İletişim | Hakkımızda

Sakine Cansız kadının canlı tarihi, kimliği ve örgütlü ifadesidir

LEYLA AGİRÎ

HABER MERKEZİ – Belleklerimizde derin izleri silinmeyecek olan Paris katliamı siyasi ve güncel somut amaçlı olsa da Önder Apo’ya karşı geliştirilen uluslarası komplonun bir devamı olarak gelişmiştir. Kapitalist Modernite olarak isimlendirdiğimiz egemen sistem gerçeği, özgür yaşam sisteminin adı olan Demokratik Modernite’yi kadın özgürlük mücadelesinde boğmayı ve yok etmeyi hedefledi, hedeflemektedir. Çünkü özür yaşamın ısrarı kadınla somutlaşıp öncülük kazanmaktadır. Sara yoldaş, otuz beş yıllık Kürd Kadın Özgürlük Mücadelesinin görkemli tarihin dile geldiği, somutlaştığı kimlikti. Bu kimliğin giderek yayılması, güçlenmesi ve toplumsal bir kimliğe dönüşmesi egemenlere, faşistlere büyük bir korku vermiştir. Bu korku ve kirli hesaplar ile özgür kadın militanı olan üç kadın, Sara, Rojbin ve Rohani yoldaşlarımız alçakça katledilmiştir. Katledişlerinin beşinci yılında onları büyük bir minnet, aşk ve mücadele ile anarken, bu alçakça komployu kınıyorum.

Paris katliamı bilindiği gibi Önder Apo’nun Kürt sorununun demokratik çözümü için Türk devleti ile görüşmelere başladığı bir döneme denk geldi. Demokratik çözüm süreci Önder Apo’nun büyük çabası ve mücadelesi sonucu gelişmiştir. Gerçekleştirilen Paris katliamı ile öncelikli hedeflenen de demokratik çözüm süreci oldu. Önder Apo’nun inisiyatifiyle başlatılan Demokratik çözüm süreci bu alçak komplo ile henüz yeni başlarken kesintiye uğratılmak, Önderliğimize geri adım attırılmak istendi. Bu komplo ile neyin hedeflendiğini iyi bilen Önder Apo, gerçekleşen katliamın nedenini, amaçlarını çözdü ve komplo ile amaçlananı boşa çıkarma temelinde Demokratik çözüm sürecini süreklileştirmeyi esas aldı. Önder Apo, bu alçakça saldırıyı, “İkinci Dersim Katliamı” olarak tanımladı. Sara yoldaş, hem bir Kürt, Dersimli ve Alevi bir kadındı. Dersim, Kürt kültürel soykırım fermanının verildiği bir yerdir. Sara yoldaş bu toprakların kadını olarak, Beselerin direnişini özgür kadın bilinçi, duruşuyla yeni bir direnişe, renge, kimliğe büründürdü. Bu anlamda Sara, Sakine Cansız yoldaş yeni bir tarih, yeni bir kimliktir. Sara yoldaş özgür kadın kimliği ile Dersim katliamını gerçekleştiren faşist zihniyetten en anlamlı hesap gücüdür.  Bu anlamda, başta Kürt kadını olmak üzere Özgürlük mücadelesi veren tüm kadınlarının kolektif hafızasıdır. Bu nedenle İkinci Dersim katliamı ile de hedeflenen özgür kadın kimliği, duruşu ve örgütlü iradesidir. Sakine Cansız canlı bir tarihtir, bir duruştur. Her zaman haksızlıklara karşı duran, eşitsizliği asla kabul etmeyen, başkaldırırın, direnişin, mücadelenin adıdır. “Hep kavgaydı Yaşamım” sözü hayatının özeti, hakikatidir. Sakine Cansız bir çizgidir. Asla teslim olmayan, yaşamı hakikat uğruna kavga bilen özgür kadın çizgisidir. O militan bir kadın, güçlü bir yoldaştır. Dünyadaki tüm kadınların, haksızlığa uğrayan tüm insanların, halkların, çocukların, gençlerin, yüreği yaslı ve yaralı anaların, güzel ve özgür bir yaşam düşleyen ve bunun mücedelesini veren tüm devrimcilerin yoldaşıdır. Sakine yoldaş Önderlikle her zaman yoldaş olmayı esas alan ve Önder Apo’nun yoldaşı olmayı başaran yoldaştır. Sakine yoldaşın hedef alınmasında en önemli bir neden de budur. Önder Apo’nun yoldaşı olmasıdır. Önder Apo, Paris katliamı ardından, “Sakineyi katletmek beni katletmektir” sözü ile bu hakikati dile getirmiştir. Önderliğin kadın özgürlük çizgisi egemenlerin korkulu rüyası, kabusu oldu. Sakine yoldaş şahsında hedeflenen bu çizgidir. Özgür kadın çizgisi Önderliğimiz yaşam ve mücadele gerekçesidir Sakine yoldaş şahsında hedeflenen örgütlü kadın duruşudur.

Önder Apo Kürt sorunun demokratik çözümü için her zaman büyük bir çaba ve mücadele içinde olmuş, en son kendi insiyatifle geliştirdiği Demokratik Çözüm Sürecinde bu nedenle ısrar etmiştir. Kürt sorunun demokratik çözümü salt Kürtleri bir statüye kavuşturmakla kalmayacak, Ortadoğu’nun demokratikleşmesinde mihenk taşı olacaktır. Özgür Kürdistan Demokratik Türkiye, İran, Irak, Suriye şiarı temelinde Önderliğimizin geliştirdiği Demokratik Yaşamı İnşa etme süreci başta kapitalist modernite güçleri olmak üzere faşizmde ısrar eden egemen, devletçi, iktidarcı güçlerin kirli hesap ve politikalarını boşa çıkarmış, zora sokmuş. Kendi varlık yapısı soykırım, inkar, imha ve bu temelde gelişen savaşa bağlayan faşist güçler Önderliğimizin başlattığı Demokratik Çözüm sürecinden korkttular. Bu nedenle bu sürecin daha başlamadan bitmesi için yeni bir konsept oluşturdular. Gerçekleşen Paris katliamı AKP-MİT ve Fransa istihbaratının işbirliği ile gerçekleşmiş olsa da birçok güç ve devletin içinde olduğu bir kompludur. Kimi plana katıldı, kimi uygulamaya kimi de bilmesine rağmen önünü almadı, kimi de teşvik etti, kimi de zemin sunarak böylesi alçakça bir saldırını ortağı oldular. Bu nedenle bu alçakça saldırı ulusalarası bir konseptir. Alçakça gerçekleşen katliamın tetikçisi Ömer Güney geçen yıl hasiphanede Frans devletinin denetiminde öldürüldü. Ve ölme süsü verildi. Konuşması, katliamın aydınlatılması engellenmek istendi. Öncesinden davaya ilişkin belgeler çalındı, yok edildi. Fransa hükümeti bu alçakça komplonun aydınlatılması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediği gibi delilleri, kanıtları yok etmeyi esas aldı. Şimdiye kadar bu katliam konusunda suskunluğunu bozmadı. Fransa devletinin bu suskunluğu Paris katliamındaki ortaklığındandır. Paris katliamı Fransa hükümetinin, istihbaratının ortaklığı olmadan gerçekleştirilemezdi.

Paris katliamının başından itibaren planlayıp, örgütleyen ve uygulayan AKP hükümeti ve MİT olmuştur. Önder Apo’nun başlattığı Demokratik Çözüm sürecine yeni imha politikasıyla karşılık veren AKP hükümeti, başından itibaran çözüm süreci olarak esas alıp, geliştirdiği yeni Kürt soykırımı politikasıydı. Türk devletinin tarihsel olarak devam eden beyaz, siyah soykırım süreci AKP ile yeşil soy kırımı süreci olarak devam etmiştir. Bu açıdan AKP bir projedir. Kürt özgürlük hareketimizi tasfiye etme, gerillayı etkisizleştirme ve halkı iradesizleştirme görevi ile başa gelmiştir. Demokratik çözümü süreci ile Kürt özgürlük hareketimizi tasfiye etmeyi hedefleyen AKP, Türk devlet geleneğine, onun özüne uygun soy kırım politiklarının yeni uygulayacısı olmuştur. Bu hedef ve amaç temelinde harekete eden AKP-Erdoğan talimatıyla Paris katliamını planlayan ve MİT ise uygulayan güçtür. Özgürlük hareketimizin gelişimi özelde de Rojava devrimi ile açığa çıkan gelişmeleri hiçbir biçimde hazmedemeyen   AKP-MHP faşist boluku bugün de tüm özgürlük değerlerimize karşı büyük bir saldırı konsepti içindeler. Tekrardan kirlik ittifaklar, komplolar tezgahlamaktadırlar. Özgürlük hareketimizin öncü kadrolarını hedefleyen yeni komplolar HPG güçlerimizin gerçekleştirdiği devrimci operasyonla deşifre oldu.

Paris katliamının beşinci yıl arefesinde Özgürlük özgürlük güçlerimiz Sakine Cansız Devrimci İntikam Operasyonunu ağustos ayında gerçekleştirdi. Bu operasyonla başta üst düzey yetkililerden iki kişi olmak üzere çok sayıda MİT üyesi yakalandı. Bu operasyonda MİT üyelerine dönük başlatılan sorgulamada MİT’in Kürdistan ve Türkiye’de yürüttüğü kirli politikalar, MİT’in kurumsal yapısı, örgütlenmesi, iç ve dış ağlar haklarda epey bilgi verilirken, devlet ve örgütlere sızdırdığı elemanlar da deşifre edildi.  Yine başta Paris katliamı olmak üzere yine Rojava’da gerçekleşen birçok suikastlerde ayrıntıları ile öğrenildi. KCK tüm bu bilgileri kamuoyu ile paylaştı. Tabi ki bu bilgilerin en önemlisi de Paris katliamına ilişkindi. Yapılan açıklamada çok açık anlaşılıyor ki, Paris katliamı Erdoğan’ın talimatı ve MİT’in örgütlenmesi ile gerçekleşmiştir. Demokratik Çözüm süreci geliştiğinde Erdoğan yönetimindeki AKP imha siyasetini esas alarak başta Avrupa olmak üzere dağda, Kürdistan’da üst düzeyde PKK yöneticilerinin öldürülme emrini vermiştir. Mite yönelik geliştirilen operasyonla, İmralı görüşmelerine devlet heyeti adına Muhammed Dervişoğlu ile birlikte katılan Sabahattin Asal’ın bir Mit yönetici olduğu ve Paris katliamını bizzat planlayıcı olduğu anlaşılmıştır. Bu bilgi MİT ve AKP’nin komplocu karakterini açığa çıkarmıştır. Bir kez daha anlaşılmaktadır ki Türk devleti Kürt sorunun çözümünü hiçbir biçimde kabul etmemekte, geçmişten günümüze kadar ne pahasına olursa olsun Kürtleri soykırıma uğratma politikasından vazgeçmemektedir. Bu nedenle tedip, tenkil-tehcir politikası değişmeden sürmektedir. Bugün de Önder Apo’ya yönelik geliştirilen ağır tecrit sürecini Bakur Kürdistan gerçekleşen soykırımı süreci izlemiş, bu süreç gerilla ve hareketimize yönelik süreklileşen imha saldırılarıyla devam etmektedir.

Paris katliamı ile Önder Apo’ya geri adım attırılmak istenirken Önder Apo, devam ettirdiği çözüm süreci ile güncel olarak komployu boşa çıkarmıştır. Paris katliamını düzenleyen ve gerçekleştirenler özgürlük mücadelesinde öncü olan Kürt kadını şahsında mücadele eden tüm kadınları korkutmak istediler. Bizi korkutarak geri adım attırmak, yanlızlaştırmak istediler. Sesimiz kısmak, susturmak istediler. Ancak Kürt kadınları olarak Saraların, Rojbinlerin, Rohanilerin seslerine ses vererek, ileriye daha güçlü, daha cesaretli adım atarak, dünya kadınları ile çoğalarak bu katliama yanıt verdik. Sindirilmesi amaçlanan  Kürt Kadın Özgürlük hareketi, Rojava’ da gerçekleşen kadın devrimi ve bu devrimi Ortadoğu ve bütün dünyaya yayma çabası ile bu katliama en büyük cevabı vermiş ve vermeye devam etmekteyiz. Yaşamın her alanında Paris katliamından hesap sorma tutumu ile yüzbinler Sakineleşti, Rojbinleşti, Leylalaştı. Kadınlar olarak derin bir bilinç ve mücadele ile üç büyük devrimci militanın şehadetini kendimiz için bilinç, örgütlenme, cesaret ve kararlılık kaynağına dönüştürdük. Şengal ve Kobani direnişiyle Paris katliamına olması gereken en anlamlı yanıtı böylece verdik. Saraların özgürlük çizgisi temelinde gelişen Arin Mirkan direniş çizgisi bunun en yakıcı cevabı oldu. Paris katliamıyla açığa çıkan gelişmeler katillerin, komplocuların tahmin edemeyeceği bir şekilde kadın özgürlük hareketimize büyük bir hamle yaptırdı. Hareketimizi Kürdistanileştirdi, Ortadoğulaştırdı, dünyalaştırdı. Bu biçimde alçak komplocuların hedeflerine ulaşmasını engelledik, boşa çıkardık. Bugün Rojava’da tüm görkemi ile ilerleyen kadın devrimi bunun somut cevabıdır. Komplocu zihniyet ve güçlerden en güçlü hesap sorma tutumuda budur. Kadın özgürlük çizgisini güçlendirmek ve toplumsallaştırmaktır. Bugün de özgür kadın, özgür yaşam ve özgür gelecek için mücadele eden kadınlar olarak bu katliamın hesabını özgürlük mücadelesini toplumsallaştırarak soruyoruz, soracağız. Sara, Rojbîn ve Ronahî yoldaşlarımızın onurlu ve kutsal anısı temelinde acımızı ve öfkemizi yaşamı özgürleştirme mücadelesine yöneltmeyi bundan sonra da esas alacağız. Bir yandan Paris komplosunu bu biçimde boşa çıkarırken, diğer yandan katliamın bütün boyutlarıyla aydınlatılmasını sağlayıncaya kadar mücadele edeceğiz. Saralardan Delallere uzanan özgür kadın direniş çizgimizi ve mücadelemizi sürekli yükselterek zaferle taçlandıracağız.

ANHA