İletişim | Hakkımızda
ANHA

‘Kuzey Suriye’nin Soçi’den uzak tutulması kayıp bir dönem çabası olur’

CÎHAD ROJ

HABER MERKEZİ – Suriye Demokratik Yenilik Partisi Başkanı ve Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Yönetim Kurulu Üyesi Fîras Qesas, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun Soçi Kongresi’nden uzak tutulması halinde bunun kayıp bir dönemin çabası olacağını söyledi.

Suriye Demokratik Yenilik Partisi Başkanı ve Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Yönetim Kurulu Üyesi Fîras Qesas, kendilerine Suriye muhalefeti adını verenlerin bir çözüm projelerinin bulunmadığını belirterek, muhalefetin Suriye rejiminin zihniyetiyle hareket ettiğini ancak kendisine düşmanlık yaptığını söyledi. Her iki tarafın aynı siyasetin imalatı olduğu, demokrasi ve özgürlük karşıtı olduklarını kaydeden Qesas, Soçi Kongresi, katılımcılar ve ortaya çıkacak olası sonuçlara ilişkin ANHA’nın sorularını yanıtladı.

Sizin bakış açınızla uluslararası durum Soçi konferansının düzenlenmesi için uygun mu?

Ben öncelikle konferansın düzenlenmesi ve ortaya çıkacak başarı faktörlerini birbirinden ayırıyorum. Eğer bir konferans düzenleniyorsa, amacı bir davanın çözümü ise daha sonra gerçekte bunun uygulanması gerekiyor. Uluslararası durum bir noktaya kadar konferansı gerçekleştirmek için uygundur. Rusya artık uluslararası bir güç olarak Suriye krizinde çok aktiftir. İçinde karşıtlık barındırmayacak bir çerçevede Amerika ile Rusya, Suriye’nin ağır sorunları konusunda anlaştı. Uluslararası güçler arasındaki karşıtlığın azalmasıyla Suriye rejimi başkanının uzaklaştırılması gündeme geldi. Bu konular nedeniyle Soçi konferansının gecikmesi, lojistik ve tekniktir, siyasi gerekçelerden kaynaklı değil.

İlkelerine baktığımızda Soçi ve Cenevre konferansını birbirinden ayıran farklar nelerdir?

Soçi’nin amacı Rusya’nın, Suriye davasının sembolik ve manevi yönde yaklaşımıdır. Bir konferans binden fazla kişinin katılımıyla gerçekleşiyor, acaba nasıl üç günde sonuç elde edebiliyor. Bu mümkün değil.

Cenevre ise katılım konusunda uluslararası bir konferanstır. Konferansa katılan taraflar, bir araya geliyor, siyasi bir çözüm bulmak için çabalıyor. Astana konferansı da askeri ve siyasi rengi belli değildi, ancak amacı bölgede bulunan askeri faktörlere siyasi çözüm bulmaktı. Bir taraftan da Astana ve Cenevre konferansları, bölgedeki devletler ile Rusya ve Amerika arasındaki gizli ve açık anlaşmalara neden oluyor.

Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu sözcüleri, Soçi konferansından uzak tutulmak isteniyor. Federasyon sözcülerinin katılmaması durumunda Soçi’de ne gibi sonuçlar ortaya çıkabilir?

Siyasi bir karar alacak olan konferanstan, bir tarafın dışlanması veya uzak tutulması doğru değildir. Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu’nun konferansa katılmasına karşı çıkan taraflar, gerçek çözüm bulunmasını sınırlıyorlar ve buna Baas mührünü basıyorlar.  Soçi’de dile getirdiğimiz gibi Suriye krizinin çözümü için bir kolaylık sağlanmıyor. Çünkü konferansa bir sınır konulmuş ve tiyatroculuk hakim. Onun için Kuzey Suriye’nin uzak tutulması, Soçi’nin başarılı olmasının önünü kapatıyor ve bu da sadece kayıp bir dönemin çabasıdır.

Krizin çözümüne dair projeleri olmayan heyetler Cenevre’ye katıldılar. Rejim ya da muhalefetin Soçi’de bir çözüm projesi sunacağını düşünüyor musunuz?

Kendisini Suriye muhalefeti olarak tanımlayan ve Cenevre’ye katılan tarafın elinde bir çözüm projesi olmaması normaldir, çünkü Suriye rejimi ile aynı zihniyeti taşıyor ve sözüm ona rejime karşıtlar. Her iki taraf da aynı siyasete, aynı ideolojiye dayanıyor. Ne siyasi İslam ne eski solcular ne de milliyetçilerin dayandığı ideolojilerde herhangi bir demokratik değer yok. Bu yüzden de bu taraflar ve rejim arasındaki savaş, her iki tarafın da Suriye’nin durumundaki sorumluluğuna rağmen, sahip oldukları zihniyet egemenlik ve hakimiyete kilitli. Sonuç olarak her iki taraf da içinden bulundukları durumdan çıkamıyorlar. Kuşkusuz rejimin ve muhalefetin elinde hiçbir çözüm yoktur.

Sizce Suriye krizinin çözümünde en doğru yöntem nedir?

Bana göre çözüm esas olarak yeni dönem siyasi kavramlar üzerinden gerçekleşmeli. Bu kavramlar, gerilim yaratan iktidarcı kavramları olumsuzlayan temelde olmalı. Suriye rejimi iktidarcılığın bir yüzünü mevcut muhalefet ise diğer yüzünü temsil ediyor. Çünkü kavramların doğru tanımlanması sorunu esaslı bir sorundur. Barışın üzerinde inşa olunduğu kavramlar, siyasetin üzerinde geliştiği felsefik ve bilimsel temeldir.

Gerçekten de çözüm bu felsefeyi geliştirenlerin elindedir. Çünkü bu felsefe iktidarcılığı her açıdan sınırlıyor. Suriye sorununun ortaya çıkardığı sonuçlar gösterdi ki, mevcut güçler, iktidarlar bu çağdaş felsefi demokratik değerlere dayanmıyor. Öcalan’ın geliştirdiği bu demokratik felsefe ve sistem ortaçağ zihniyetini, zor ve baskıya dayanan kapitalist modernizmi olumsuzlayan, aşan bir felsefedir. Öcalan’ın geliştirdiği felsefe Suriye ve Ortadoğu’da sorunlarına epistemolojik olarak çözümler üreten, erkek egemen sistem ve milliyetçiliğe karşı bir sistemi esas almaktadır. Bu, etnik milliyetçilik ve erkek egemen sisteme karşı demokratik ekolojik toplumu inşayı ön görüyor. Toplumsal sözleşme temelince tüm toplumun demokratikleşmesini esas alan, insan temel hak ve özgürlüklerini savunan, toplumsal değerleri koruyan adil bir zihniyet ve sistemdir.

Çözüm buradadır ve Kuzey Suriye Demokratik Federasyonunda sınanmıştır. Bana göre, bu teoriye dayanmayan, çözüm arayışlarının hayat bulması mümkün değildir. Bu mümkün değildir.

ANHA