İletişim | Hakkımızda
ANHA

‘Suriye pazarlığı’nda kürtler yeni kazanımlar elde edebilir

ANALİZ

AZİZ KÖYLÜOĞLU

HABER MERKEZİ – Bir süredir Suriye üzerindeki pazarlıklar artmış durumda. Buna dayalı olarak Suriye üzerinden siyaset yapan siyasi gülerde siyasi hatları yeniden gözden geçiriyor. Lazkiye’de rejim güçlerine silahlı grupların saldırılarının artması ve Şam’da güçlerinin fazla olmaya başlamasıyla Rusya’da bundan duyduğu endişe ile Suriye’deki etkinliğini arttırdı. Rusya’nın yaptığı bu hamle tüm güçleri etkiledi. Özelliklede ABD öncülüğünde DAIŞ çetelerine karşı  savaşan uluslararası koalisyonu etkiledi. Mecbur kalarak bazı değişimler yapmak zorunda kaldı. Beşar Esad’ın düşmanı AKP ve cumhurbaşkanı Erdoğan bile  “Belki geçiş sürecinde Esed ile gidilebilir” sözleriyle siyasi çizgilerinin değiştiğini gösterdi. Bu gelişmeler karşısında Kürtler ne yapacaklarını bilmeli ve ona göre hareket etmelidir.

Rusya neden böyle bir hamleye kalkıştı?

Suriye Krizinin başından buyana Rusya rejimin siyasi ve askeri en büyük müttefiki oldu. Suriye rejimi Rusya, İran ve Lübnan Hizbullah’ının savunması altında 4 yıldır şiddetli bir savaş içerisinde. Bu savunma desteği biraz daha genişlediğinde göreceğiz ki Çin ve Hindistan’da direk olmasa bile, Suriye rejiminin savunmasının bir parçası olacak. Suriye’nin savunmasını yürüten koalisyonun şimdiye kadar siyasi hattında bir sarsılma olmadığı gibi rejime desteğinde de ciddi önemli gelişmelerde açığa çıkarmadı. Rusya 4 yıl aradan sonra rejim güçlerine olan desteğini ilk defa birlikte savaşa müdahil olarak destek boyutunu farklı bir aşamaya getirdi. Buradaki amaç ak deniz bölgesinin savunması.

Rusya’nın hamlesi Baas rejimini daha da güçsüz düşüreek

Yerel kaynaklar ve ABD yetkililerinin açıklamalarına göre, Rusya 28 savaş uçağı ve birçok ağır silahı tank, top, ve zırhlı araçları Suriye’ye gönderdi. Bunula birlikte Lazkiye’deki merkez karargahını genişlettiği belirtiliyor.  bu da Türkiye’de buluna NATO’ya ait İncirlik üssüne alternatif olarak görülüyor.   Öte yandan Rusya devlet başkanı Putin “Esad asker talebinde bulunursa, askerde göndeririz” açıklamasında bulunmuştu. Rusya’nın bu radikal değişimi Suriye rejimin güvenliğini varlığını sağlama alacaktır.  Bölgedeki gelişmelerin takip eden birçok analiste göre Rusya’nın ilk amacının rejime yönelik grupların saldırılarını durdura bilmek olduğu yönünde.

Rusya yalnızca DAIŞ’ı hedef almıyor

Rusya her defasında gelişmiş silah tekniği ile güç takviyesini “DAIŞ terörüne” karşı Suriye gönderdiğini göstermeye çalışsa da, göndereceği güçlerin rejim güçlerine karşı savaşan tüm muhalefete karşı kullanılacağı görülüyor. Daha şimdiden Rusya’ya ait savaş uçaklarının rejim karşıtı diğer muhaliflerle, DAIŞ çetesini bombaladığı belirtiliyor. Bu durum aynı zamanda Kürtler açısından Rusya onları da hedef alacak mı kaygısını doğuruyor.

İran’ın rolü…

İran’la nükleer konusunda yapılan görüşmelerde anlaşmaya varılmasıyla bölge siyaseti büyük değişimlere sahne oldu. İran yeniden bölgenin esaslı aktörlerinden biri haline geldi. İran’ın bu varlığı, ABD ve müttefiklerinin vardığı nükleer anlaşmayla da kabul edilmiş oldu. Ortadoğu’daki etkinliğin daha da arttırma gayretinde olan İran, Yemen’de kırıldı. Irak ve Suriye’de ise yoğun saldırılar altında. Yine ABD’nin desteklediği Suudi öncülüğündeki Husi karşıtı arap ükeleri koalisyonu da Yemen’de çetin bir savaş yürütüyor. Ancak bu durum Şii Husilere karşı Suudileri destekleyen ABD’nin Irak ve Suriye sahasında İran’la işbirliği yapmayacağı anlamına gelmiyor. Bu açıdan İran halen Suriye rejimini savunmada büyük bir rol oynamaya devam ediyor.

Amerika ve DAIŞ’e karı siyaset

ABD bir yıldan fazla bir süredir hem Irak hem de Suriye’de DAIŞ’le savaşmak için bir koalisyon oluşturdu. Uluslararası koalisyon şimdiye kadar amacına ulaşamadı ve böyle giderse hedeflerine ulaşması da zor görünüyor. Bu da ABD’nin Suriye’deki politikalarıyla yakından ilintilidir. Şu ana kadar ABD’nin bölgede gözle görülür istikrarlı bir siyaseti olmadı. Bunda birçok siyasi faktörün etkili olduğunu görebiliyoruz. En başta ABD’nin müttefik olduğu Türkiye, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelerle Suriye’de kimi muhalif kesimler tamamen ABD’yle çelişki içindeler.

Özellikle Türkiye ve Katar ABD ile müttefik olmak bir yana ABD siyasetine düşmanlık içinde. Bu nedenle ABD’nin günlük siyaset değişimleri DAIŞ’e karşı mücadeleyi zayıf kılıp başarı şansını azaltıyor. ABD’nin ve koalisyonun şimdiye kadar DAIŞ’a karşı elde ettiği tek başarı, Kürtlerle ittifak kurması oldu. Bu da Rojava Kürdistan’ında YPG öncülüğünde gelişti.

Rusya ve ABD

ABD öncülüğünde DAIŞ’a kaşı koalisyon gücü oluşturulduğunda Rusya’ya Suriye rejimine saldırılmayacağı garantisi verildi. Koalisyonun tüm saldırıları şimdiye kadar DAIŞ ve zaman zaman Cephet El-Nusra çetelerine karşı gerçekleşti. Ancak Rusya’nın Suriye’deki etkinliği uluslararası koalisyon güçlerininkinden farklı olacağa, rejime saldıran tüm güçlere saldıracağına benziyor. Bu da ABD’nin DAIŞ’e karşı izlediği rotanın bir bütün boşa çıkarılması anlamına gelirken, aynı zamanda ABD’nin DAIŞ’e yönelik tüm saldırılarının Rusya ve rejim güçlerinin hizmetine gireceğe anlamını da taşıyor. ABD savunma bakanı Ashton Carter Suriye ve Rusya ile ortaklaşabileceklerini, bu ortaklaşmanın sağlanabilmesi için, Rusya’nın Suriye’de siyasi çözüm arayışı içinde olması ve Esad’a karşı muhaliflere saldırmaması şartı belirtilmişti. ABD’nin Rusya’dan Esad’a karşı tüm muhalif güçlere saldırmaması, sadece DAIŞ’e saldırmasını isteği görülüyor. Ancak bunun Rusya tarafından uygulanmayacağı yüksek  ihtmal.

Kürtler, Rusya ve ABD

DAIŞ çetelerinin Suriye ve Irak’taki katliamlarıyla insanlık için en büyük tehdit olduğunun görülmesi  ve barbar çetelere akrşı Kürt halkının özellikle Kobani’de başarı kazanan direnişi, ABD gibi ülkeleri  Kürtlere yardım etmeye mecbur bıraktı. Rusya ise, Suriye krizinin başından itibaren Kürtleri rejimim işbirlikçisi haline getirmek ve bunu başaramazsa en azından tarafsız bırakma çabasında oldu. Zaten Kürt siyasi hareketi ne rejimle ne de sözde radikal islamcı ve dışarda örgütlenen kimi sözde muhaliflerden taraf olmayacağını, kürtleri haklarını kazanmaları için üçüncü çizgi olarak tanımladığı siyasetini pratikleştirdi. Bu bir anlamda Rusya’yı da rahatlattı.

ABD ise Kobani direnişine kadar Kürtlere Türk devletinin gözüyle baktı ve öyle hareket etti. Kürtlerin siyasi hattı olan üçüncü çizgisinin DAIŞ çetelerine karşı direnişi, Suriye’de farklı kulvarlarda siyaset yapan iki büyük gücü Kürtlere yakınlaştırdı.

Erdoğan’ın Türkiyesi ne yaptı?

5 Eylül 2012’de Erdoğan şöyle konuşmuştu: “Allah’ın izniyle en kısa sürede Şam’da bulunan kardeşimizin yanına gidecek gönül sıcaklığıyla muhabbet edeceğiz.  O günde yakındır. Allah’ın izniyle Selehattin Eyyubi’nin mezarı başında Fatiha’mızı okuyacağız. Emevi camiinde de namazımızı kılacağız. Bilale Habeş, İbni Arabi’nin  türbesinde, Süleymaniye ziyaretgahında ve Hicaz demir yolu istasyonunda kardeşlerimizle birlikte özgürce dua edeceğiz.” Erdoğan’ın bu konuşmaları Suriye’yi işgal etme olarak tanımlanmıştı. Suriye’de patlak veren krizin başından bu yana türk devleti Suriye rejiminin yıkılmasını ve Araplardan oluşan suni  bir rejimin oluşmasını istedi. Ancak türkiye’nin de mecbur kalıp bazı değişikliklere gideceği söz konusu. Dikkat edilirse Erdoğan’ın Putin’le Moskova’daki görüşmesinin hemen ardından Erdoğan yaptığı açıklamada “Esad geçiş sürecinde iktidar olarak kalabilir” şeklinde konuştu. Erdoğan ‘ın “Kürtler haklarını elde etmesin” siyaseti ve stratejisinde ise değişiklik olmadığı hala sürüyor.

Kürtler ne yapacak?

Suriye üzerindeki  pazarlık ortadayken, ilk olarak Esad ne olacak, Esad’ın gidişinden sonra nasıl bir tablo ortaya çıkacak? Rusya Suriye rejimini hep korumak isteyecek. Ancak kendisi de iyi bilmekteki Baas rejimi ile Suriye’de demokratikleşme gerçekleşmez. O yüzdende Esad’ın geçiş sürecine kadar kalmasını istiyor. Görünen o ki ABD de bunu reddetmiyor. Türk devletinin tutumsal değişiminden anlaşıldığı üzere o da kabul ediyor. Fakat türk devletinin Kürtlere olan yaklaşımının  değişmediği inkar ve imhada hala ısrar ettiği görülüyor. Kürt halkının Rojava Kürdistan’ındaki mücadelesi gösterdi ki demokratik ve seküler güç Kürtlerdir. Buda Rusya ve ABD için Suriye’nin geleceğine dair  Kürtleri temel aktör haline getiriyor. Bu dönemde Hem ABD, Hem de Rusya Kürtleri yanında tutmak isteyecektir. Ancak Kürtlerin şunu çok iyi bilmesi gerekir: Rusya için Suriye rejimi alternatiftir. ABD’nin ise Suriye’de siyasetini dayandıracağı herhangi bir alternatifi bulunmamaktadır. Bu durumda kürtler ABD için daha çok önem kazanıyor. Kürtlerin ise ne yapacaklarını ilerleyen günlerde göreceğiz.

 (ad)

ANHA