İletişim | Hakkımızda
ANHA

İşgalci güçler suyu savaş aracı olarak kullanıyor – 1

DOSYA

Su akışını engelleme

PÊJDER ALTAN

REQA – Türk devleti ve DAIŞ başta olmak üzere işgalci güçler, Fırat ve Dicle nehirleri üzerine barajlar inşa ederek suyu bir savaş aracı gibi topluma karşı kullanıyor.

Suriye şahsında Ortadoğu’da uluslararası ve bölgesel devletler arasında süregelen 6 yıllık savaş, petrol ve gaz üzerine yürütüldüğü kadar su ve su kaynakları üzerine de yürütülüyor. Bu nedenle özellikle 1980’lerden itibaren Fırat ve Dicle nehirleri üzerinde onlarca HES ve barajının inşa edilmesiyle başta Türk devleti olmak üzere işgalci güçler, bunları tehdit olarak birbirlerine karşı bir savaş aracı gibi kullanıyor.

Tebqa Barajı (Fırat Barajı) QSD güçleri tarafından özgürleştirildikten sonra Büyük Cenk adı verilen Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi başladı.  Türk devleti Atatürk Barajı’nın kapaklarını kapattığı için Fırat suyu azaldı. Bu da DAIŞ’e destek verme çerçevesinde değerlendiriliyor. En önemlisi de uluslararası güçler, DAIŞ’in ‘Altın Hilal’ adı verilen Fırat ve Dicle nehirleri arasındaki bölgeye yerleşmesini, bölgeye müdahale etme gerekçesi olarak kullanıyor.

Ancak Suriye ve Irak’ta bir ‘İslam Devleti’ kurma çabalarının, nasıl ve niçin su savaşlarına yol açtığının yanında birçok farklı şey de var. Su şebekeleri, bölgeyi kontrol etme amacıyla karşıtlarını zora sokmak ve özellikle bölgenin yaşam kaynağı olan su kanallarına bağlı stratejik noktaları hakimiyet altında tutmak için hem uluslararası hem de bölgesel güçler tarafından hep hedef alınmıştır. Bu da bölgede yaşayan insanların durumunu daha da zorlaştırıyor.

Tüm gözler, insanların yaşamını DAIŞ çetelerinin elinden kurtarmak amacıyla başlatılan Reqa’yı Özgürleştirme Hamlesi’ne çevrilmiş durumda. Buna bağlı olarak uluslararası güçlerin ve DAIŞ’in su savaşları üzerinden yürüttükleri politikalarının araştırılması fayda sağlayacaktır.

Kapakların açılması…

DAIŞ çetelerinin barajları kontrol altına alması, Suriye’nin en büyük barajı olan Tebqa Barajı’nı 2013’te işgal etmesiyle başlamış oldu. Tebqa Barajı 40 yıl önce Rusya’nın yardımıyla ‘Suriye enerji üretiminde kendine yeter’ söylemiyle inşa edilmişti. Bu barajın arkasında, Halep başta olmak üzere yüzbinlerce insanın içme suyunu karşılayan ve tarım arazilerini sulamada kaynak olan Esad Gölü bulunmaktadır. DAIŞ, barajı aldıktan sonra dengeli bir şekilde elektriği azaltarak vermeye başladı. Esad Gölü’ndeki suyun azalması için de barajın tüm kapaklarını açtı.  Böylece göldeki su 6 metre kadar azalarak Halep bölgesinde su kesintisine neden oldu. Zaten zahmetli olan yaşam koşulları böylece daha zorlu hale geldi.

Fırat ve Dicle suları için yürütülen savaşlar yeni değil. En üst seviyede sulama için kullanılan Fırat ve Dicle nehirleri, bölgede ‘Bereketli Hilal’ olarak adlandırılan bölgenin içinde yer alır. M.Ö. 1720 ile 1684 yılları arasındaki tarihlerde Hammurabi’nin torunu Abi Eshuh, Babil’in bağımsızlığını ilan etmek amacıyla Dicle Nehri’ne set çekerek bunu askeri bir silah olarak kullandı. Fırat Nehri de M.Ö. 2400’lerde askeri amaçlarla kullanılıyordu. Sümer şehir devletleri olan Umma ve Girsu arasında yaşanan savaşta Umma kralının Girsu’ya giden ve Fırat’ın alt tarafında yer alan su kanallarını sistematik olarak engellediği biliniyor.

Fırat ve Dicle, Ortadoğu’nun en uzun ve en büyük nehirleri olma özelliği taşıyor. Fırat Nehri’nin başlangıç noktaları ve başlıca kaynakları Agirî’de Murat Çayı ve Erzurum’da (Avareş) Karasu Çayı’dır. Dicle Nehri ise kaynağını Bakurê Kurdistan’ın Serhed Bölgesi dağlarından ve Xarpêt’teki (Elazığ’daki) Hazar Gölü’nden alır. Fırat Nehri, Rojava, Suriye ve Irak’tan geçerek Basra Körfezi’nde denize dökülür. Dicle Nehri de Başûrê Kurdistanê’den akarak Irak’ın güney bölgesinde Mezopotamya alüvyonlarında Fırat Nehri ile birleşir.

Fırat ve Dicle üzerinde en az 46 baraj var. 8 baraj inşaat halinde ve yapım aşamasındadır. Bu barajlar, bölgenin jeopolitik denetim aracı olarak kullanılıyor.

Birincisi, askeri bir eylem olarak su kanalları kapaklarının açılması, ikinci askeri eylem olaraksa kapakların kapatılması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Irak Hükümeti, 1974 yılında Fırat Nehri’nin Irak’a akışını kıstığı bahanesiyle Tebqa Barajı’nı bombalama konusunda Suriye’yi tehdit etti. Ancak Türk devleti 1983’te Atatürk Barajı’nın yapımına başladı ve baraj 1992 yılında çalışmaya başladı. Böylece bölgenin su kaynaklarını kontrol eden en büyük güç haline geldi. 1990 yılında Suriye ve Irak, Atatürk Barajı’nın yapımını askeri bir silah olarak ele alıp baraj inşasını kınadı. Çünkü bu barajın kapaklarının kapatılması, bu ülkeler için susuzluk anlamına geliyordu. 1990 yılının ortalarında dönemin Türk Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Suriye’nin Kürt Özgürlük Hareketi’ne verdiği desteği çekmesi için Suriye rejimine yönelik ülkeyi zora sokacak olan su akışını azaltma tehdidini dillendirdi.  Bu tehdit de kınamaları (Suriye ve Irak’ın kınamalarını) doğruluyordu.

Yarın: Türk devleti Fırat Nehri’nin Kuzey Suriye’ye akışını kesti

(ge/cj)

ANHA