İletişim | Hakkımızda
ANHA

RTE’nin işgal saldırısı Efrin’le sınırlı değil!

ANALİZ

Aziz Köylüoğlu

Efrin’i işgal girişimi 20. günü geride bıraktı. NATO’nun ikinci büyük ordusu ve El Kaide-

DAIŞ devşirmesi çetelerle Kuzey Suriye’nin küçük bir şehrine her türden askeri teknikle saldırıyorlar. İşgal saldırısı Mahabad Kürt Cumhuriyeti’nin 72. Yıldönümüne denk getirildi. Saldırıda 72 savaş uçağı kullanıldı.

Faşist işgalci Türk devletinin böyle bir özelliği var. Kanixezal (Cerablus) işgalini de, Memlüklularla yapılan Mecidabık savaşına denk getirmişlerdi. Tabi burada Mahabad Kürt Cumhuriyetinin yıldönümünü seçmeleri Kürtlerin bölgedeki kazanımlarını tamamen ortadan kaldırmayı hedeflediklerini açık bir şekilde itiraf ettiler. İşgal saldırısının başladığı gün bütün camilerinde Fetih suresi okutulması, yeni toprakları ele geçirme hedefinin açık bir ifadesiydi. Faşist işgalci Türk devleti, Kuzey Kürdistan’da Fırat’ın batısını nasıl Kürtsüzleştirmek istediyse, şimdi politikasını Efrin ile tamamlamak istiyor.

Türk devlet politikasını anlamak için uzun uzadıya düşünmeye gerek yok. Günlük olarak Erdoğan’ın konuşmalarının detaylarında ve özellikle yazılı metinler dışındaki konuşmalarına yansıyanları okumak yeterlidir. İnsan en açık itirafları Erdoğan’ın ağzından duyabiliyor. Bir yandan ‘Suriye’nin topraklarında gözümüz yok’ diyor. Diğer yandan  “3 milyon Suriyeliyi Efrin’e yerleştireceğim” diyor.

Oysa Erdoğan bugüne dek dünyanın birçok yerinden topladığı radikalleri hem Suriye Demokratik Güçlerine hem de Suriye Baas rejimine karşı uzun bir süredir savaştırıyor. Burada faşist işgalci Türk devleti adına savaşan bu radikal kesimlerin sayıları da az değil. Şu an sadece İdlib bölgesinde aileleriyle birlikte bunların nüfusu 10 binin üzerinde. Kanixezal, Azaz ve Bab’ın işgaliyle birlikte dünyanın birçok yerinden getirilen radikal İslamilerin aileleri bu bölgeye yerleştirilmişti.

Faşist işgalci Türk devleti Şehba bölgesini işgal ettiğinden beri bölgedeki demografiyi tamamen değiştirmiş durumda. Özellikle Kürt ve Arapları bölgeden süren işgalci devlet, yerlerine radikal islami grupları ve ailelerini yerleştiriyor. Şehba bölgesinde binlerce insanı yerinden yurdundan eden faşist işgalci Türk devleti, bölgenin demografisini değiştirme politikasını Efrin’de sürdürmeye çalışıyor.

Erdoğan’ın hedefi büyük?!

RTE son günlerde biraz ağız değiştirerek, önceden söylediği ‘Efrin’den sonra Mınbıc’ sözlerini değiştirerek ‘Efrin’den sonra Idlib’ demeye başladı. Aslında baştan beri hedeflediği noktaya işaret etmeye başladı. Bazı işi bilenler Efrin’e işgal saldırıları başladığında ilk eden ‘bu ikinci bir Kıbrıs’ dediler. Kuzey Kıbrıs’ı işgal eden Türk devleti 1974’ten bu yana orayı kendine ait toprak parçası olarak görüyor ve arka bahçesi olarak kullanıyor. Bu tespiti desteklemekle birlikte Türk devletinin işgal saldırıları ikinci bir İskenderun yaratmak olarak değerlendirmek daha gerçekçi olacaktır.

Bu işgal Suriye’nin Türk devleti tarafından işgali ve bir parçasının koparılması anlamına gelir ki, bu RTE ‘Suriye topraklarında gözümüz yok’ sözlerini anlamsızlaştırıyor. Amaç Kanixezal’den (Cerablus) Idlib’e kadar bir bölgeyi işgal etmektir.

Efrin’e işgal saldırısı kuzey Kürdistan’ın Fırat’ın batısına döşen bölümünün demografik değişiminin bir devamıdır. Faşist işgalci Türk devleti kurulduğundan bu yana temel ekseni Kürt karşıtlığıdır. Aslında Türk devlet politikasını yakından inceleyenler görecektir ki, Türk devleti hem iç siyasetini hem de dış siyasetini Kürt karşıtlığı üzerine kurmuştur. Bu sadece dönemsel bir karşıtlık değildir. Kürt karşıtlığı Türk devlet genlerinde yapısaldır. Bu yapısal karşıtlık ilk siyasetini Kürtlerin hak taleplerini dile getirdiğinde, buna cevaben Şehy Said ve Seyid Rıza örneğinde olduğu gibi idamlarla karşılık vermiştir. Bu siyasetin halka yansıması katliam ve tehcir olmuştur. Bu tehcir politikası asimilasyonlar birleşince en büyük vebalini Fırat’ın batısında yaşan Kürtler yaşadı, yaşıyor.

Kürtleri Fırat’ın doğusuyla sınırlandırma İsmet İnönü’nün temel politikasıydı. Bu politika bağlamında Siwas, Gurgum (Maraş), Meleti, Dîlok (Antep) tamamen Kürtsüzleştirmek için korku, katliam, asimilasyonu da içeren her türden politikalar uygulandı. Şimdi bu politikanın aynısı Şehba bölgesindeki Kürtler üzerinde uygulanıyor. Korku, işkence, öldürme ve en önemlisi de asimilasyon politikalarına hız verilmiş durumda. Şehba’da kendince başarılı olan Türk devleti, bunu Efrin ve sonrasında İdlib’le tamamlamak istiyor.

Bu işgal saldırısı sadece Kürtlere yönelik değil, aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğüne yönelik bir saldırıdır. Cerablus’la başlayan, Efrin ile devam ettirilmek istenen ve Idlib ile tamamlanmak istenen bir işgal saldırısıdır. Kürtler öncelikle hedef olabilir, ama sadece Kürtler hedef değildir.

Eğer Türk devleti Cerablus’tan Idlib’e kadar bir bölgeyi işgal edebilirse, Suriye’de hem Rusya’ya hem de ABD’ye karşı kendince önemli bir pozisyon kazanacaktır. Bu bölgedeki radikal islami grupların rahat hareket etmeleri halinde, Halep, Hema, Humus ve Laskiye’de Suriye rejim güçlerinin rahat oturamayacakları açık. Hatta böyle bir durumda Suriye rejiminin bu bölgeleri ne kadar elinde tutabileceği de meçhul olur.

Buna bir de 7 yıldır kendi devlet sistemi içinde eğittiği ve kısmi olarak asimile edip, radikalleştirdiği 3 milyondan fazla insanın bu bölgelere yerleşmesinin bölge de nasıl bir infial yaratacağını düşünmek bir korkunç geliyor.

Efrin işgalini sadece Efrin ile sınırlı görmek ve bazılarının deyimiyle ‘kendini abartan Kürtleri terbiye etme’ olarak algılayıp sesiz kalan kesimler, işgalin Efrin ile sınırlı kalmayacağını bilmeleri gerekiyor.