İletişim | Hakkımızda
ANHA

Minbiclilerin tanımı ile: Demokratların Dönemi 1

DOSYA

HABER MERKEZİ – Bölgenin insanları Fıratın kıyısında bir yaşam kurdu. Ardından gelen zorbalar, onların yaşamını zifiri karanlığa çevirdi. Umutla kendi tanımları ile ‘Demokratların Dönemini’ başlattılar.

Suriye, geçtiğimiz 5 yıl içerisinde olduğu gibi 2017 yılında da dünyanın ana gündemini oluşturmakta. İlk ay içerisinde çok yönlü olarak tartışmalar devam etti. Üstelik bu tartışmalar Halep ve Şehba üzerinde derinleşiyor. En son Astana ve Moskova toplantıları yapıldı. Bu girişimlere karşı Suriye’nin sınırları içinde yaşanan çözüm mücadelesi daha çok sonuç veriyor. Rojava’da, Demokratik Özerk Yönetim biçiminde gelişen sistem; bugün Şehba bölgesine, Minbic’e yayılıyor.

Rojava kantonlarından sonra Minbic’de inşa edilen sistemle halkların inancı ve umudu daha da arttı. Özellikle Minbic sakinleri ‘Demokratlar Dönemi’ olarak hayata geçirdikleri süreç, Bab, Reqqa ve Cerablûs  halkı için de umut oldu.

Minbic Bölgesi’nde inşa edilen sistem için derin bir araştırma yaptık ve sistemi yerinde inceledik.

Minbi, Fırat Nehri’nin yanı başında kurulmuş ve oldukça zengin bir bölge. Bu zenginliği nedeniyle toplumsallaşmanın çekim merkezi olmuş adeta. Başta arkeolojik olmak üzere bölgede yapılan çeşitli araştırmalar sonucu, birçok farklı inançtan, etnikten ve kültürden insanlar bir arada yaşadığı biliniyor. Ancak devletleşme ve iktidarlaşmayla birlikte çok renklilik yerine tek renklilik hakim olmuş.

Tarih

Yapılan tarihi araştırmalara göre Minbic, M.Ö. 2000’lerde yerleşim birimi olmuş. Üstelik Fırat’ın çevresinde o dönemden kalan eserler halen ayakta. Bölgede Asurilerden kalma ilk yapılar, höyükler var. Bölgede imparator olan Asuriler Minbic’e o dönemde pınar anlamına gelen ‘Nampige’ adını vermişler. Asurilerin ardından Aramiler bölgeye hakim olmuş ve ‘Nappigu’ ismini vermişler. Aramiler döneminde Minbic, Fırat ve Belix nehirlerinin arasında bulunan ‘Bêt Edini’ adındaki ülkenin bir parçası olmuş.

Bu dönemden sonra da bölge hep farklı iktidarların eline geçmiş. Sırasıyla bölgeye hakim olan Makedonların, Romalıların, Emevilerin, Abbasilerin, Eyyubilerin ve Osmanlıların eline geçmiş. Yakın geçmişte ise Baas Rejimi hakimiyetine giren bölgede hep hareketlenmeler devam etmiş ve farklı birçok inancın, kültürün ve milletin toplandığı alan haline gelmiş. Asuri-Süryaniler ve Kürtler, bölgenin yerel halkları olarak biliniyor. Ancak farklı tarihlerde ve farklı nedenlerle Araplar, Ermeniler, Çerkezler ve diğer halklar da bölgeye gelip yerleşmiş. Yürütülen politikalar nedeniyle bölgede Asuri-Süryaniler kalmamış. Günümüzde ise bölgede daha çok Araplar ve Kürtler yerleşik durumda; ancak nüfus olarak çok yoğun olmamakla birlikte Ermeniler ve Çerkezler de bölgede yaşıyor.

M.Ö. 3.yy’da Hristiyanlık bir inanç olarak bölgeye geçer. Yazılı tarihe göre Müslümanlar, Hicri 16.yy’da (Miladi 637’de) Ebu Ubeyd El Cerah öncülüğünde bölgeye gelmiş ve Hristiyan bir aşiretler topluluğu olan Texlib ile anlaşmalı olarak yani savaşmadan bölgeye gelip yerleşmişler. Müslümanlık da böylece bu ilk Müslüman grubuyla bölgeye yerleşip Hristiyanlıktan sonra ikinci inanç halini almış. 1879’da Kuzey Kafkasya’dan zorla göçertilen Çerkezler Minbic’e gelir ve yerleşirler. Ermeniler, Osmanlıların soykırımıyla Anadolu’dan ve Kuzey Kürdistan’dan kaçmak zorunda kalmışlar ve büyük bir sayıyla bölgeye gelip yerleşmişler. Türkmenler ise Osmanlılar döneminde bölgeye geldiler.

Halklar birbirini kucakladı

Bu göçlerin ortak olan yönü, bölgeye gelen her halk kendisinden sonra gelen halka kucak açarak sahip çıktı. Fakat her iktidar kendisiyle beraber ölüm, yıkım ve talan getirdi. Son olarak Baas rejiminin inkar siyaseti ve Türk devleti destekli DAIŞ’ın 4 yıllık barbar uygulamaları yürütüldü bölgede.

Bugün…

1931’e kadar bölgenin nüfusu 3 bin 800 idi. 2004’te yapılan nüfus sayımı sonucu verilen istatistiki verilere göre nüfusun 100 bine ulaştığı tespit edildi. 2011’de ise bu rakam 500 bine çıktı.

Aşiretler ve aydınlar

Bu kadim şehrin toplumunda iki hakim sınıf öne çıkıyor. Bunlar aşiret ve aydın sınıfıdır. Üstelik bu toplum içerisinde sözü en çok geçen kesim aşiretlerin ileri gelenleri ve aydınlardır.

Araplar, Çerkezler ve Kürtler kendilerini aşiret olarak yapılandırmış haldeler. Bölgedeki en büyük Arap aşiretleri; Bubena, Ewn, Benî Saîd Busiltan, El-Cêsat, El-Xenayım, El-Niem, Wild Elî, El-Hemdûn, Hınadî, Boxemîs, Imêrat, Xılaz, El-Bodıbış, Bosalıh, Begara, Cabıra, Mecadıma, Bereq, Xenafıra, Xerawîn, Weheb, Demalıx’dır. Bunların dışında irili-ufaklı 65 kadar Arap aşireti var.

Çerkez aşiretler ise; Hetqo, Maratqo, Ktaw, Leêş, Bexwaşa, Ol ve Beydenoqa. Ayrıca Kürtlerin Berazî ve Kêtik aşiret konfederasyonu mevcut.

Toplumun büyük bir kısmı okumuş ve aydın kesimden oluşuyor ve bölgeden birçok ünlü şair çıkmış. Ancak Baas rejimi bu kesimleri kendi çıkarları doğrultusunda kullanagelmiş.

2011 öncesi

Bu çerçevede rejim güçleri başta güvenlik olmak üzere Kobanê’deki kurum ve merkezi yapılarını etkinleştirebilmek için Minbic’ten bazı kişi ve kesimleri görevlendirdi. Bu kişiler toplumu birbirine karşı kışkırtıyor ve toplumda efendi-köle çelişkisini çıkarıyordu. Bu faaliyetler Minbic’e kadar etkili oldu.

2012 sonrası

Aşiretlerin kanaat önderleri ve aydın kesimler, Suriye Devrimi’nde hiçbir rol almadılar ve geride kaldılar. Bu nedenle toplumu yönetemez hale geldiler ve kendileri de şehri işgal eden çete gruplarının hedefi oldular. DAIŞ bölgeye gelmeden önce, El-Nusra ve ÖSO bu kesimleri susturmuştu. Ancak DAIŞ hepsinden daha kötü etkide bulundu ve aşiretleri itibarsızlaştırmaya, rezil etmeye başladı ve ardından onları zorla kendi sistemine dahil etti. Son olarak bu kesimler üzerinde katliama başvurdu.

Şu an her ne kadar belirli sayıda aydın, entelektüel kesim varsa da DAIŞ, işgali yıllarında onlarca Minbicli aydını ve ileri geleni katletti.

Zifiri karanlığın sonuna doğru

Çetelerin ve destekçilerinin barbarlığına karşı Minbic halkları, direnişlerine asla ara vermediler; kendilerini ve kentlerini özgürleştirdiler. Çetelerin zulmü, baskısı ve katliamları nedeniyle göç etmek zorunda kalan Minbic halkları, dışarıda Cebhet El-Ekrad ve Şems El Şemal adında askeri savunma birliklerini oluşturdular ve ardından Burkan El-Firat çatısı altında büyük bir askeri güç olarak birleştiler. Son olarak Minbic Askeri Meclisi’ni kurdular ve 1 Haziran 2016’da bölgeyi özgürleştirme hamlesi başlattılar. Hamle, 12 Ağustos’ta başarıyla sona erdi ve bölgelerini özgürleştirerek DAIŞ’in zulmünden kurtardılar.

Kent özgürleştikten sonra yerel yönetim oluşturuldu. Şimdi Fırat’ın köklerini yeniden canlandırmaya çalışıyorlar. Bu nedenle Minbic halkları bu dönemi ‘Demokratik Dönemi’ olarak adlandırıyor.

YARIN: Demokratların dönemi

(ge/u)

ANHA