İletişim | Hakkımızda
ANHA

Ok: Güney Kürdistan müdahalesinde Türkiye etkin rol oynadı

HABER MERKEZİ – Güney Kürdistan ile Irak arasında sorunların çözümünün en doğru yönteminin halkların iradesini esas alan, devletçi yaklaşımlardan uzak yöntemlerde olduğuna dikkat çeken KCK yürütme konseyi üyesi Sabri Ok, Kürtlerin de bir daha böyle bir durumla karşılaşmaması için bir an önce ulusal birliğini sağlaması gerektiğini, belirtti.

Referandumdan sonra İran, Irak ve Türkiye tarafından geliştirilen Kürt karşıtı ittifaka da değinen Ok, bu ittifakın başını da Türk devletinin çektiğini, kaydetti.

ANHA’ya konuşan Sabri Ok, Kürt siyasi güçlerine ve tüm Kürt halkına da seslenerek, “Kürtler ulusal kimliğini sahiplenmeli. Demokratik değerlerine sahip çıkmalı. Parti, grup kimliklerini bir kenara bırakarak ulusal birlik temelinde birleşmelidirler. Bu kazanımların kalıcılığı açısından da bu zorunludur” dedi.

GÜNEYLİ YETKİLİLER HALKTAN ÖZÜR DİLEMELİ

Biraz da Güney Kürdistan ve Irak arasında yaşanan krize ilişkin konuşmak istiyoruz. Kerkük üzerinde yaşanan kriz ipleri kopma noktasına getirmiş durumda. Bu krizden çıkış için tarafların mevcut tutumlarını nasıl görüyorsunuz?

Kürtlerin imajı ve itibarı için kötü oldu. Kürtlerin bu sonucu doğuran aklı sorgulaması gerekir. Kürtler dünyada çok iyi bir imaj edinmişlerdi. Bu halen böyledir. Ama referandum sonucunda gelişenler buna kısmen de olsa zarar verdi.

Kürtler yıllar içinde elde edilen kazanımları 3 saatte nasıl kaybetti? Kürtler bunu sorgulamalılar. Halk, aydınlar, siyasetçiler bazı sorulara cevap bulmadan, bu hataları düzeltmek mümkün olmaz.

Irak anayasasının kararını kabul ettiler zaten. Duyduğumuz kadarıyla referandum kararını iptal edip, bunu halka beyan etmeyecekler. Saklayacaklar yani. Fakat bu basına yansıdı. Bunlar politik ahlaktan uzaktan yaklaşımlardır. Halkı sürü yerine koymadır. Bu kadar keyfiyetçi politikalar kabul edilemez. Siyasette yanlışlar da yapılabilir. Ama halkın karşısına çıkılır, bunun nedeni anlatılır, halktan yeniden şans istenir. Yapılan yanlış da kendini yeniden düzeltmenin gerekçesi haline getirilir.

Fakat Güney Kürdistan’da bu böyle olmuyor. Yanlış siyasetin faturası halka ödetiliyor. Şimdi birçok şey kaybedildi. Bir şeyleri kurtarmanın derdine düştüler. Geç de olsa doğru olan demokratik siyaseti işletmektir.

Güney Kürdistan’da bir kez daha kanıtlandı ki, tarihi birlikteliği olan halkların sorunları iktidarcı yaklaşımlarla, milliyetçi yaklaşımlarla çözülemez. Kaldı ki, bu sorunların nedeni bu akıldır. Eğer Güney’de demokratikleşmeye dönük böyle bir dönüş olursa sorunlar çözülür. Aksi durumda dar iktidar hesapları olur ve bu daha büyük kaybettirir.

Güney Kürdistan iç siyaseti açısından neler söylersiniz? Şimdilerde taraflar birbirlerini ihanetle suçluyorlar. Bu durum devam ederse Güney Kürdistan nereye varır?

Güney Kürdistan dibe vurdu. Ötesinde bir şey olur mu bilemem. Önemli olan bu çelişkilerin neye hizmet ettiğidir. Bu demokratik siyasetin önünü açıyor mu?  Önemli olan budur.

Yaşanan kısır bir tartışmadır. Tarihte bunun örnekleri var. Hewler üzerinde yaşananlardan sonra Saddam’ın tanklarını getirdiler. Şimdi de Kerkük üzerinden birbirlerini suçluyorlar. Aslında bütünlüklü baktığınızda ton farklılıkları olsa da yanlış giden bir siyaset, yanlış işleyen bir akıl var. Bu akılla ne halkı ikna edebilirler ne de var olan sorunları çözebilirler. Aksine zayıf ve iradesiz kalacakları için Türkiye, Irak, İran vs. ülkeler daha fazla müdahale ederler. Buna zemin vermemek gerekir.

Bunun önüne geçmek için Kürt ulusal birliğine gelmeleri gerekir. Eğer Kürt ulusal birliği, ulusal diplomasisi, ulusal savunma güçleri olsaydı ne Güney bu hale gelirdi ne de Kürtlerin yükü bu denli ağırlaşmış olurdu. Aksine halka en büyük sevinç yaşatılmış olurdu. O açıdan PDK, YNK, Goran ve diğer kesimlerin hepsi birbirlerini suçlamak yerine tarih ve güncelden ders çıkararak ulusal birliğe gelmelidirler. Bu olmazsa zaten parçalanmış Kürdistan’da bir de Süleymaniye, Hewler kendi arasında parçalanmış olur ki, bu daha da kötü sonuçlar yaratır. Bu durum daha anti demokratik bir sistem, daha büyük sefalet demektir. Bunun önüne geçmenin yolu, bunu halka yaşatanlardan demokratik yöntemlerle hesap sormaktır.

GÜNEY MÜDAHALESİNDE TÜRKİYE ETKİN ROL OYNADI

Bazıları referandumdan sonra Güney Kürdistan’ı tanıyan ilk ülke olacağını dillendiriyorlardı. Ancak durum aksi şekilde oldu. Irak’ın Güney Kürdistan’a müdahalesinde Türkiye’nin bu tutumunun nasıl bir etkisi oldu?

Bence Türkiye’nin bundaki payı belirleyici oldu. Türkiye’nin Güney Kürdistan bağımsızlığını kabul edeceğine dair görüşe hiç katılmıyorum. Buna inanmak Türk devletinin katliamcı, soykırımcı, Kürt karşıtı karakterini bilmemek olur. Kişiliği ne olursa olsun, en düşmüşlerin temsiliyetinde bile bağımsız bir Kürdistan istemezler. Bu çok açıktır. Türk devletinin sömürgeci karakteri bağımsız Kürt devletini reddeder.

Güney bağımsızlık ilan edeceğim dediğinde, Türk devleti onları tuzağa düşürmek için sert bir tepki vermemiş olabilir. Ama kesinlikle hem Türk devleti hem de Erdoğan böyle bir statüye karşıdır. Çünkü bunu kendileri için bir gedik olarak görürler. Bir parça bağımsız olursa, ki her zaman PDK çizgisinin iktidar olacağı anlamı çıkmaz, üç sene sonra ne olur belli değildir. Devletler stratejik düşünürler. Tabi böyle olunca Türkiye’nin bu olaylarda stratejik bir rolü oldu. Irak’a sen vur-kır, biz seninleyiz dediler. Hemen Silopi’de ortak tatbikat böyle gelişti. İran’ı dahi kışkırtan Türkiye’dir. Nerede Kürt sorunuyla ilgili bir şey olursa, Türkiye orada baş roldedir. Bu yıkıcı, bozguncu, katliamcı, inkarcı roldür. Bu Suriye’de, Kuzey’de, Güney’de de böyledir.

PDK yeni durumda bir sonuç çıkardı mı bilemem. Fakat pek öyle görünmüyor. Referanduma en sert tepkiyi gösteren Türk devleti oldu. Ama hemen arkasından deprem olunca da her şeyi tersyüz edip, perdelemek için de birkaç tır yardım gönderdiler. Türk devleti böyle bir devlet. Dünya bile bunları anlamakta zorluk çekiyor.

Kürtler bilmeli ki, Türk devletinden kendileri için dost olmaz, onlardan hayır gelmez. İstedikleri kadar teşekkür etsin, görüşsünler. Kesinlikle burunlarını sürtmeden, küçük düşürmeden Kürtlerle görüşmezler. Kimse bu hataya düşmemeli. Türk sömürgeciliğini en iyi tanıyan bizim hareketimizdir. O açıdan herkes buna dikkat etmelidir.

PDK referandum sürecindeki siyasetini tam anlayabildi mi sizce?

Gönül isterdi ki anlamış olsunlar. Siyaset yapıyoruz deseler dahi, verdikleri mesajlara bakıldığında anlamadıkları görülür. Anlamaları için daha ne olması gerekir onu da bilemiyorum. Başından beri PDK’ye, Güney Kürdistan’a yönelik ılımlı yaklaşımları olmuş olsa da bu kesinlikle Kuzey’deki mücadeleyi ve PKK’yi tasfiye etmek içindi. PKK’nin durumu olmazsa Türk devleti Güney’in mevcut halini de kabul etmez. Türkiye’de asimilasyon, entegrasyon siyaseti neyse olduğu gibi, Irak, Suriye, İran hatta tüm dünyada da olsun ister. PDK bunu bilmek durumunda.

Ekonomik ilişkileri de Kürtlere zarar verir şekilde oldu. Ekonomik ilişkiler kurulabilir ama bu Kürtlere zarar verir şekilde olmamalı. Beklentisiz şekilde olanaklarını sunma, Türk devletinden bekletin içinde olma gibi bir gaflete girilmemeli. PDK bunlardan sonuç çıkarmalı.

KÜRTLER ULUSAL BİRLİKLERİNİ OLUŞTURMALI

Kürtler bundan sonra ne yapar?

Kürtler sömürgeci güçlere baksa ne yapmaları gerektiğini hemen görürler. Devlet olmalarına rağmen, söz konusu Kürtler olunca hemen bir araya gelirler. Kürtler neden bir araya gelmesinler ki? Sorun budur. Seni kimliksiz, statüsüz bırakan devletler bir araya geliyorsa, bunlara karşı Kürtler neden bir araya gelmesin? Bunu sömürgeciliğin bin yıllık etkisine bağlamak mümkün. Ama artık olmaz. Kürtler ulusal kimliğini sahiplenmeli. Demokratik değerlerine sahip çıkmalı. Parti, grup kimliklerini bir kenara bırakarak ulusal birlik temelinde birleşmelidirler. Bu kazanımların kalıcılığı açısından da bu zorunludur.

ANHA