İletişim | Hakkımızda
ANHA

Kadın gazeteciliğinde yeni bir soluk: Jin TV

HABER MERKEZİ – Newa Kadın Vakfı yaptığı açıklamada Jin Tv’nin kurulacağını duyurdu. Açıklamada Tv’nin 2013 yılında katledilen üç devrimci kadın sakine, Rojbin ve Leyla’ya armağan edildiği, belirtildi.

Tüm aşamalarında kadınların yer aldığı kadın televizyonu Jin TV’nin kurulacağı belirtilen açıklamada, “Yüzlerce kadının emeği ile yürüttüğümüz bu çalışmayı başta kadınların varlık mücadelesine ömür adamış bütün kadınlara ve ayrıca Paris’te 2013 yılında katledilen Sara, Rojbîn ve Ronahîlerin anısına armağan etmek istiyoruz” denilerek dayanışma çağrısı yapıldı.

Newa Kadın Vakfı açıklamasında kadınların yaşamdaki varlığı, renkliliği, düşünsel gücü, becerileri ve mücadelesinin hak ettiği yeri tam olarak alamadığına dikkat çekilerek, “Jin TV yaşamın her alanında kadın emeğini görünür kılma iddiasında olacaktır” denildi.

“Erkek egemen zihniyetin vücut bulduğu iktidarlar, rejimler ve sistemler kadınların cesaretle bilenmiş mücadeleleri karşısında ciddi sarsıntılar yaşamaktadır. Sarsılan ve zorlanan erkek rejimleri, kadınların iradesini kırmak adına sömürü politikalarını derinleştirmekte ve daha fazla şiddete başvurmaktadır” denilen açıklamada devamla, kadınlar üzerinde yürüten şiddete dikkat çekilerek şöyle denildi;

“Devlet, şiddetini yasaları ve kolluk güçleri aracılığıyla uygularken, devletin temsilcisi erkekler ise evde, sokakta benzer şiddeti uygulamakta ve erkek-devlet dayanışması ile kadınların yaşamı kıskaca alınmaya çalışılmaktadır. Erkek-devlet ittifakı ile gelişen bu baskılar karşısında kadınlar belki de mücadele tarihlerinin en bilinçli ve örgütlü refleksleri ile cevap vermektedir. Nasıl ki kadınların tarih boyunca sergiledikleri görkemli direnişler erkek eli ile arkaya itelenmişse, bugün de kadınların isyan ve itirazları ana akım medya organlarında yer bulmamakta ve gerilere itelenmektedir. Kadın başarıları, emeği, bilinci, iradesi görünmez kılınmak istenmektedir. Alternatif medya olma adına yola çıkanlar ise genel gündemler arasına kadın haberlerini sıkıştırmakta, böylece etkisini nötr kılmaktadır. Dolayısıyla kadınların yaşamdaki varlığı, renkliliği, düşünsel gücü, becerileri ve mücadelesi hak ettiği yeri tam olarak alamamaktadır”

Kadın gazeteciliği kadın tarihiyle paralel gelişti

“Kadınlar, ana akımda ortaya çıkan bu görüntüyü ve ardındaki zihniyeti tespit etmiş ve kendi basın mecralarını yaratmaya çalışmışlardır. Kadın mücadelesinin büyümesi, kadın basıncılığı ile paralel gelişmiştir. Feminist örgütlerin mücadele alanlarından biri de basın-yayın alanı olmuştur. 18. yüzyılda yoğunluk kazanan feminist akımlar, kendi yayın organlarını da geliştirmiştir. Örneğin ‘dünyanın ilk kadın dergisi’ olarak adlandırabileceğimiz dergi 27 Şubat 1779’da Almanya’da Ernestine Hofmann öncülüğünde çıkarılan ve aynı yılın sonunda kapanmak zorunda kalan ‘Für Hamburgs Töchter’ (Hamburg’un Kızları İçin) dergisi olmuştur. Yine 1858’de İngiltere’de feminist bir grup kadın tarafından çıkarılan English Woman’s Journal (EWJ), ülkede yayımlanan ilk kadın dergisidir.

‘Devletler kadın gazeteciliğini engelledi’

Ömürleri uzun olmasa da kadın dergileri, radyoları uzun süre kadın hareketlerinin kurumlaşma alanlarından olmuştur. Ancak buna rağmen devlet yasaları ve maddi imkansızlıklardan dolayı yaygın bir alan haline gelememiştir. Gerçek anlamda kadın değerlerinin yansıdığı gazete ve dergiler çok sınırlıdır, televizyonlar ise neredeyse yok gibidir.

Tarihten günümüze kadın mücadeleleri ulaştığı her bir aşamayı, elde ettiği her bir birikimi kurumsallaştırmaya çalışmıştır. Bu gelenek Kürt kadın mücadelesinde de yaşam bulmuştur. Kadın düşüncesine, kadın emeğine, kadın diline ve yorumuna dayalı Kadın Ajansı bu örneklerden biridir. Kadınların evrensel değerlerini esas alarak, kendi özgün yanlarını da güçlendirerek Kürt kadınları her alanda ilklerini yaratmaya çalışmıştır. Bu alanlardan biri de basın-yayın alanıdır.

Newa Kadın Vakfı olarak yıllardır kadının yükselen özgürlük arayışını yayınlarımız aracılığıyla kamuoyuna duyurmayı amaçladık. Bu çaba ile kadınların özgürlük mücadelesinin bir parçası olmaya, katkı sunanı, emek vereni olmaya çalıştık.

‘Destek veren herkese teşekkürler’

Belirtmeliyiz ki şimdiye kadar kadınların dayanışma ve desteği ile ayakta kalan kurumumuz oldukça pozitif tepki topladı. Bu olumlu tepkiler bizleri cesaretlendirdi ve kadın odaklı basıncılıkta daha üst bir aşamaya tırmanma konusunda iddialı kıldı. Şimdi kadınlara Newa Kadın Vakfı olarak önümüzdeki süreçte ‘Jin TV’ adı ile bir kadın televizyonunun yayın hayatına başlayacağına dair müjdeyi vermek istiyoruz. Kurum olarak böylesi bir çalışmanın gururunu taşırken, bizi bu konuda cesur kılan bedel vermiş tüm kadınlara şükranlarımızı sunuyoruz.

Neden Jin TV

*Öncelikle toplumsal kodlamalara savaş açacak bir kadın televizyonu olacağını belirtmek isteriz. Cinsiyetçilikten beslenen ana akım medyaya karşı duracak, kadın değerlerini görünür kılacaktır. Kadın televizyonu, kadın dünyasının aynası olma iddiasındadır.

*Üçüncü sayfalarda şiddet merkezli haberlere sıkıştırılmış, TV’lerde haberlerin sonlarına doğru ‘haberi süsleme’ nesnesine dönüştürülmüş kadını hayatın kaynağı olarak yeniden var kılacaktır. Kadınlar sanatı, kadınlar sporu, kadınlar siyaseti, kadınlar bilimi, kadınlar doğayı, kadınlar sağlığı yorumlayacak ve ‘hayat varsa biz de varız’ mottosu ile sesini duyuracaktır.

*Jin TV, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddete karşı duracak, şiddet uygulayanı teşhir edecek, kadınları bu konuda öz savunmasını almaya çağıracaktır.

*Jin TV, yaşamın her alanında kadın emeğini görünür kılma iddiasında olacaktır. Başta kadın-erkek ilişkileri olmak üzere bu ilişki ile bağlantılı olarak toplum yaşamını temelden etkileyen kadın-çocuk, erkek-çocuk ilişkisini ele alacaktır. Aile içi iş paylaşımdan, demokratik aile kriterlerine kadar toplumun temel taşlarını sorgulayacaktır.

*Kadın bedenini kıskaca almış olan tabuları yıkacak, kadınları reklam malzemesine dönüştüren, metalaştıran ana akım erkek medyasına karşı kadınları yaşamın öznesi olarak ekranlara taşıyacaktır.

*Jin TV, kadınların yaşadığı cenderenin bir kader olmadığını anlatacak, yaşadığı sorunlara çözümler arayacak ve bu konuda kadınları cesaretlendirmeyi amaçlayacaktır.

*Televizyonumuz çok dilli, çok kültürlü, çok yönlü bir yayın çizgisi ile akıl ve duygunun yaratıcılığını birleştirecektir. Farklılıkları yok sayan ana akım medyaya karşı çoğulculuğu esas alacaktır.

*Kadınların görünmeyen, hiçleştirilen, yok sayılan emeğini görünür kılacaktır. Evde, tarlada, ofiste, sokakta her dalda çalışan kadının yanında duracaktır.

Newa Kadın Vakfı olarak kadınlar açısından yeni ve önemli bir aşamayı ifade eden kadın televizyonu projemizin emek verenlerine, fikir sunanlarına, destek olanlarına şimdiden teşekkürlerimizi sunuyoruz. Televizyon projemizin detayları önümüzdeki süreçlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır.

‘Sara, Rojbîn ve Ronahîlerin anısına armağan ediyoruz’

Böylesi bir çalışmanın esin kaynağı olan, ilham veren, güç katan ve kadınların direniş tarihinde sembolleşen birçok isim sıralamak mümkündür. Onlar her daim bizleri bir adım ileriye taşıyan eşsiz güzellikteki yaşam tanrıçalarıdır. Yüzlerce kadının emeği ile yürüttüğümüz bu çalışmayı başta kadınların varlık mücadelesine ömür adamış bütün kadınlara ve ayrıca Paris’te 2013 yılında katledilen Sara, Rojbîn ve Ronahîlerin anısına armağan etmek istiyoruz.

Kadın televizyonu çalışmamıza her kadının destek sunacağına, dayanışmasını esirgemeyeceğine inanıyoruz.”