İletişim | Hakkımızda
ANHA

KJAR: İran’da kadınlar öncülüğünde başlayan eylemler, demokrasi mücadelesidir

HABER MERKEZİ – KJAR, “Kadınlar öncülüğünde başlayan ve devlet sisteminin haksız uygulamalarından rahatsız olan herkesin katıldığı bu eylemler halkın demokrasi mücadelesidir. KJAR olarak yaşanan bu gelişmeleri demokratik bir mücadele olarak tanımlıyor ve demokrasiden ve özgürlüklerden yana herkesin bu isyan ateşinde yer alması gerektiğini vurgulamak istiyoruz” dedi.

Doğu Kürdistan Kadın Hareketi KJAR adına yapılan yazılı açıklama şöyle:

“2017 yılını geride bırakırken 2018 yılıyla birlikte yeni bir mücadele ve devrim yılına giriyoruz” denilerek şu ifadeler yer verildi, “Başta önderliğimiz Rêber APO olmak üzere Kürt halkının ve tüm insanlığın yeni yılını kutlarken, 2018 yılının Kürdistan ve dünya için özgürlükler yılı olmasını umut ediyoruz. Kürdistan özgürlük mücadelesinin direniş çizgisi temelinde 2017 yılında şehit düşen tüm yoldaşlarımızı saygıyla anıyoruz.

2017 yılı tüm Kürdistan’da büyük bir mücadele ve direniş yılı oldu. Bu yıl içerisinde hem dünyada, hem Ortadoğu’da, hem de Kürdistan’da önemli gelişmeler yaşandı. Reber APO öncülüğünde Kürdistan’da 40. yılına giren özgürlük mücadelesiyle Kürt halkı büyük kazanımlar ve başarılar yaşadı. Aynı zamanda bu başarılarda büyük rol sahibi kahramanca şehadetler de yaşadı ve bu büyük şehitlerini direniş sözü vererek sonsuzluğa uğurladı. Kürt halkı Rojava’da, Bakur’da, Başur’da, Rojhilat’ta diktatörlükler, faşizm karşısında güçlü mücadeleler verdi. Tüm baskılara, saldırılara karşı kazanan, başaran halkların demokratik, özgürlükçü çizgisi ve mücadelesi oldu. Kürdistan da bu gerçekliğin merkezlerinden biri oldu. Kürdistan’ın genelinde yaşanan bu mücadele ve direniş çizgisi Rojhilate Kürdistan’da da açığa çıktı. İran devletinin faşist ve inkarcı uygulamalarına karşı Rojhilat halkı birçok Rojhilat kentinde anlamlı direnişler ve serhildanlar gerçekleştirdi. 2017 yılı Rojhilate Kürdistan halkı ve özellikle kadını açısından hem zorlu hem de direniş dolu bir yıl oldu. İran devleti her zaman olduğu gibi bu 2017 yılında da Kürt halkı karşısındaki inkar ve imha zihniyeti temelindeki irade kırma ve Kürtleri özgürlükten vazgeçirme politikalarına devam etti. Kürdistan’ı ekonomisizleştirme, toplumsal olarak marjinalleştirme, fuhşu yaygınlaştırma, kültürel yozlaşma, ajanlaştırma politikaları ile halkı sindirmeye çalıştı. Deprem felaketi ile harap olan Kirmanşan’da bugün yaşananlar bu politikanın sonucudur. Ancak şu bir gerçektir ki İran rejimi ne kadar bu tarz faşizan politikaları uygularsa uygulasın Kürtlerin özgürlük istemlerinin önüne geçememektedir. Bu kadar saldırgan olmasının sebebi budur.

Elbette ki bu dikta zihniyet sadece Kürt halkı karşısında değil, tüm İran halkı karşısında uygulanan bir politikadır. İran devlet geleneği toplumu toplum olmaktan çıkarmak üzerine kurulu bir devlet sistemidir. Toplumu açlıkla, cinsiyetçilikle, politikasızlıkla, eğitimsizlikle, dincilik ile terbiye etmeye çalışmaktadır. Toplumsal direniş mekanizmalarını bitirmeye çalışmaktadır. Bir ulus devlet klasiği olarak kendinden olmayanı yok etmek üzere kodlanmış bir devlettir. Bunun için en çok saldırdığı ve denetim almak istediği kesim toplumun temel bileşeni olan kadınlar ve gençlerdir. Kadınları hedef alarak toplumun ahlakını, vicdanını, kök hücresini etkisizleştirmek isterken, gençler ile toplumun geleceğini, enerjisini, muhalif yanını marjinalleştirmek istemektedir. Devlet iktidarına her anlamda evet diyen, sorgulamayan, karşı koymayan sürü gibi bir toplumun oluşması için toplum mühendisliği yapmaktadır. İran rejiminin bu antidemokratik ve baskıcı devlet politikaları sonucu bu gün İran’da demokrasi sorunu vardır. Kadınların özgürlük sorunları çok büyüktür, bu durum erkek için de büyük bir sorundur. Ekonomik olarak toplum fakirleşmiştir. Eğitim sorunu vardır, siyaset tek yönlüdür, anti demokratiktir, milliyetçidir, dincidir. Tüm bunlar artık toplumun dayanamayacağı bir hale gelmiştir. Birkaç gündür İran ve Rojhilate Kürdistan’da devam eden ve dalga dalga yayılan sistem karşıtı halk protestoları bu çarpık ve kirli siyasetin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

‘Kadın aklı ve öncülüğü ile mücadele verilmeli’

Rojhilatê Kürdistan ve İran tarihten bu yana direnişçi halk hareketlerinin, örgütlenmelerinin olduğu, dikta rejimleri karşısında mücadele geleneğinin açığa çıktığı bir coğrafyadır. Bu gün İran ve Rojhilat’ın önemli merkezlerinde yaşanan halk serhildanları bu geleneğin bir devamıdır. İlk başta ekonomik kriz karşısındaki tahammülsüzlük sonucu başlayan bu eylemler, artık taleplerin demokratik siyasetin oluşumuna dönük taleplerin öne çıkmasıyla birlikte farklı bir karakter kazanmaya doğru gidiyor. Kadınlar öncülüğünde başlayan ve devlet sisteminin haksız uygulamalarından rahatsız olan herkesin katıldığı bu eylemler halkın demokrasi mücadelesidir. KJAR olarak yaşanan bu gelişmeleri demokratik bir mücadele olarak tanımlıyor ve demokrasiden ve özgürlüklerden yana herkesin bu isyan ateşinde yer alması gerektiğini vurgulamak istiyoruz.

Elbette ki bu halk serhildanlarının kadınlar öncülüğünde başlaması, sistemden yana rahatsızlığın ilk olarak kadınlar tarafından ifade edilerek, toplumun taleplerinin kadın aklı ile kimlik kazanması oldukça anlamlı ve doğru bir adımdır. Çünkü bu sistem içerisinde en çok haksızlığa uğrayan biz kadınlarız. Tarihte de Fransız devrimini kadınlar başlatmış, devrimsel bir sürece öncülük yapmışlardır. Dünyadaki tüm halk mücadelelerine baktığımızda kadınları her zaman ön saflarda görüyoruz. Tarihten günümüze kadın aklı ve yüreği toplumsal aklın ve yüreğin karakterinde belirleyici olmuştur. Şu an İran ve Rojhilat’ta yaşanan serhildanlarda yer alarak tarihsel kadın direnişçiliğine bir yenisini ekliyorlar. İranlı ve Rojhilatlı kadınlar açısından yaşanan eylemler sistemin kadın kırımı politikalarına karşı durmada büyük bir zemin oluşturabilir. Sürekli ölümler ile anılan kadınlar olmaktan çıkarak, direnen ve mücadele eden kadınlar olarak öne çıkmak direnen her kadının hakkıdır. Bu açıdan kadınlar için büyük bir fırsat doğmuştur. Kadınlar mevcut pozisyonlarına politik bir kimlik kazandırma, bir kesimle sınırlı kalmayıp, tüm kadınların bu direnişe katılmalarını sağlamak için kesinlikle örgütlenmelidirler. Örgütlü kadın örgütlü toplum demektedir. Demokratik halk mücadelesinin kimliğidir, başarının olmazsa olmazıdır. Şu bir gerçektir ki İran ve Rojhilatê Kürdistan’da açığa çıkması muhtemel değişimin karakteri özgün kadın kimliği ile yoğrulmadığı müddetçe gerçek bir zafer olamaz. Bu yüzden tüm kadınlar ve kadının örgütlü güçleri bu gerçeklik ile hareket etmeli, haksızlıklar karşısına tek ses olmalıdır.

İran devletinin yaşanan halk eylemleri karşısındaki tavrı diktatör devletlerin görmezden gelen ve her şeyin üstünü kapatmaya çalışan baskıcı ve katliamcı politikalar ile klasik tavrının ötesine geçmemektedir. Toplumu susturmak istemektedir. Demokratik taleplere karşı verdiği tavır öldürmek ve katletmektir. İran devletinin demokratik taleplere cevabı her zaman bu şekilde olmuştur. Loristan’da devlet eliyle yaşanan katliam bu politikaların bir devamıdır. Eylemler sürecinde yaşanan kayıpları demokrasi şehitleri olarak tanımlamak ve mücadeleyi yükseltmek herkesin görevidir. Yaşananları dış güçlerin kışkırtması olarak açıklamak ya da basit birkaç tepki olarak tanımlayarak halkın tepkisini muğlaklaştırmaya çalışmaktadır. Öyle bir pozisyondadır ki kendi söylediğine kendisi de inanmamaktadır. Bu tür zamanlarda devletten beklenti içinde olmaktan ziyade en doğru tutum halkın kendi öz örgütlenmesine ve gücüne dayanarak ve kendi ayakları üzerinde duran bir halk mücadelesinin yaratılması olacaktır. İran ve Rojhilatê Kürdistan için tek çıkış yol halkların demokratik birliğidir. İran’da yaşayan tüm halkların demokratik ve özgür yarınlarda buluşması için yapılması gereken faşizmin dermanı olan halkların demokratik birliğini inşa etmektir. Bunun için mücadele etmek, tek dilli, tek kültürlü, tek kimlikli toplum yaklaşımına tavır koymak gerekmektedir. Kadınlar demokratik birlik mücadelesinin öncülüğünü üslenmeli, daha da güçlü bir örgütlenme ile demokratik siyaseti oturtmalıdırlar.

‘2018’i özgürlük yılı yapacağız’

2017 yılı başta da belirttiğimiz Kürdistan açısından faşist devletçi zihniyete karşısında mücadele ve başarıyla geçen bir yıl oldu. 2018 yılı Kürt halkı için daha da fazla direniş ve savaşım vereceği bir yıl olacaktır. Rojhilate Kürdistan’da bu büyük mücadelenin bir parçası olmaya devam edecektir. Yeni bir yıla girerken KJAR olarak Rojhilate Kürdistan’da özgürlük mücadelesini daha da güçlendireceğimizin sözünü veriyor ve Rojhilatlı kadınları 2018 yılını özgürlük yılı yapmak için mücadele saflarına katılmaya davet ediyoruz. 2018 yılını Rêber APO’nun ve Kürdistan’ın özgürlük yılı yapacağımızın kararlılığını her zamankinden daha fazla yaşıyoruz.”