İletişim | Hakkımızda
ANHA

İran serhildanları nereye gidiyor?

MEDYA HENAN

QAMIŞLO – Son günlerde İran ve Doğu Kürdistan’da baş gösteren eylemler artarak, devam ederken, molla rejimine karşı sokaklara çıkan halklar demokratik değişimleri talep ediyor.

2018 yılına da siyasi gelişmelerle giren Ortadoğu’da toplumsal sorunlar giderek, ayyuka çıkarken, bu gelişmelerin yeni adresi ise bölgenin köklü ülkelerinden İran’da yaşanıyor. Son günlerde halkın İran ve Doğu Kürdistan kentlerinde rejim politikalarına karşı gösterdiği protesto gösteriler her geçen gün artıyor.  Herkesin merakla izlediği İran ve Doğu Kürdistan’daki eylemlere katılım çağrıları da yapılırken, Hawar Haber Ajansı(ANHA) olarak İran’ı ve ülkedeki gelişmeleri 1979 devrimi ile birlikte mercek altına alıyoruz.

Molla rejimi ve gelişimi

Bin yıllardır köklü bir devlet sistemine sahip olan İran, 1979 yılında meydana gelen İslami devrimi ile gündeme oturmuştu. Yaşanan gelişmeler karşısında ülkedeki bütün toplumsal kesimler, Muhammed Rıza Pehlevi liderliğindeki Şah yönetimine karşı ayaklanarak, yönetimi düşürdü. Şah yönetiminden sonra ülkenin başına Ayetullah Ruhullah Humeyni geçti. Humeyni, başa geçtikten sonra kendisi ile birlikte hareket eden tüm muhalif ve sol grupları sindirerek, Şii mezhebinin görüşlerini esas alıp, İslami bir hukuk oluşturdu. Humeyni, o günden sonra ömür boyu devletin dini ve siyasi lideri olarak kaldı.

Monarşi, devrim ve totaliter

Devrimden sonra ülkede birçok değişikliğe gidilerek, yeni kurumlar oluşturuldu. Humeyni yönetimi örgütlenerek, sistemini güçlendirmeye çalışırken, kısmi olarak da bazı kurumların işleyişine karışmadı. Ancak bunun yanında Ayetullah kurumlarının sayısı arttırılarak, devlet iktidarı daha da güçlendirildi. Her ne kadar devrimden önce monarşi sistemi var olsa da tasfiye edilen muhaliflerden sonra molla rejimi güçlendirilerek, totaliter bir sistem geliştirildi.

Cumhurbaşkanlığı

Neredeyse tüm yetkilerin bir kişide toplandığı ülkede Humeyni, iç siyasetten dış siyasete, savaştan barışa, ekonomi politikalarından istihbarat çalışmalarına kadar her şeyi kontrol edip, söz konusu konular hakkında tek karar merci olarak bilindi. Tüm siyasetin mollalar tarafından belirlendiği İran’da, cumhurbaşkanlığının yanı sıra meclis ve üyeleri hakkında da rejim tek söz sahip. Ülkede cumhurbaşkanlığı makamı da rejime bağlı bulunurken, İran Anayasası’nda yer alan 13’üncü maddeye göre her cumhurbaşkanı 2 dönem görevde bulunurken, görev süresi ise 4 yıl olarak belirlenmiş. Yine bunların yanında referandum, genel siyasetinin belirlenmesi ve askeri güçlerin genel sorumluluğu gibi konularında da mollalar belirleyici oluyor.

Başbakanlık

Başbakan olarak seçilen kişi, Ulusal Güvenlik Meclisi’nin de sorumluluğunu yürüterek, dış ülkeler ile anlaşma yapma yetkisine sahiptir. Büyükelçilerin seçilmesinden de sorumlu olan başbakanın yardımcılığını ise Hükümet Bakanları Meclisi yapıyor. Humeyni’nin ölümünden sonra, 1989 yılında gerçekleştirilen referandum ile ülkede başbakanlık makamı kaldırıldı.

Yasama

İran İslam Cumhuriyeti’nin tek meclisli yasama organıdır. Dört yıllığına seçilen 290 üyeden oluşmaktadır. Meclis, 18 Şubat 2000 seçimlerine kadar 272 üyeden oluşmaktaydı. Meclis yasama faaliyetini yürütür. Uluslararası antlaşmaları değerlendirir ve bütçeyi onaylar. Tüm meclis üyeleri ve meclisteki tüm yasama çalışmaları, Anayasa Koruma Konseyi tarafından onaylandığı zaman yürürlüğe girer. Son seçim 26 Şubat ve 29 Nisan 2016 tarihlerinde iki turlu olarak gerçekleşti ve yeni meclis dönemi 28 Mayıs 2016 tarihinde açıldı.

Anayasa Koruma Konseyi 12 kişiden oluşur. 6 kişi dini lider tarafından atanırken diğer 6’sı ise İran yargısı tarafından aday gösterilen hukukçular arasından İran Meclisi tarafından seçilmektedir. Konsey anayasayı yorumlar ve Meclis kararlarını iptal edebilir. Eğer bir yasa anayasa veya Şeriat ile uyumlu değilse Meclis’e düzeltilmesi için tekrar geri gönderilebilir.

Meclisler

Uzmanlar Meclisi, sahip olunan itibara bağlı olarak, İran dini liderini seçer ve görevinden alır. Danışmanlar Konseyi dini lidere yasal görevleri konusunda danışmanlık yapmakla sorumludur. Danışmanlar Konseyi, yılda bir kez toplanır, sekiz yıllığına genel oy ile seçilen 86 yetenekli ve eğitimli hukukçudan oluşur. Devlet Başkanlığı ve meclis seçimlerinde olduğu gibi Anayasa Koruma Konseyi adayların yeterliliğini belirler.

Bunun yanında 1988 yılında oluşturulan Değerlendirme Meclisi de bulunurken, bu meclis 31 üyeden oluşuyor. Ülke yönetimine  yönetim, yasa ve yargıdan sonra kendi adına katılır ve önerilerde bulunur. Bu meclisin üyeleri de 5 yıllığına görevde bulunur.

Uzmanlar Meclisi ve milletvekillier arasında çelişkileri çözme rollü üstlenen Değerlendirme Meclisi, iki kurum hakkında verilen kararları yerine getirir. Dini lider görevini yerine getirimez duruma geldiği anda da meclis, Yürütme Meclisin’den bir kişiyi görevlendirebilir.

Dini lider, sırayla üst mahkeme ve başsavcıyı atayan yargı sistemi başkanını atar.  Sulh ve ceza konuları ile ilgilenen mahkemeleri de içine alan çeşitli mahkemeler ve ulusal güvenlik konularına bakan devrim mahkemeleri de vardır. Devrim mahkemelerinin kararları kesindir ve temyiz edilemez.  Özel Din Adamları Yargılama Mahkemesi, dinle ilgili konulara baktığı gibi, din adamları tarafından işlendiği öne sürülen suçlara da bakar.

İran’da Kürtlere karşı geliştirilen siyaset

İran rejimi uzun süredir Kürt halkına dönük siyasi, toplumsal, kültürel ve ekonomik haklarını kısıtlıyor. Kürt bölgeleri ekonomik anlamda izole edilerek, kaderine terk edilmiş. Büyük ekonomik ve toplumsal sıkıntıların uzun süredir baş gösterdiği İran’da en son İran-Irak savaşında yaşanan gelişmeler ile Kürtler hedef tahtasına oturtulmuş ve birçok saldırıya maruz kalmıştı. O dönemlerde evleri yakılıp yıkılan Kürtler zorla göç ettirildi.  Kürtlere karşı geliştirilen baskı politikaları artarak devam edip günümüze kadar geldi. İran’da şimdiler Kürtçe eğitimin yanı sıra çocuklara Kürtçe isimler vermek bile yasaklanmış durumda.

Arapların durumu

İran’da sadace Kürtlere karşı değil diğer toplumsal kesimlere yönelik de saldırılar geliştirildi. Kürtler’den sonra Araplar da zor şartlar altında yaşıyor. Arapların yaşadığı Horzistan bölgesi İran’ın en zengin bölgesi doğalgaz bölgesi olarak biliniyor. Arap halkına yönelik kısıtlamlara da gidilirken, Arapça’nın konuşulması yasaklanmış durumda. İran’da unutulan Arap gençleri işsiz bırakılarak, uyuşturcu kullanımı yaygınlaştırılıyor. Bu bölgede bulunan Araplar Farsların yoğunlukta yaşadığı kentlere göç ettirilerek, asimilasyona maruz bırakılıyor.

Belûcîstan Bölgesi

Doğu Kürdistan bölgesinde bulunan Belûcîstan bölgesi de sistematik olarak devlet saldırılarının hedefinde bulunuyor. Siyasi, ekonomik ve toplumsal alanlarda unutulan bölge, İran’ın en büyük bölgelerinden birini oluştururken, devletin bu uygulamalarından dolayı bölge halkı bir çok kez protestolara kalkıştı. Yaşanan olaylar sonucunda birçok kişi tutuklanmış onlarcası da yargılanarak, asıldı. Halen koşulların düzeltilmediği bölgede halk, alanlarda rejime karşı protesto gösterilerinde bulunuyor.

Yarın: Rejimin kalması Fars halkına bağlı değil

ANHA