İletişim | Hakkımızda
ANHA

Toplumsal sözleşme kadın özgürlükçüdür

ARÎN DENÎZ / NAZDAR EBDÎ

HABER MERKEZİ – Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistem Kurucu Meclisi Toplumsal Sözleşme üyesi Henîfe Hisên, toplumsal sözleşmenin kadın özgürlüğüne dayandığını belirtti ve ekledi: “kadının toplumsal sözleşmedeki yeri sağlam bir şekilde korunmaktadır.”

Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistem Kurucu Meclisi Toplumsal Sözleşme ve Kongreya Star Koordinasyon üyesi Henîfe Hisên, toplumsal sözleşme içerisinde (13, 14, 15, 16, 17, 29, 30, 31, 82 ve 76) kadını ve haklarını ilgilendiren maddelerde ANHA’nın sorularını yatıtladı.

*Rojava-Kuzey Suriye Demokratik Federalizm Toplumsal Sözleşmesini tamamladınız. Sözleşmede kadınlarla ilgili dikkat çekici ve çelişki maddeler ortaya çıktı. Siz hangi esaslar üzerinden yazdırdınız?

Sadece birkaç madde değil, sözleşmenin teorik yanı genel olarak kadının özgürlüğüne dayanıyor. Çünkü sözleşme toplumlar arasındaki demokratik, politik ve ahlaki sözleşmesi ve örgütlenmesini esasına dayalı olarak yazılmıştır.

Bu 5 bin yıllı aşkın toplum zihniyeti merkeziyetçi (erkek egemenlik) temeli üzerine kurulmuştu. Buda kadını sömürme ve köle ilkesi üzerinde yapılandırılıyor. Merkeziyetçi sistemin gelişimiyle beraberinde kadın ve erkek, doğa ve insan arasındaki eşitliği de kaldırmıştır.  Mülkiyet esası üzerine bir ilişki gelişiyor ve komünal kültür ortadan kalkıyor.

Bunun için bu sözleşmenin maddeleri “Eğer kadın özgürleşmezse, toplum özgürleşmez, toplum özgürleşmezse eşitlik olmaz, eşitlik olmazsa demokratik bir sistem hayal ve büyük bir yalan olur” anlayışıyla sıralanmıştır.

*Bu nasıl temsiliyetini bulmuştur?

Sözleşmenin maddeleri eşit temsil ve eşit katılım ve her iki cinsiyete dayandırıyor. Buda eşbaşkanlık ile geliyor (14. Madde). Böylelikle kuruluş temeli eşitlik üzerine kuruluyor ve korunuyor.

Yine kadınlar siyasal, toplumsal, kültürel, eğitim, ekonomik vb tüm yaşam alanında yer alabilir ve temsilini bulabiliyor. (30. Madde).

Bu sistemde de kadınlar özgün olarak örgütlemesini yapabilir ki buda tüm kadınların teminatı olur. Çünkü eşit katılımın yanında kadınlar kendi özgün örgütlenmesini de kurma imkanını buluyor ve kendi özgün sistemini genel sistemin içinde belirler. Yani bağımsız olabiliyor. (14. Madde).

Aynı zamanda kadınların kurum ve örgütleme içinde kotayı da konulabiliyor. Yani diğer etnik ve oluşumlar için ayrılan kota, bir kota da kadın hareketleri için belirleniyor.

Diğer önemli konu ise kadın Halk Mahkemesi sistemi içinde yer alıyor. Kadınlar tüm Halk Mahkemelerinde temsilini bulabiliyor ve aynı zamanda özgün yargı mekanizmasını kurabilecek. Bu çerçevede kadınlara bağlı davalar, kadınların kurduğu yargı mekanizmasında karar verecektir. Buda sulh komiteleri ve kadın evleriyle düzenlemesi yapılır genel yargıya kadar gider (82. Madde).

Ekonomik alanda da, kadına eşya gibi görmek yasaklanacak ve suç olarak görülecektir. (13. Madde).

Aile içinde de kadın ortak yaşam ilkesi çerçevesinde özgür irade sahibi olacaktır. (Madde 17).

Yine kadına yönelik şiddet ve cinsler arasındaki olumsuz ayrımcık dayatılması, kanunen hesap sorulması gereken bir durumdur (Madde 29).

*Siz konuşmalarınız arasında iki cinsiyet arasındaki kota ve kadının özgün adaylığından söz ettiniz. Bu ile eşit katılım arasındaki fark nedir? Niye böyle bir ayırıma başvuruldu?

Kadına ayrı bir kota ayırmaya ne gerek var şeklindeki soru çok soruluyor. Şimdi, başlı başına bu ayırım tarihseldir. Kadın genel olarak toplum içinde örgütlü değildiler. Örgütlenemeyen kadınlar her ne kadar bireysel olarak sistemin içinde olsalar da örgütlü olmadıkları için sayısal olarak kadınlar üzerinde hesaplanmış olacak ve bu şekilde özgür kadının cinsiyet mücadelede bir rolü olmayacak. Bunun için de  kadın temsilinde kadın özgürlüğüne inanmış kesime de kotaya sahip olacak. Bunlar öncülük yaparak ve kadın haklarını savunabilsin.

Çünkü özgür kadın mevcut zihniyet üzerinde sürekli tehlike olarak görülmüş, bunun için de özellikle genelin içinde kolayca oyuna gelen, halklarını savunamayan, kendi haklarını ve diğer kadınların haklarını savunamayan kadınlar seçiliyor.

Bunun örneği de çok kez görülmüştür. Kadınlar devlet başkanı düzeyine kadar da çıkabilmiş ancak bunlar daha çok büyük savaşların, katliamların ve yine kadına yönelik şiddetin araçları haline gelmişler. Bunun için özgür kadın hareketi ve gençlik için kota belirlendi.

*Siz 14. Madde’ye göre genel kuruluşun içinde kadınların özgün örgütlenmesini garanti altına alınmış diyorsunuz,  peki o zaman kadınlar demokratik federalizm sistemi içinde karar, görev ve sorumluluğunu nasıl alacak ve yerine getirecek?

Bu bir ölçüdür, demokratik federalizm sistemi içindeki kadınla özgün alandan genel alanın içine giriyor. Yani eğer bir köyde, şehirde  ya da bir bölgede seçim olursa, isim listesi olacaktır. O zaman tüm kadın hareketleri kendi kimliği, inancı, ırkı vb toplanır, adayını çıkartır ve genel alana sunar. Bunun içinde bağımsız da olabilir ama asıl olan tüm kadın hareketi kendi adayını çıkartabilecek. Buda kadınlar kendilerini kadın hareketlerin dışında görmemelerini sağlayacak.

Diğer yandan kadınlarla ilgili tüm kararlar, bu özerk kuruluş kadınlarla alır. Örneğin bir bölgede bir komite veya konseyde bir kadının farklı yere düzenlemesi yapıldığında ya da yeri değiştirildiğinde, görevden alıp ya da çalışmalara katılırken, ancak meclis, komite kadın kuruluşlarına öneri yapar ve kadın hareketleri de bunun kararını verir. (Madde 31). Zaten madde 76’ya göre de Özgür kadın komitesi de belirleniyor.

Bunun için de diyebilirim ki bu sözleşmede kadının yeri güçlü ve korunmuştur. Bazı konularda da genel ilkesel olarak da, genel hak ve hükümlülükler de belirlenmiştir.

(aç/ad)

ANHA