İletişim | Hakkımızda
ANHA

PKK’nin 40.yılı demokratik ulus felsefesinin zaferidir

ŞIYAR ZAXO

HABER MERKEZİ – Kürtler ve de özellikle PKK’in 40 yıllık mücadelesi boyunca büyük bedeller verenler, PKK’nin 40. yıl dönümü vesilesiyle büyük bir coşku yaşıyorlar. PKK daha kuruluşundan Ortadoğu’ya dönük proje sahibiydi. Kuruluş sürecinde sosyalizmden etkilenen PKK, Ortadoğu’da halkların kardeşliğini esas aldı. Özellikle de Kürt halk önderi Abdullah Öcalan’ın felsefik yenilenmeyle döneme kendisini uyarlayınca PKK mücadelesi yeni bir aşamaya geçmiş oldu.

PKK’nin kuruluş aşamasında şekillendirici kültür, Ortadoğu’nun demokratik kültürel yapısıdır. Halkların bu ortak kültürü tarihin başlangıcından bugüne gelişen ve giderek yayılan tarihsel uygarlığın yarattığı kültürdür.

Fakat bugün PKK’ye yönelik geliştirilen saldırılar da daha kuruluş aşamasında başlayan ve günümüzde giderek daha da sertleşen saldırılardır. Türkiye’deki tüm hükümetler batının kapitalist devletlerinden aldığı destekle Kürtlerin özgür ve onurlu yaşam hayallerini yok etmeyi amaçladılar.

Önder Abdullah Öcalan her fırsatta günümüzün tarihin bir devamı olduğuna dikkat çekerek, tarihin de görmezden gelinemeyeceğini belirtiyordu. Bugün güya kendini Kürtlerin temsilcileri olarak tanımlayan bazılarının şahsında tarih adeta kendisini tekerrür ettiriyor. Eski, devletçi zihniyetle hareket ederek ama aynı zamanda tüm güçleriyle eski yöntemleri yeniden kullanarak, sonuç almaya çalışıyorlar. Ne var ki, bunun sonucu da Kürtlerin özgür ve onurlu yaşam hayallerinin tasfiyesidir.

Bundan 40 yıl önce de Kürt hareketleri aynı sonu yaşadılar. Tarih adeta sizin de kaderinizde tarihin çöp sepetine atılmak vardır, demektedir. Bundan 40 yıl önce devletçi yöntemde ısrar eden PDK ve taraftarları özgür Kürdistan’dan el çekerek mücadelelerinin bittiğini, peşmergelerin de istemeleri halinde silahlarını Irak devletine teslim edip istedikleri yere gidebileceklerini ilan ettiler. Kaldı ki o dönemde güçlü bir askeri güçleri de mevcuttu. Bu kesim hiçbir zaman özgür irade sahibi olamadı. 1970’li yıllarda mücadeleleri tasfiye oldu, çoğu kişi de İran ile Irak arasında yapılan Cezayir anlaşmasından sonra Irak’a teslim oldu.

Kürtler tam da arka arkaya büyük kazanımlar elde ettikleri ve Irak ordusunu büyük darbeler vurmaya başladıkları bir dönemde böyle bir durum yaşadılar. Cezayir anlaşmasından sonra baba Barzani teslimiyetini ilan etti. Silahlarını teslim ettikten sonra Kürtler bir trajedi yaşadılar. Birçok peşmerge ağladı ve hatta yenilgiyi görmek istemeyen birçok peşmerge de intihar etti. “baş betal” olarak tanımlanan bu dönem baba Barzani tarafından geliştirildi.

Tam da bu dönemde PKK’nin örgütlülüğünün tohumları yeni yeni atılıyordu. Bu tohum Kürt halkının ve ezilen tüm bölge halklarının özgürlük tohumları olarak yeşermeye başladı. Buna karşın bugün hala varlıklarını sürdüren kimi eski Kürt partileri yine de aynı o tasfiyeyi doğuran zihniyetlerinde ısrar etmektedirler.

PKK’nin doğuşu tam da PDK tarafından Kürtlere yaşatılan büyük trajediyle aynı döneme denk geliyordu. Ama PKK zihniyeti gerici o dönemki Kürt partilerinde hakim olan gerici zihniyetle zıt kutupta seyrediyordu. Demokratik sosyalist felsefeyle kurulan PKK hareketi, Ortadoğu’nun derin tarihsel kültürüne dayanıyordu. Ama aynı zamanda dışarıdan ithal edilen milliyetçi ve dinci fikirleri de köklü bir eleştiriye tabi tutuyordu. Bu esaslar üzerinden inşa edilen PKK, mücadelesine başladı ve ilk darbeyi de içteki ihanet çizgisine vurdu. İlk önce gerici, aşiretçi Kürt yapılarına yöneldi. Ama aynı zamanda daha kuruluşunun ilk aşamalarında büyük darbelerle PKK’yi tasfiye etmeyi hesaplayan Türk sömürgeciliğine büyük cevap verdi.

PKK’nin kuruluşu Kürt gericiliğine büyük darbe vurdu

Kürdün yeniden dirilişi önünde engel olan ve aynı zamanda Barzanilerin çizgisi olarak gelişip, sömürgeci Türk devletinin çıkarlarına hizmet edenleri, diğer Kürt örgütleri de görüyordu.  Türk devleti bu Kürt gericiliğini kendisi için esas alıyordu. Bununla dört parça Kürdistan’da yaşanacak devrimci gelişmelerin önüne geçmeye çalışıyordu. Bunun için olağan üstü dönemlerde kendisine dayanarak var olması için baba Barzani’ye destek de veriyordu.

Özgür bir Kürdistan hayalini kuran Kürt liderlerinin tasfiyesinde PDK’nin rolü oldukça belirleyicidir. PDK devrimci yurtsever çizgide mücadele yürüten Sait Elçi, Ali Asker gibi bir çok kişiyi Doğu ve Güney Kürdistan’da katletti. Aynı zamanda Mahabat Cumhuriyeti’nin tasfiyesinde oldukça önemli rolleri vardı. Çünkü kendileri dışında kimsenin Kürtlerin özgürlük mücadelesine öncülük etmesini hazmedemiyorlardı. Bu durumda kaderleri ya ölüm ya da teslim olmak olarak addedildi. PKK’nin lider kadrolarından Haki Karer, Halil Çavgun ve Mehmet Karasungur’ların katledilişinde, PDK’ye yakınlığıyla tanınan “Sterka Sor” adlı örgüt ile Bucak aşiretinin parmağı olmasına karşın geliştirilen tüm saldırlar yine de sonuçsuz kaldı.

PKK’nin kuruluşu Türk devletine ve özelikle de aşiretçi, aileci zihniyete sahip, kendileri dışında hiçbir gücü ve iradeyi tanımayan Kürt gericiliği için de büyük bir darbeydi. PKK şehitlerin anısına kurularak, Kürt özgürlük mücadelesinde özgür ve onurlu bir dönem başlattı.

Halkların kardeşliği PKK felsefesinin esasıdır

Gerici, milliyetçi zihniyette ısrar ederek güneyde bir Kürt devleti kuracağını iddia edenler, aşiret ve aile çıkarlarını esas alarak, diğer parçalardaki Kürtleri görmezden geldiler.

Fakat bunlar, kapitalist modernitenin direkt olarak etkisinde olan, ama aynı zamanda bu ulus devletçi zihniyetin Kürdistan’daki uzantısı, temsilcileridirler.

Ulus devleti esas alan, çıkar ekonomisine dayanan bu kesimler, Kürdistan’da binlerce yıldır ortak yaşamı tercih eden diğer halklar tarafından kabul görmediler.

Demokratik ulus felsefesi

PKK, Kuzey Kürdistan ve diğer parçalardaki direniş ve mücadelesiyle, şimdiki dönemimize bela olan milliyetçi devlet zihniyetine dayanan dar fikirlerle bölge halkı için ortak bir vatanın kurulamayacağını ispatladı. Sayın Abdullah Öcalan’ın Avrupa İnsan Halkları Mahkemesi’ne ve Ortadoğu halklarına sunduğu savunmalarında, bölgenin yaşadığı karmaşık duruma ilişkin en uygun yöntem yer almaktadır.

Kürtler şimdi devletçi ve milliyetçilikten doğan karmaşadan çıkaracak demokratik uygarlığa doğru giden yol için demokratik ulus felsefesini yayma rolünü oynuyor.

Şu anda yaşadığımız şey, iki zihniyet arası savaştır. Bu da milliyetçi devleti savunan kapitalist modernite zihniyeti ile mevcut durumdan kurtulmaya çalışan, halkların kardeşliğine dayalı demokratik ulus zihniyeti arasındaki savaştır. Kapitalist modernitenin tüm araçlarıyla gerçekleştirmeye çalıştığı yeni bir Ortadoğu projesi ile demokratik ulusun demokratik Ortadoğu projesi arasındaki savaştır.

Kürt milliyetçi devlet projesinin ikinci yenilgisi, Güney Kürdistan’daki iktidarı defalarca yenilgiye uğrayan PDK’nin varlığını korumak için yaptığı referandumdan sonra gerçekleşti. Bu yenilgi, Kürtlerin 70’li yıllardaki yenilgisinin ardından yaşadığı ikinci yenilgidir. İlk yenilgi, 70’li yılların başında bölge halklarının ortak vatanının inşasının uğradığı Barzani’nin “Yemek bedava” yenilgisiydi. Oğul Barzani de referandum iddiası yoluyla bunu tamamladı ve ikinci yenilgi yaşandı. Bu “baba” ve “oğul”un kendisini kurtaramadığı aynı zihniyetin sonucudur. Baba İran’a, oğlu da Türkiye’ye dayanarak yenilgi yaşadılar ve Kürtlerin payına da umutsuzluk düştü.

Bölgedeki tüm kültür ve halklar için ortak bir yaşam inşası, PKK’nin mücadelesinde hala yerini koruyor ve artık bölge halklarının tek umududur. Bu da demokratik ulus felsefesiyle Rojavayê Kurdistanê’de pratikleşmektedir. Kürt halkı ve diğer halklar demokratik ulus felsefesine dayanmadan asla teröre karşı başarılı olamazlardı.

Artık bundan sonra Kürdistan coğrafyası bölgede ve dünyada özgürlük isteyenlerin ışığı olmuştur. Karmaşadan kurtuldukları için mutlular ve kan gölünün içinde bir bahçe yeşertebilmektedirler.

Partiya Karkerên Kurdistanê (PKK) ve Önderi Abdullah Öcalan, 40.yıldönümde bölge halkına milliyetçi devletçi zihniyete ve karmaşaya karşı halkların kardeşliği kültürü ve demokratik ulusun zaferini müjdelemektedir.

ANHA