İletişim | Hakkımızda
ANHA

Türk devleti ve Barzani’nin Kürdistan planları – 2

Barzani’nin rolü nedir?

FERHAT ŞAMÎ

Türk tarafları, Türk ordusunun sınır ötesinde işgal ettiği ya da edeceği bölgelere yerleşmesi konusunda anlaşmış durumda. Özellikle de Başurê Kurdistan, Irak ve Suriye topraklarına yerleşme çabaları görülüyor. Türk devleti, uzunca bir sınırı işgal etmekle ve taktik değişiklik yapmakla PKK’den korkmadığını gösterme çabasında. Fakat Türk ordusunun sınırı geçmesi, ülke içinde askeri ve siyasi dengelerin bozulmasına neden oldu. Türkiye’nin sınırı aşması, aslında Türk ordusu ve hükümeti için bir yenilgi tablosu bıraktı ardında.

Medya gerçekleri gizlediği için Türkiye’de yaşayanlar, Türk ordusunun Bab’daki kayıplarından, bölgede olan bitenden haberdar değil. Yandaş medyanın verdiği haberler çerçevesinde gelişmelere bakıyorlar.

Türk devleti, bölgede yürürlüğe koyduğu politikaların başarısızlığa doğru gittiğini görünce Barzani’ye rol biçti. Türk devleti istihbaratının ve ordusunun eksik kaldığı yerde Barzani figürünü ortaya çıkar(tılar)ak ona rol veriliyordu. Ona ne tür bir rolün biçildiği, KDP çetelerinin Şengal’e saldırı başlatmasıyla, Mexmur Kampı’nın ve Kerkuk’un bazı gerilla noktalarının kuşatılmasıyla, Başurê Kurdistan’ın Medya Savunma Alanları’na yakın yerlere Türk ordusunun askeri gücünü artırmak amacıyla sevkiyat yapmasıyla anlaşılıyordu. Son gelişmelere baktığımızda Türk devletinin, kendisinin yerine Kürtlerle savaşması için Barzani’yi devreye koymaya çalıştığı hemen fark ediliyor. Bu da büyük bir savaşın başlayacağının sinyallerini veriyor.

Türk devleti, bu savaşların PKK ve QSD’nin bulunduğu Şengal, Medya Savunma Alanları, Reqqa ve Dêrazor gibi bölgelerde yaşanmasını istiyor. Hedefinde savaşın birçok cephede açılması ve böylece QSD’nin ilerleme sağlamasını engelleyebilmek var. Türk devleti ne Rojava’da ne de başka bir yerde Kürtlerin dışarıya açılmasına askeri ve siyasi olarak başarılar elde etmesine razı değil. ‘Ne pahasına olursa olsun engelleyeceğim’ diyor ve bu nedenle bahara doğru büyük bir savaş hazırlığı yapıyor. KDP Türk devletine karşı mücadele edeceğine kendi halkıyla savaşmaya hoş bakıyor. O nedenle KDP Türk devleti için ucuz bir savaş aracı haline geliyor. Türk devleti, bu savaşın kendisi için çok etkili olacağını ve başarılı geçeceğini iddia ediyor. DAIŞ’e, El Nusra’ya ve kendisine bağlı çetelere cephane ve silah yardımında bulunuyordu; ancak böyle bir savaşta Türk devleti KDP’ye silah yardımında bulunmayacak. KDP, sözde DAIŞ’e karşı kullanmak üzere uluslararası koalisyondan çok sayıda ağır silah ve cephane aldı. Türk devleti hiçbir masrafa girmeden KDP eliyle o silahları Şengal’deki Kürtlere doğrulttu ve bundan sonra da KDP’yi bu silahlarıyla kendi halkı olan Kürtlere karşı kullanmaktan vazgeçmeyecek.

Kürt silahı, Mexmur ve Xanesor örneklerinde görüldüğü gibi Kürt silahı Kürtlere karşı kullanıldığında, Türk devleti de Bakur’da gayri ahlaki terör yöntemlerini Kürt Halkı’na karşı kullanıyor. Kürtler arası savaş ise Kürt Halkı’nın teröre karşı birlik içerisinde başkaldırmasını zedeliyor.

PKK’yi neden çıkarmak istiyorlar?

Sorun PKK’nin Başur bölgelerinden çıkarılması değildir. Türk devleti Başurê Kurdistan’ın tamamını teslim almak istiyor. Bu nedenle Türk ordusunun askeri etkinliği sınır boyunca artırıldı. Sınıra ve sınıra yakın bölgelere sürekli askeri sevkiyat yapılıyor. Şimdiden Kürt Halkı’na karşı büyük bir başlattıklarını söyleyebiliriz.

Başur halkı geçen yıl Barzani’nin görevden uzaklaştırılmasını isteyince birçok sorun çıktı. Ama Türk devleti Başurê Kurdsitan’ı kendi toprakları gibi, Barzani’yi de herhangi bir bölgesinin valisi gibi gördüğünden bu sorunları kendi iç sorunu gibi görüp müdahalede ediyor, halkın tepkilerini dile getirmesini engelliyor. Tabi bunu özellikle Başur’daki ticari ve ekonomik çıkarları tehlikeye girmesin diye yapıyor. Türkiye’nin bölgedeki çıkarlarının koruma altına alınabilmesi Barzani olmadan imkânsız. Türk devleti siyasi, askeri ve diplomatik destek vermesine rağmen Barzani’yi kendilerine yük olarak görüyorlar. Erdoğan yürüttüğü seçim kampanyalarında, ‘Irak’ın kuzeyindeki aşiret liderlerinin terörü bitirme’ konusunda kendilerine hizmet edeceklerine dair söz verdiğini söyledi.

Türk devleti bölgeye dönük siyasetten ve aynı zamanda Suriye ve Irak bölgelerini işgal etme girişimlerinden dolayı hem de bölgesel hem de uluslararası alanda dostunu ve düşmanını bilemez hale geldi. S. Arabistan Suriye’ye müdahale etmeyi bıraktığında, Amerika Erdoğan’ın Reqqa operasyonuna katılmasını kulak ardı ettiğinde ve iç güvenlik bahanesiyle sözde teröre karşı savaşma isteğini reddettiğinde Türk devleti bölgede kendisine Barzani’den başka bir müttefik göremedi.

Kürdistan’ın dört parçasına yayılmış Kürt devrimcileri, KDP ve AKP çetelerinin saldırılarına karşı birlik olma konusunda sağduyulu olduklarını gösterdiler ve şimdi Erdoğan ve şakşakçılarını başarısızlığa uğratmak için yeni yöntemler geliştiriyor. Petrol boru hattından tutalım, Türk devletinin bölgedeki çıkar dengelerini bozmaya kadar birçok yöntem. PKK; DAIŞ ve destekçileri ile savaşabilecek askeri, ideolojik ve ekonomik bir güce sahip olduklarını belirtiyor.

Erdoğan Kürdistan’da başarısız olduğunu itiraf etmiyor; ancak her defasında Avrupa’yı, Amerika’yı ve Ortadoğu’daki birtakım güçleri sözde teröre destek verme konusunda sürekli suçlamalarda bulunuyor.

(ge/cj)    

ANHA