse, kuşkusuz çözüm ilk konu olur ve mevcut durum sona erer. Ancak Suriye halkı karar sahibi olmadığında, kararları bölgesel ve uluslararası güçler dayattığında çözüm yoluna sınır konulmuş olur.

Kararların bölgesel güçler tarafından alınması, çözümün uzak olduğu ve çatışmaların öne çıkacağı, krizin derinleşeceği anlamına geliyor. Ama kararın Suriye halkı tarafından alınması, Suriye halkının ulusal iradesi öne çıkması, çözüm için imkanların öne çıktığı anlamına gelir. Ayrıca tüm taraflar, çözüm yöntemleri konusunda uzlaşabilir.

Yeni yılı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Yeni yılın tüm Suriye halkı için huzur yılı olmasını ve savaşın sona erdiği yıl olmasını, tüm Suriye’de demokratik çözümün temelinin atıldığı yıl olmasını diliyoruz.

Cenevre’nin sonuçsuz kalmış olmasından kaynaklı büyük olasılık toplantılar devam edecektir. Ama eğer halkın gerçek temsilcileri bu toplantılardan uzak tutulmaya devam ederse bu toplantılar kesinlikte tümden sonuçsuz kalacaktır. Ama eğer halkın gerçek temsilcilerinin dahil olduğu ve rejimin de katılım sağladığı toplantılar olursa, o vakit çözüm gelişebilir. Fakat mevcut durumda kendi iktidar pozisyonlarında ısrar eden güçlerin yaklaşımları çözüme dönük tüm olasılıkların önünü tıkamış durumdadır.

Sonuç olarak sorunların çözümü konusunda taraflara mesajınız nedir?

Önümüzde halklar kongresi seçimleri var. Bu süreçte herkesin buna hazırlık yapması tüm farklılıklar açısından tarihsel sorumluluk olarak ortada durmaktadır. Bu halklar en büyük sorumlulukları yüklenmiş durumdalar. Bu şekilde yeni Suriye’nin inşasına doğru gidiyoruz. Yeni sistem demokratik özlü bir sistem olacaktır. Bunun için demokrasiden yana olan herkes bu demokratik siyasal ve toplumsal yönetim projesine sahip çıkmalı ve geliştirmelidir.

Buradan tüm taraflara şunu söylemek istiyorum. Demokratik bir Suriye için herkesle müzakereye hazırız. Bunu rejim taraftarları da kendisine muhalif diyen kesimlerle bilmelidir.

ANHA