İletişim | Hakkımızda
ANHA

Rahmani: Bu eylemler tarihi baskının sonucudur

HABER MERKEZİ – AP’deki konferansta konuşan Bahram Rahmani, İran genelinde başlayan halk eylemlerine değinerek, “Her ne kadar ekonomi ve yoksulluk olsa da aslında tarihi bir baskının sonucudur” dedi.

Belçika’nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda (AP) İran’daki halkların sorunlarının tartışılacağı “İran ve Ortadoğu’daki Krize Demokratik Çözüm Vizyonu” isimli bir konferans düzenlendi.

ABD, Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde yaşayan uzman, akademisyen, aydın ve siyasi şahsiyetlerin katıldığı konferansta, Ortadoğu’da demokrasi, İran’daki krizin nedeni ve çözümü ile Kürtler olmak üzere İran’daki halkların yaşadığı sorunların çözümü üzerine tartışmalar yürütüldü.

‘EYLEMLERİN ALTINDA ÖZGÜRLÜĞE ÖZLEM VAR’

Konferansın ikinci bölümü, “İran ve Ortadoğu’da demokratik değişim için fırsatlar” başlığıyla bir panel gerçekleşti. Sara Muhammei ve Jallan Ziaei’nin moderatörlüğünde düzenlenen oturumun açılış konuşmasını ise yazar Bahram Rahmani yaptı. İran genelinde başlayan halk eylemlerine değinerek, başlayan Rahmani, “Her ne kadar ekonomi ve yoksulluk olsa da aslında tarihi bir baskının sonucudur. Çünkü rejim yıllardır toplumun bütün kesimleri baskı altında tutuyor. İnsanlara yaşam alanı bırakmamıştır. İnsanlar artık bu şekilde yaşamak istemiyor” dedi.

‘BİZİM PROJEMİZDE HALKLARIN ÖZGÜRLÜĞÜ ESASTIR’

Konferansta bir konuşma yapan Partiya Jiyana Azad a Kurdistan (PJAK) Eş Başkanı Siyamend Muini de şunları söyledi: “İran’da bu sistem ile daha fazla gidemez. Ondan dolayı bu sistem tamamen değişmelidir. Sistem, demokratik, özgürlüklerin olduğu halkların kendisini ifade ettiği bir şekle dönüşmelidir. Çözüm ancak bu şekilde olur. İran’daki bütün halklar şu anda sistem şovenist Şii bir rejim ile yönetiliyor. Bu İran’daki halkların çıkarına olmayan bir sistem. Onun için bizler alternatif bir sistem arayışında olmalıyız. Buda ulus devlet zihniyetinde geliyor. Anti demokratik ve özgürlükleri hiçe sayan bir sistemdir. Açıkçası diktatörlüktür. Bölgenin yapısına en uygun sistem demokratik konfederalizmdir. Bütün halkların kendi kimliğiyle yaşayabileceği bir sistemdir. Onurlu ve özgür bir yaşam için biz parti olarak bölgede yaşayan haklar için demokratik konfederalizm ve demokratik bir İran modelini öneriyoruz. Bunun için çalışıyoruz. Bu projede sadece halkların özürlülüğü esas almıyor. Kadınlar, çocuklar olmak üzere bütün kesimlerin çıkarlarını esas alıyor. Buda ancak bütün hakların ve kesimlerin ortak mücadele ile mümkündür.”

‘DÜNYADA ÖRNEĞİ OLMAYAN BİR REJİM’

Paris Sarbonne üniversitesinden Hasan Makaremi ise rejimin uygulamalarına değinerek, “Bu rejim yıllardır insanlara işkence yapıyor, öldürüyor ve onları baskı altında tutuyor. Bütün dünyada böylesi bir sistemin örneği yok. Hiçbir medeni ve demokratik bir kurum yok ve buna izin verilmiyor. Gün geçtikçe yaşam daha kötüye gidiyor. Onun için bu rejimin değişmesi gerekiyor” diye konuştu.

‘İRAN REJİMİ KADINLARA KARŞI’

Doktor ve kadın aktivist Jhaleh Ahmedi de tarihte İran’ın politikalarına dikkat çekerek, hep kaos ve korku rejimi olduğunu söyledi. İran’da kadınların içerisinde bulunduğu duruma da değinen Ahmedi, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kadınlar, İran’da hiçe sayılıyor. Bu gerek yasalarda gerek ise bütün ülkede. Tanınmıyorlar ve hakları yok. Bu da siyasi İslam rejiminin haklara ve kadınlara bakış açısını gösteriyor. Bugün kadınlar şahsında bütün kesimler büyük bir baskı altında ve insan olarak tanımlanmıyorlar. Bugün de İran halklarına karşı sistem acımasızca hareketler içeresinde. Bunda en çok etkilenenler ise kadınlardır. Çünkü hiç ir şekilde özgür değiller. En çok sokakta bağıran ve ses çıkaran kadınlardır. Bu rejimin değişmesi için her kesin mücadele etmesi gerekiyor.”

Konferans sonuç bildirgesinin okunması ile sona erdi.

Bildirgede, Avrupa Birliği’nin (AB) İran’a müdahale edilmesi gerektiği, politik ve siyasi tutsakların özgürlüğüne kavuşması gerektiği, dünya güçlerinin yapılan baskılara karşı İran’a tavır alması ve bölgedeki bütün halkların kendi kimlik, kültür ve politik düşünceleriyle özgür bir şekilde yaşama olanağının sağlanması gerektiği vurgulandı.