İletişim | Hakkımızda
ANHA

Kom ve komün devrimi

ANALİZ

Roni Qamişlo

HABER MERKEZİ  – Politika yapamayan, yani düşünemeyen, kendi yaşamı hakkında tartışamayan, karar alamayan, aldığı kararları uygulayamayan toplumlar eksik, hastalıklı toplumlardır. Böylesi toplumlar tüm bileşenlerinin gücünden yararlanamadığı için aynı zamanda güçsüz ve kendisine yetemeyen toplumlardır. Komün ve kom bu toplumların ilacıdır.

Toplum için en iyi işi bulma, kafa yorma, düşünme olarak tanımladığımız ve ahlaki-politik toplumda toplumun tüm üyelerinin en temel işi olan politika devletlerde olmaz. Halkın içinde olur. Çünkü bilinçlenen, güç haline gelen ve bu temelde kendi sorunlarını çözen bir toplum herhangi bir devlete-egemene ihtiyaç duymayan toplumdur.

İnsanların ne yiyeceğinden tutalım, ne giyeceğine, ne hissedeceğinden nasıl tepki vereceğine kadar her şey devletçe hazır hale getirilmektedir. İnsanlar neyi nasıl yapacağı konusunda çaresiz gibi gözükmektedir. Gerçek böyle değildir. İnsanlar örgütlenerek tüm sorunlarını çözebilirler.

Toplumun sağlıklı işleyen bir organik yapıya tekrardan kavuşabilmesi için tüm bileşenleriyle birlikte tekrardan politika yapar hale gelmesi gerekir.  Örgütlenmek gerekir. Bu da kom ve komünlerle mümkündür. Toplumun maruz bırakıldığı toplumsal sorunlardan kurtulabilmesi için toplumu oluşturan tüm bileşenlerin kafa yorması, tartışması, kararlar alması ve bunları uygulaması gerekir. Bu doğrudan demokrasinin uygulanması anlamına gelir. Bu da nerede bir insan varsa, onun kendisini içinde ifade edebileceği, katacağı bir örgütü gerektirir. Bu da somut olarak bir ağ gibi kurulması gereken komünlerdir. Yani çare komünü olmakta ve komün oluşturmaktadır. Sayısız komün ve meclisin oluşturduğu demokratik ulus örgütlülüğünde kimse halk adına karar almamaktadır. Sorunu tartışan da kararı alan da kararı uygulayan da halkın kendisi olmaktadır.

15019

Bu durum, o güne kadar bastırılmış, kendisini ifade etme olanağı tanınmamış veya bulmamış olan toplumun tüm kesimlerinin kendi potansiyeline göre kendini gerçekleştirme fırsatı bulması anlamına gelmektedir. Kadın, gençlik, emekçiler, değişik toplumsal katmanlar, farklı etnisiteler, inanç grupları, alt-kimlikler gibi tüm toplumsal kesimler böylelikle kendilerini komünler halinde örgütlemiş olurlar. Toplumsal özden kaynağını alan demokratik konfederalizm de zaten bu komünlerin toplamı anlamına gelmektedir.

Toplumsallaşmanın asıl yaratıcısı olan kadının gücüne dayanmayan hiçbir toplumun sağlıklı olması ve gerçek gücünü açığa çıkarması mümkün değildir. Olması gereken, özüne uygun bir şekilde kadının toplum içindeki belirleyici yerini almasıdır ki demokratik ulus örgütlülüğü tam da bunu gerçekleştirmenin adıdır. Kom ve komünlerin gerçek yaratıcı ve öncüsü kadınlardır. Evde ve köylerde olduğu gibi kadın tüm toplumsal örgütlerde de öncü olmalıdır.

Devletçi sistem tarafından ezilen, geri, amatör, cahil görülerek tahakkümün bir nesnesi haline getirilen gençlik de sağlıklı toplum için kendi özgünlüğü temelinde örgütlülüğünü sağlamak durumundadır. Gençliğin dinamizminden yararlanamayan toplumların akışkan olması, güç haline gelmesi mümkün değildir. Gençlik de tıpkı kadın gibi toplumdaki öncülük konumuna kavuşabilmesi ve toplum için çalışabilmesi için gerekli örgütlülüklerini bu örgütlenme tarzında oluşturmaktadır.

Gerçek toplum, (gençlik, kadın ve tüm farklılıkları ile…) bir ahenk içinde çalışan toplumdur. İşte devletçi sistemden kurtulmanın adı olan demokratik ulusun gerçek anlamda gerçekleşebilmesi için toplumu oluşturan tüm bileşenlerin canlılık perspektifi temelinde işlemesi, potansiyelini açığa çıkarması gerekir. Böyle olduğu takdirde devlete hiçbir alanda (eğitim, sağlık, ekonomi, güvenlik…) ihtiyaç duymayan, devletçi sistemi tarihin çöp sepetine atacak denli kendini çözüm gücü haline getirmiş bir toplumsal gerçeklik ortaya çıkar.

Kom ve komün inşa ve savunmanın temelidir. Demokratik ulusun inşası ve savunması komünsüz mümkün değildir. Rojava Ortadoğu’da sosyal devrimin kalbidir. Rojava’da toplumsal örgütlenme geliştikçe bütün halkların özgürlük umudu daha da artmaktadır.