İletişim | Hakkımızda
ANHA

‘Minbic’in özgürleştirilmesi, halkın ve savaşçıların dayanışması sonucudur’

HABER MERKEZİ – Minbic Askeri Meclisi Sözcüsü Şervan Derwîş, Minbic’i Özgürleştirme Hamlesi’nin bölgede atılmış önemli adımlardan olduğunu belirterek, “Minbic Hamlesi, savaşçıların ve bölge halkının dayanışma örneklerindendir” dedi.

Şervan Derviş, Komutan Şehit Faysal Ebu Leyla Hamlesi’nin 1. yıldönümüne ilişkin ANHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

*İlk hazırlıklar nasıl geçti? Reqqa’nın kuzeyini özgürleştirmek için hamle başlamışken yönünüzü neden Minbic’e verdiniz?

DAIŞ çeteleri 21 Ocak 2014’te Minbic’i işgal etmişti. Bizim de amacımız kenti onlardan temizleyerek özgürleştirmekti. Minbic, uğrunda canımızı feda etmeye değer, kaçış çözüm olamazdı. O nedenle Kobanê’den Minbic’e yöneldik. ÖSO’ya bağlı bazı gruplar ise, kendilerini Türkiye’den aşağı doğru bıraktı.

DAIŞ çetelerinin Kobanê’ye saldırısı sonrası gelişen destansı direnişten dolayı gururluyuz. Bizler de bu direnişin bir parçasıydık. Bizler ayrıca Faysal Ebu Leyla, Ebdo Doçka ve arkadaşları için başlatılan hamlenin de içinde yer aldığımız için gururluyuz. DAIŞ’in bölgeden temizlenmesi için operasyonlarımızı aralıksız sürdürdük. Girê Spî, Eyn İsa ve Sırrin‘i de içine alan geniş bir alanı özgürleştirdik. Ardından Suriye Demokratik Güçleri QSD’yi yapılandırdık. Sonrasında Tişrîn’i DAIŞ çetelerinden temizledik. Minbic’e yaklaştık ve kenti kurtarmak hazırlıklara başladık. Minbicli savaşçıların da içinde olduğu devrimci grupların komutanlarıyla beraber yaptığımız geniş değerlendirmelerden sonra Faysal Ebu Leyla Hamlesi’nde karar kıldık ve Minbic Askeri Meclisi’nin kurulması kararını aldık. Karar sonrası 2 Nisan 2016’da Minbic Askeri Meclisi’nin kuruluşunu resmi olarak ilan ettik. Meclis kurulduğunda içerisinde 7 grup bulunuyordu. Bunlardan Şems El Şemal ve Cund El Siwar Minbic bölgesindendi.

Hazırlıklar tamamladıktan sonra her açıdan QSD komutanlarıyla tartışma yürüttük ve onların aracılığıyla teröre karşı uluslararası koalisyona ulaştık. Yine çok yönlü tartışmaların ardından hamlenin 1 Haziran 2016’da başlatılmasında karara vardık.

*Hamleye dair öngörüleriniz nasıldı? Türk devleti Fırat’ın batısına geçme konusunda sizleri tehdit ediyordu. Suriye rejiminin ya da Türk devletinin size karşı tutum sergileyeceğini tahmin ediyor muydunuz?

DAIŞ’in kenti kolay kolay bırakmayacağını, kentte kalabilmek için var gücüyle çabalayacağını öngörebiliyorduk. Çünkü Minbic onlar için stratejik önemdeydi, saldırıları planlarını orada hazırlıyordu. Bunun yanında katılmak için dışardan gelen çeteleri karşılamak amacıyla orada üs oluşturmuşlardı.

Öte yandan Türk devleti Minbic’in DAIŞ’ten alınmasını istemiyordu. Çünkü Türk devleti Minbic’in, Halep’in doğusunun anahtarı konumunda olduğunu biliyordu. Bu nedenle tüm yol ve yöntemlerle şehre ulaşmamızın önüne geçmeye ve hamleyi engellemeye çalıştı. Hamledeki amacımızın ve tutumumuzun ne olduğunu Türk devletine anlatması için Koalisyonun komutanlarıyla görüşmek üzere bir heyet gönderdik. Ancak Türk devleti bize karşı olan tutumunda ısrar ediyordu. Bizler de kenti özgürleştirmekte kararlıydık. Bunun üzerine cevabımız tüm engelleri aşmak üzerineydi. Bölge halkı her gün bizlere, kendilerini kurtarmamız için çağrı yapıyordu. O süreçte rejim o bölgede yoktu. O nedenle hamle için herhangi bir engel çıkaramadı

*Hamlede Komutan Faysal Ebu Leyla’yı kaybettiniz. Ardından hamlenin adını ‘Faysal Ebu Leyla Hamlesi’ olarak değiştirdiniz. Acaba Komutan Ebu Leyla, üzerinizde ve genel olarak Minbic Askeri Meclisi üzerinde ne gibi etkiler bıraktı? Şehadetin ardından hamleyi hangi ruhla sürdürdünüz?

Hamlenin başlaması ardından bir komutan ve mühendis olan; ayrıca hamlenin hazırlıklarında, planlanmasında büyük katkısı olan Komutan Faysal Ebu Leyla’yı kaybettik. Ebu Leyla komutanlıkta tek başına yer almayı hiçbir zaman kabul etmedi ve bunun yanında hep en ön cephedeydi. Onun bu direnişi ve duruşu, bizi ve savaşçıları oldukça etkiledi. Savaşçılarını hiçbir zaman ön cephede yalnız bırakmazdı. Mücadele ve direniş kaynağıydı hep. Savaşçılarını cephede hiçbir zaman yalnız bırakmayan büyük komutan, daha önce de birçok savaş cephesinde en önde savaşmış ve defalarca yaralanmıştı. Savaş bölgesinden ayrılmayı hiçbir zaman kabul etmiyordu ve sadece tedavi görmesi için karar alındığında cepheden çıkmayı zorunlu görüyordu. Morali hep yüksekti. Bu da savaşçılar üzerinde büyük etki yaratıyordu. Savaşçılar onun sesini duyduğunda moral alıyorlardı. O gerçek anlamda bir moral kaynağıydı.

Komutan Faysal Ebu Leyla’nın arkadaşları ve Minbic Askeri Meclisi olarak, Minbic’i Özgürleştirme Hamlesi’nin onun adına devam ettirilmesi için karar aldık. Bununla onun hayallerini gerçekleştirdik. Hayallerini gerçekleştirmek için gece gündüz mücadele ediyordu. Bu nedenle hamleye onun adını verdik. Hamlenin devamında savaşçılar büyük bir kararlılık ve azimle savaşıp ilerliyordu, bölgeyi adım adım özgürleştiriyordu. Komutan Faysal Ebu Leyla, savaşçılar için hamleye ışık tutan bir fener gibiydi.

*Başından beri Minbic Halkı, Minbic Askeri Meclisi’ne karşı nasıl yaklaştı? Ne oranda meclise bağlandılar ve etrafında toplandılar?

Bizler Minbic’de savaş sürecinden daha farklı bir gerçeklikle karşılaştık. Bu gerçeklik, halkın savaşçılara yardımı ve savaşçıları sıcak karşılamasıyla ortaya çıktı. Önceki savaşlarda halkın evlerinden çıkıp göç ettiğini ve güvenli bölgelere yöneldiğini görüyorduk; fakat durum Minbic’de farklıydı. DAIŞ’in mayınlarına ve keskin nişancılarına rağmen halk ölümden korkmuyor ve savaşçılarımıza doğru akın ediyordu. Bu da halkın askeri meclisimize olan bağlılığının bir göstergesidir.

Onların bu bağlılığını gördüğümüzde bölge halkının özgürlüğe aç olduğunu fark ettik. Kendilerini DAIŞ’ten kurtaracağına dair Minbic Askeri Meclisi’ne güveniyorlardı. Zaten bu nedenle bölgeden yüzlerce genç Minbic Askeri Meclisi’ne katıldı ve hamledeki yerini almak istedi. Bölge halkı ayrıca çetelerin hareketlerini ve yerlerini savaşçılara bildiriyordu. Tüm riskleri göze alarak savaşçılara yardım eden bir halktır Minbic Halkı. Çeteler, yanında telefon bulduğu yurttaşları vahşice infaz ediyordu. Ona rağmen yurttaşlar çetelerin yerlerini savaşçılara bildiriyor ve onlara yardım ediyordu. Minbic özgürleştirildikten bu yana elde edilen başarılar ve kazanımlar, Minbic Halkı’nın meclisimize ne kadar bağlı olduğunu gösteriyor.

*Minbic Özgürleştirme Hamlesi’nin başlamasıyla, teröre karşı savaştığını iddia eden Türk devletinin siyasetine nasıl bir etkide bulundu? Üstelik Türk devleti Fırat’ın batısına geçmeme konusunda tehdit ediyordu. Öte yandan hamlenin başlaması, Rojava-Kuzey Suriye halkları üzerinde nasıl bir etkide bulundu?

Minbic’i Özgürleştirme Hamlesi, iki süreç arasında başlayan önemli bir atılımdı. Şüphesiz Minbic özgürleşmeden önceki durum ile özgürleştikten sonraki durum farklıydı. Türk devleti bölgedeki güvenilirliğinin ve itibarının yanında bölgenin başında gelen ortağını da kaybetti. Yani bir başka deyişle Türk devletinin, bölgede silahlı çete gruplarına dayandırdığı siyasetinin başarısızlıkla sonuçlandığını ve herhangi bir sonuç alamadığını söyleyebiliriz.

Türk devletinin Suriye topraklarına müdahalede bulunmasının amacı, ‘Fırat Kalkanı’ adı altında Minbic’i işgal etmek ve ömrü tükenmekte olan DAIŞ’in ömrünü uzatmak, nefes aldırmaktı.  Bizim amacımız ise terörün ilerleyişini durdurarak onları yenilgiye uğratıp bu topraklardan silip süpürmektir. Türk devletinin müdahalesi aynı zamanda rejim güçlerinin Halep’in doğusuna doğru ilerleyebilmesine neden oldu. Başka bir deyişle eğer Türk devletinin müdahalesi olmasaydı çeteler şu an başka bir durumda olacaktı. Buna bağlı olarak rejim güçleri de bu kadar ilerleyemeyecek, Halep’in doğusundaki köyleri alamayacak ve Fırat Nehri’ne dayanmayacaktı.

Türk devletinin ve çetelerinin şimdiye kadar birçok kez saldırılar düzenlediğini unutmamalıyız. Minbic’i işgal etmeye kalkıştılar; ancak savaşçılarımızın direnişi sayesinde tüm saldırılar geri püskürtüldü ve Türk devletinin planları boşa çıkarıldı.

*73 gün süren Minbic’i Özgürleştirme Hamlesi sonrası bölgede, siyasi ve askeri dengelerde ne gibi değişiklikler oldu?

Minbic özgürleştirildikten sonra bölgede büyük değişiklikler oldu. Özgürleştirilmeden önceki değişiklerden faklı değişiklikler yarattı. Bu değişiklikler, bölgedeki hakimiyet ve etki alanı değişiklikleri olarak karşımıza çıktı. Direnişin düzeyi, Suriye’de siyasi ve askeri düzeyde değişiklikler yarattı. İktidar savaşı halen devam ediyor. Teröre karşı birçok başarı elde ettik ve geldiğimiz noktada QSD Reqqa’ya ulaştı. Bizler de bu hamlenin içindeyiz ve Türk devletinden halen tehditlerin savrulduğunu görülüyoruz. DAIŞ tükenmek üzere; ancak Türk devleti halen DAIŞ’i kurtarma derdinde ve çabaları bu yönde.

(ge/cj)

ANHA