İletişim | Hakkımızda
ANHA

İsveçli gazeteciler Erdoğan ve AKP’yi protesto etti

HABER MERKEZİ – İsveç’te gazeteci ve yazarlar, AKP’nin ifade ve basın özgürlüğü ihlallerini protesto etmek, Türkiye’deki meslektaşlarıyla dayanışmak için Stockholm Büyükelçliği binası önünde bir gösteri düzenledi.

İsveç Yazarlar Birliği, İsveç Gazeteciler Federasyonu, Sınır Tanımayan Gazeteciler, PEN Kulübü ve İsveç Basın Kulübü’nün çağrısıyla yapılan gösteride konuşmalar yapan gazeteci ve yazarlar, AKP’nin medya kuruluşlarını kapatmasını kınadı ve cezaevlerinde bulunan gazetecilerin serbest bırakılmalarını istedi.

Konuşmacılar, İsveç hükûmeti ve Avrupa Birliği’ne de AKP rejiminin diasporada yaşayan rejim muhaliflerini, yazar ve gazetecileri Interpol’u kullanarak susturma girişimlerine karşı tavır almaları çağrısında bulundu.

Moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar Kurdo Baksi’nin yaptığı gösterinin ilk konuşmacısı Expressen gazetesinin Kültür Şefi Karin Olsson, kendisine ormanlık bir alanda bin 50 odalı kaçak bir saray yaptıran Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm yetkileri elinde toplayarak Türkiye’yi bir diktatörlüğe dönüştürmeyi amaçladığını söyledi.

Erdoğan’ın Türkiyesi’nde özgür medyaya yer bırakılmadığını, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmasından sonraki 14 ay içinde 260 kişi hakkında cumhurbaşkanına hakaretten dava açıldığını söyleyen Olsson, “Erdoğan pervasızca basın ve ifade özgürlüğünü Türkiye’de ihlal etmekle kalmıyor, yurt dışında yaşayan gazeteci ve yazarları Interpol’u kullanarak tutuklatıyor” dedikten sonra Doğan Akhanlı ve Hamza Yalçın’ın Ispanya’da tutuklanmasını örnek gösterdi.

Erdoğan’ın doğrudan ve dolaylı olarak medyayı denetim altına aldığını, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Gülen Hareketi’ni temizleme bahanesiyle yüzbinlerce kişinin işine son verdiği ve tutuklattığını söyleyen Olsson, “Türkiye’nin yurt dışında yaşayan rejim muhaliflerini sindirmek için Interpol’u kullanması oldukça kaygı verici. Buna derhal son verilmeli ve Hamza Yalçın serbest bırakılmalı” şeklinde konuştu.

İsveç Yazarlar Birliği Başkanı Gunnar Ardelius, bir yıl önce büyükelçilik binası önünde Türkiye’de cezaevlerindeki gazetecilerin serbest bırakılmaları için gösteri yaptıklarını hatırlattıktan sonra aradan geçen süre içinde gazeteci ve yazalar üzerindeki baskıların arttığını gözlemlediklerini söyledi.

Üyeleri Hamza Yalçın’ın Türkiye’nin talebi sonucu Ispanya’da tutuklandığını anımsatan Ardelius, “Yalçın Türkiye’nin temelsiz suçlamalarla tutukladığı ve tutuklattığı yüzlerce gazeteciden sadece biridir. Daha önce ifade ve basın özgürlüğü Türkiye’nin sınırları içinde ihlal ediliyordu. Şimdi Interpol’u sistematik olarak kullanarak yurt dışında yaşayan rejim karşıtlarını sindirmek istiyor. Bu tamamıyla kabul edilemez” şeklinde konuştu.

Aynı zamanda Avrupa Yazarlar Birliği Başkanlığı görevini yürüten İsveç Yazarlar Birliği Başkanı Gunnar Ardelius, İspanya’da tutuklanan Hamza Yalçın’ı değişik biçimlerde desteklendiğini ancak Türk devletinin Interpol’u istismar etmesinin yazar ve gazeteci örgütleri tarafından ele alınması gerektiğini belirterek, “Avrupa Yazarlar Birliği’ne 34 ülkeden 160 bin yazar üye. Yakında yönetim kurulu toplantısını Stockholm’de yapacağız. Gündemimizde Interpol’un Türkiye tarafından istismar edilmesi ve Hamza Yalçın’ın tutuklanması var” dedi.

Gazeteci ve yazar örgütlerinin İsveç hükûmetine yaptığı baskılar sonucu Dışişleri Bakanı Margot Wallström’ün Yalçın’ın serbest bırakılması için girişimde bulunduğunu söyleyen Ardelius, “Avrupa Yazarlar Birliği olarak Türkiyeli meslektaşlarıyla dayanışmak için elimizdeki gelen herşeyi yapacağız” şeklinde konuştu.

Ardelius, Erdoğan ve AKP hükûmetine gazeteciler üzerindeki baskılara son vermesi, tutuklu gazeteci ve yazarları serbest bırakması, basın ve ifade özgürlüğüne saygı duyması çağrısı yaptı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler İsveç Seksiyonu Başkanı Jonathan Lundqvist, herkesin Cumhuriyet’te çalışan 17 gazetecinin terörizmi destekledikleri suçlamasıyla yargılandıklarını bildiğini ancak bundan üç hafta önce 32 kişinin akıllı telefonlarıyla terörü desteklemek ve Erdoğan’a hakaret etmekle suçlandıklarının gözden kaçırıldığını söyledikten sonra şunları söyledi:

“Demokratik bir ülkede böyle şeyler olamaz. Bugün Türkiye’de 166 gazeteci cezaevlerinde. Yüzlerce medya kuruluşu kapatıldı, binlerce basın kartı iptal edildi. Binlerce gazeteci de işini kaybetti. Sınır Tanımayan Gazeteciler Temsilcisi bir Kürt gazetesiyle dayanışma içinde olduğu için tutuklandı ve hakkında dava açıldı. Bir gazetecinin tutuklanması yüzlerce gazetecinin susturulmasıdır. Tutuklamalar oto-sansüre neden oluyor. Gazeteciler rejimin kirli işlerini yapmaya zorlanıyor. Bu insanlık onuruna aykırıdır. Böyle şeyler demokrasilerde değil, diktatörlüklerde olur.”

Gösterinin bitiminde gazeteci ve yazar örgütleri, Türkiye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi ve meslektaşlarıyla dayanışmayı sürdüreceklerini açıkladı.