İletişim | Hakkımızda
ANHA

Oremar Sarayın tüm hesaplarını bozdu !

ANALİZ

Mehmet Nuri EKİNCİ

HABER MERKEZİ – Halk Savunma Gücü (HPG)’nin Oramar (Dağlıca)’da gerçekleştirdiği eylemin yarkıları sürüyor. Gerilla eyleminde içinde Oramar Tabur komutanı Yarbay İlker Çelikcan’ın da olduğu onlarca asker öldürülmüş, çok sayıda silah ve cephane ve asker cenazeleri de gerillanın denetimine geçti.

Erdoğan faşizmi içinde 35 günlük bebekler dahil Kürdistan’da son bir buçuk aydır yapmış olduğu katliamlara karşı gerillanın Oramar’daki bu kapsamlı eylemi Kürdistan’daki savaşın geldiği aşama açısından bir dönüm noktasını oluşturuyor.

Stratejik ve askeri açıdan sonuçları itibari ile eylemin büyüklüğünden kaynaklı gerillanın bu eylemi bölge ve dünya basının da geniş yer edindi. Cizre’de Erdoğan faşizminin pervasızlığının sürdüğü şu günlerde gerillanın eyleminin hemen arifesinde Türk Emniyet Müdürü polise, ‘Silah yetkisini tereddüt etmeden kullanın’ talimatı verdiği ortaya çıktı.

Gerilla eylemini bir çok çevre tartışıyor, yorumlayıp sonuçlarını irdelemeye çalışıyor. Eylemin kapsamı ve sonuçlarının Türkiye ve bölge açısından büyük olmasına rağmen, Erdoğan Saray savaş cephesinin ilk değerlendirmeleri oldukça sorumsuz ve ciddiyetten uzak. Lakin savaşın her evresinin sonuçları Türkiye ve Kürdistan’daki birçok aileye ateş dürürken ve herkesin bu savaşın bir an önce son bulması ve kalıcı bir başırın sağlanması için çift taraflı ateşkes ve müzakere sürecinin başlaması beklentisi içindeyken, Erdoğan iktidarını koruma uğruna toplumu kendi çıkarlarına feda eden yaklaşımları devam ediyor.

Gerilla’nın Oramar eylemini bir Tv proğramında değerlendirirken, halen ‘400 milletvekili verilseydi bunlar olmazdı’, türü yaklaşımlar savaşı ve halkların değerlerini kendi saray iktidarı için ne kadar kirli bir şekilde kullandığını da gözler önüne seriyor.

Gerillanın bu eylemi zamanlama ve sonuçları itibari ile çok yönlü tartışılması gereken eylemdir. Ancak en önemli sonuçlarından birisi şüphesiz gerillanın eylemi Erdoğan faşist güçlerinin tüm gücü ile yüklendiği Cizir ve Gever’deki halka karşı terör estiren özel ordu güçlerine yaptığı müdahaledir.

Erdoğan faşizmi kendi iktidarı için Kürt halkına top yekûn imha konsepti çerçevesinde zırhlı araçlar, tomalar, kobra ve uçaklar dahil, tüm teknik ve imkanları özel faşist güçlerine vererek Kürt halkına karşı saray savaşını veriyor. Kürt halkı ise son 35 yıldır inanç ev irade ile yürüttüğü savaşı Erdoğan faşizminine karşına sokaklarda dağlarda ve meydanlarda veriyor.

Kürt halkının bu direnişi, annelerin tencere tava ve zılgıtları ile direnişi yükseltmesi Erdoğan çetesininde Dehakın kafasındaki etkiyi yaratmış olmalı ki, savaşa alabildiğinde kirleterek öldürmeyi  70 yaşınaki Ramazan Bayar ile kundaktaki 35 günlük bebe arasında kalan tüm toplumsal kesimlerinö önüne hedef alıyor.

Erdoğan’ın paralı polisleri yeni katliamlar için hazırlık yapıyor!

Erdoğan faşizmi Kürt halkına karşı başlattığı bu insanlık dışı katliamları yeterli görmemiş olmalı ki, Emniyet Genel Müdürü polise yeni katliamları yapmaları için ‘Silah yetkisini tereddüt etmeden kullanın’ talimatini verdiği ortaya çıktı.

Türk Medyasına yansıyan haberlere göre Emniyet’in en tepesindeki isimi Celalettin Lekesiz, İç güvenlik paketi ile çıkartılan yasalardan gelen polisin yetkilerini etkin şekilde kullanmadığını belirterek, toplumsal olaylarda tereddüt etmeden tam ve etkin bir şekilde silah kullanılmasını istediği belirtiliyor.

Emniyet Genel Müdürü Celalettin Lekesiz, tüm emniyet birimlerine geçen Temmuz ayı sonunda 81 il emniyet müdürüne gönderdiği iki sayfalık bir genelge gönderdi. Haberde Lekesiz, “Son günlerde meydana gelen toplumsal olaylarda bu yetkilerin tam ve etkin bir şekilde kullanılmadığı müşahede edilmiştir” dedi.

Soy ismi ‘Lekesiz’ ama Erdoğan özel savaş çetesinin başında olan bu şahısın denetimindeki polis çeteleri 35 günlük bebekler ile 70 yaşındaki dedelerin öldürülmesinden sorumlu ve oldukça kirli savaş yürütüyor. Gönderilen bu yeni genel, bize Kürdistan’da yeni kitlesel katliamlarının olacağının haberini veriyor. Zira Erdoğan saray faşizmini iktirada getirmek için tüm kozlarını ortaya koyacağı aşikar.

Bu çalışmayı yürüttüğümüz dakikalarda ‘Lekesiz’in talimatını polis yerine getiriyordu. Mersin’in Tarsus İlçesi’nde motosikleti ile giden Murat Özdemir ve Mehmet Çopur adlı iki şiki polis saldırısına uğradı. Polisin, ‘Dur’ ihtarına uymadığı iddia ile açtığı ateş sonucunda, 28 yaşındaki Murat Özdemir ölürken, 23 yaşındaki Mehmet Çopur ise yaralandı.

Kürdistan ve Türkiye halkı Erdoğan faşizmini kabul etmiyor!

Erdoğan faşizminin bu kirli politikası tüm Kürdistan ve Türkiye toplumu tarafından bilinen ve kabul edilmeyen bir durumda. Ancak bu savaşın durması için halen toplumsal iç dinamikler harekete geçmiş değil.

Erdoğan faşizmi halen savaşı Kürdistan şehirlerinde tutarak savaş ve şiddetle seçimi kazanmak istiyor. Erdoğan faşizmi 7 haziran seçimlerini tekrarlayarak amacına ulaşmak istiyor. Bunun için şehirleri yerden ve havadan bombalıyor, sivil katliamlar yapıyor ve tüm devlet imkanlarını Kürtlere karşı kullanıyor.

Son sınır ötesi teskereye verdikleri onay ile AKP-MHP ve CHP’nin Kürt sorunun çözümünde farklı düşünmedikleri bir kez daha ortaya çıktı.

Peki bu kirli ittifak ve imha operasyonalarına karşı Kürt halkı ne yapacak. Tarihini direniş külütür üzerinden inşa eden Kürt halkı ve onun öncü güçleri şühpesiz direnişi büyütecek, daha çok Oramar ve daha çok Cizre diyecek. Bu aşamada Kürt halkı düşmanın tüm baskı ve şiddetine karşı teslim alamadığı Cizre’yi sloganlaştırıp kalıcılaştirmak için ‘daha fazla Cizre’ diyecek. Bıcak kemiğe dayandı ve okyaydan çıkmış bir kere. Kürtler Erdoğan ve AKP faşizmin iktidarı için Kürdistan’a katliam dayattığının farkında ve bu farkındalık ile öz yönetimlerini güçlendirecek, direnişi her alanda genişleterek büyetecektir.

Her gün onlarca cenazenin geldiği, Erdoğan sayar çetesinin savaşı pervasızlığına karşı Kürt halkının derinişi geliştirip büyüteceğini söyledik. Peki Kürdistan’daki bu faşizme karşı Türkiye cephesinde aynı duyarlılık ve sorumlulukla bir heket gelişcek mi? şimdiye kadar ki, liberal ve öpürtonistçe yaklaşımlardan hareketle çok evet diyemiyoruz. Bu potansiyel varmı var? niyesi üzerinde tartışmak gerek ama, şimdiye kadar gözle görülür bir gelişmenin olduğu söylenemez. Yine 90’larda olduğu gibi işin tümü Kürt halkının omuzlarını binmiş buluyor.

Erdoğan faşizminin her gün gerilla-sivil ve asker katliamlarını durdurmak imkansız mı? hayır Erdoğan ve AKP faşizmi pek ala durdurulabilinir. 7 Haziran seçimleri bunun en bariz örneğidir. Saray 7 Haziranda halklar tarafından tokatlandığı için kin ve öfke ile saldırıyor.

Bu savaş nasıl bitebilir !

Bu savaşın sorumlusu sömürgecilikten kaynağını alan Erdoğan faşizminin varlığın devam ettirme arayışıdır. Sömürgecilik ve Erdoğan faşizmi varlığını demam ettirdiği sürece bu savaş bitmez. Bunun için Erdoğan faşizmin varlığını sürdüren tüm kurum ve kuruluş askeri, siyasi ve brökratik kurumların varlığı ortadan kaldırılması. Kürt halkının öz yönetim ve faşist devlet kurumlarını tanıma ve bunun için derişi geliştirme önemli bir sonuç. Bu direniş savaşın sonuçlarını şimdiden değiştirdi, değiştirmeye devam edecektir.

Kürdistan’daki direnişe Türkiye halkları aynı duyarlılık ve hassaset ile mücadeleyi saplense, Erdoğan ve AKP’nin bir faşizan yol olduğunu bilincinde olarak birleşerek, örgütlenme önemli bir sonuç olacaktır.  Asker ve polis cenazeleri üzerinde gösterilen tepkiler önemsenmek ile birlikte bireysel kalıyor. Gerilla ve Kürt anaları gibi bu savaştan zarar gören tüm asker ve polis anneleri sokaklarda meydanlarda seslerini birlikte ve gür çıkarmalıdır.

Endoğan faşizmi ve AKP terörünü meşrulaştıran AKP havuz medyasına karşı yaygın bir boykot ve karşı bir hamle ile cevap verilmeli ve şiddet sarmalı ile yaratılmak istenen psikolojik savaşa karşı halkların değerlerinin şekillendiği direniş psikoloji yaratılmalıdır. Devlet şiddeti ve terörü ile yıkılmaz gibi gösterilmeye çalışan sarayın içindeki soytarı ile birlikte yıkılmasının direnişten geçtiğini bilinmesi gerekir. Zira hiçbir güç halk gücünden daha etkili ve büyük değildir.

Son 35 yıllık Kürt Özgürlük Hareketinin ortaya çıkardığı büyük kazanımlar var.  Bu kazanım ve irade her türlü faşizmi yerle bir edecek güç ve birikime sahiptir. Yeter ki, kendimize güvenelim, görev ve sorumluluklarımızın bilinci ile hareket edelim.