İletişim | Hakkımızda
ANHA

MSD Eşbaşkanı: Sessizlik devam ederse büyük bir savaş çıkacaktır

QAMIŞLO – Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı Îlham Ehmed, Türk devletinin işgaline karşı sessizliğin devam etmesi durumunda bölgede büyük bir savaşın çıkacağını belirtti. Îlham Ehmed, Türk devletinin işgal ettiği alanları DAIŞ ve türevleri için eğitim yuvası haline getireceğini, Avrupa ve ABD’nin de güvenliğini tehlikeye sokacağını kaydetti. MSD Eşbaşkanı, uluslararası güçler ve Arap ulusal birliğinin tepki göstermesini ve Suriye halkının tümünün alanlara çıkmasını istedi.

Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Eşbaşkanı Îlham Ehmed İşgalci Türk devletinin saldırıları, uluslararası koalisyonun ve Arap dünyasının işgale dair tepkileri ve işgale karşı sessizliğin gelecek açısından yaratacağı sonuçlarına dair ANHA’nın sorularını yanıtladı.

*Türkiye ordusuyla Suriye topraklarına saldırarak Cerablus’u işgal etti. Yine sınırda çete gruplarını bölgeye sevk etti. bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz, bunun anlamı nedir?

Öncelikle Türk askerlerinin tank ve toplarıyla Suriye topraklarına girmesi uluslararası kanunlara aykırı bir durumdur. Bir anlaşma olmadan izinsiz Suriye topraklarına müdahale etmenin anlamı işgaldir.

Türkiye sınırından bölgeye geçirilen çeteler de daha önce de katliam yapan DAIŞ gibi çocukların kafasını kesen çetelerdir. Bugün bu çeteleri Kuzey Suriye’ye getirerek, DAIŞ’a karşı savaşmış ve bölgeyi temizlemiş olan güçlere karşı bu çereler getirilerek savaştırılmak istenmektedir. O nedenle bu Suriye topraklarının işgali anlamına gelmektedir. Suriye halklarının iradesini çiğneme ve Suriye devletinin iradesine karşı bir müdahaledir.

Bu işgal bütün uluslararası güçlerin, dünyanın ve ülkelerin özerkliğini dikkate aldıklarını iddia eden ülkelerin gözleri önünde gerçekleşmektedir. Bu işgale karşı göz yumma yaklaşımı müdahaleyi onaylama anlamı taşımaktadır.

*Bu saldırılara karşı çabalarınız nelerdir ve tepkiniz nasıl oldu?

Bu durum lanetlendi. Hem uluslararası alanda hem de ülke topraklarında tepkilerimizi çortaya koyacağız. İşgalin başlamasıyla, bizde diplomatik girişimlerde bulunmaya başladık. Görüşmeler gerçekleştirdik, bu görüşmelerde tepkilerimizi dile getirdik. Suriye topraklarının savunması için çgirişimlerimiz sürüyor.

*Türkiye Cerablus’a saldırdığında, DAIŞ’e karşı savaşacağını iddia etti ve Cerablus’u bu şekilde işgal etti. fakat son 3 gündür DAIŞ çetelerinden temizlenerek kurtarılan köylere saldırıyor. Bunun nedeni nedir?

Yıllardır DAIŞ çetelerine her türlü desteği sunan Türkiye tüm dünyanın gözleri önünde DAIŞ çetelerine karşı savaştığını ileri sürüyor. Oysa çeteleri Avrupa ülkelerine sürdüğü biliniyor. şuanda da “DAIŞ’la savaşmaya kararımı verdim” diyor kılıfıyla kendi topraklarında birçok bombalı saldırı gerçekleşti. Bu bombalı saldırıların Türk devleti tarafından gerçekleşen saldırılardır. Bununla yeni bir imaj yaratma çabası ve telaşı vardır. Gayeleri kamuoyunu aldatmaya yöneliktir. Bakın görüyorsunuz bende DAIŞ çetelerinin saldırılarına maruz kalıyorum. Onun için çetelere karşı savaşıyorum süsü verilerek Suriye toprakları belli bir yere kadar işgal edilmek isteniyor. Destek verdiği çete gruplarını da Suriye muhalefeti olarak göstererek Suriye topraklarına geçiriyor.

Kamuoyuna karşı bunları dile getirmektedir fakat bu çete gruplarının DAIŞ çetelerinden farkı yoktur. Amaçları da özellikle DAIŞ çetelerine karşı savaşan bölgeyi çetelerden temizleyen güçlere karşı savaştırmak istiyor.

*Birkaç gün önce Şam’ın Deraya bölgesindeki grupların çıkarılıp, Idlib’e gönderilmesi kararı alınmıştı. Oradan da Türkiye üzerinden Cerablus ve Kuzey Suriye’ye geçirileceği belirtiliyor. Sizce bu kararın Türkiye’nin işgal harekatıyla bir ilişkisi var mıdır?

Bir anlaşmanın olduğu görülüyor. Türkiye Rejime , ‘’ bu grupları bölgeden çıkarıp Kuzey Suriye’de savaştıralım. Böylelikle ikisi de tasfiye olmuş olur. Biz de siz de onlardan kurtulmuş oluruz.’’ demiştir. Suriye rejimini de bu şekilde ikna etmiştir. Muhalefet satılmıştır. Muhalefet adına hareket ettiğini söyleyenlerin hiçbiri de muhalefet etmemiştir. 5 yıldır her türlü saldırıya maruz kalan ve zorluklar yaşayan sivil halk bugün bölgeden çıkarılıyor. Çete grupları da silahlarıyla rejime teslim olup Cerablus’tan bölgeye sevk ediliyorlar. Amaç Halep ve Bab’ın işgal edilmesidir. Bu Osmanlı İmparatorluğunun eski işgal projesidir. Bu çeteler eliyle bölgeyi işgal edip yerleşmek istiyorlar. Önce bu çeteleri öldürtüp, sonra kendileri bölgeye yerleşecek ve bir daha çıkmayacaklar. Bu yöntemle Suriye topraklarını parçalamayı hedefliyorlar. Bunu yapan da Türk devletidir.

*Türkiye, uluslararası güçlerin onayıyla bölgeye saldırıyor gibi gözüküyor. Peki gerçekten bütün güçler destek veriyor mu? Çünkü karşıt olanlar da var.

Öyle gözüküyor ki bütün güçler DAIŞ konusunda anlaşmaya varmış. Ancak Türk devleti DAIŞ’e karşı savaş adı altında bölgeye girmesine rağmen DAIŞ’e karşı savaşan, büyük mücadele veren güçlere saldırıyor. Özellikle Kürtleri hedef alıyor. Kuzey Suriye halklarının ortaya çıkardığı iradeyi ve Demokratik Kuzey Suriye projesini tasfiye etmek istiyor. Nihayetinde de bütün Suriye’yi işgal etme amacında. Ancak bu isteğini gizli tutuyor. Bu şekilde bir anlaşma durumu ortaya çıktığı için uluslararası kamuoyunda bir sessizlik hakim.

*Uluslararası koalisyon, Minbic ve birçok bölgenin DAIŞ’ten temizlenmesi için Suriye’nin demokratik güçlerine destek verdi. Ancak Türk devleti 3 gündür doğrudan doğruya bu kurtarılmış bölgelere saldırmakta ve koalisyon bu duruma sessiz kalmakta. Bu tavrı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu gruplar direkt Koalisyon savunması içerisinde bölgeye geçiş yaptı. Özellikle son 2 gündür köylere çok şiddetli bombardımanlar yapılıyor. Katliamlar gerçekleşiyor, özellikle sivillere karşı daha büyük bir katliam var. Bu yaşananlarda koalisyonunda sorumluluğu var, çünkü bu izni veren onlar. Şimdilik koalisyona ait savaş uçaklarının bu katliamlara doğrudan katılma durumu var mı, araştıracağız. Bu konu soruşturma ve araştırma konusudur.

*MSD olarak Demokratik Federal sistem projeniz var. Ancak koalisyona bağlı bazı güçlerin “ Suriye’de bir Kürt yapılanması istemiyoruz” şeklinde açıklamaları var. Bu projede bütün Suriye halklarından bahsediliyor. Peki bu açıklama ne anlama geliyor?

Demokratik Suriye projesini inşa edecek olan, Suriye’nin geleceği hakkında karar alacak olan Suriye halkıdır. Çünkü kanını döken Suriye halkıdır. Bu yüzden “ Biz Suriye topraklarında Kürt yapılanması istemiyoruz” benzeri açıklamalar Türkiye’nin duygularına hitap etme olarak görüyoruz. Çünkü ortaya çıkan proje sadece Kürtlere ait bir proje değildir. Bu proje bütün Suriye halkları için demokratik bir projedir. Suriye halkı bir kez daha iradesini gösterecektir. Suriye ve Rojava halkı iradelerini ortaya koyarak kenti kaderlerini tayin edecektir.

*Arap devletlerinin bu duruma karşı tepkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Şimdiye kadar bir tepki ortaya konulmuş mu?

Türk devletinin işgaline karşı Arap dünyasından, herhangi bir Arap devletinden şimdiye kadar bir açıklama gelmedi. Sınırlarının işgaline karşı sessizlik ve ….. içerisindeler. Bu sessizlik Suriye halkına yapılan katliamı kabullenmek ve onaylamaktır. Bu yüzden herkes tavrını göstererek siyasetine netlik kazandırmalıdır.

*Yaşanan durum nasıl bir gidişata sahip olacak? Gelecekte bu durumun neleri gösterecek?

Eğer durum böyle devam eder ve uluslararası sessizlik sürerse, bölge çok büyük bir savaşın içine sürüklenecektir. Türk devleti ‘DAIŞ’e karşı mücadele’ adı altında Suriye topraklarına geçti. Bütün bölgeyi işgal ederek DAIŞ’in eğitim alanı haline getirme peşinde. Amerika ve Avrupa’nın güvenliğini bozma peşinde. Türkiye DAIŞ’e karşı savaşıyor diyenler ancak kendilerini kandırır. Bu durum ileride daha çok ortaya çıkacaktır.

*Kamuoyuna ve bölge halkına bir çağrınız var mı?

Herkes bu yaşananlara karşı ayağa kalkmalıdır. Bütün Kuzey Suriye halkları işgale karşı tepkisini ortaya koymalıdır. Türk devleti Derik’ten Kobanê’ye kadar tank ve toplarını sınıra yığmıştır. Cerablus’u işgal etmiştir. Bu yüzden güçlü bir tepki ortaya konulmalıdır ki dünya kamuoyu da tepki gösterebilsin.

(med/cj/ad)

ANHA