İletişim | Hakkımızda
ANHA

Türk devletinin ABD’ye dayattığı cihatçı aşkı nasıl sonuçlanır?

ANALİZ

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Suriye’deki ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana iki aya yakın bir zaman geçti. Bu ateşkesin temel amacı Cenevre görüşmelerinin maddi zeminini oluşturmaktı. Şimdilik bu amaca ulaşmışa benziyor. En azından görünen o. Bu yanın ateşkesin temel kazanının Suriye rejim ve onu destekleyen Rusya olduğunu bir kez daha söylemek gerek. Özellikle birçok grupla ateşkes anlaşması yapan Suriye rejiminin Tedmur yani Palmirayı DAIŞ’tan alması hem imajını biraz düzeltti, hem de Rusların DAIŞ’ı vurmuyor söylemi önemli oranda anlamsızlaştırdı. Rusya bir yandan Suriye’deki güçlerini çekiyorum diye haberler yayarken, diğer yandan buradaki nitelikli gücünü artırmış durumda. Bu da Rusya’nın Suriye’den çekiliyor söylemini tamamen anlamsızlaştırıyor.

Suriye rejimi diğer yandan 18 Nisan’da parlamento seçimleriyle kendi meşruiyetini biraz daha pekiştirerek Cenevre görüşmelerine katılmayı hedefliyor. Bu açıdan De Mestora’nın 9 Nisanda görüşmeleri tekrardan başlatması gerçekçi görünmemektedir. Elbette Suriye rejimi Cenevre görüşmelerinden çekilen taraf olmak istememektedir. Ama son askeri hamlelerindeki başarıları ve parlamento seçimlerinden sonra Cenevre görüşmelerinin en azından şimdilik her hangi bir anlamı kalmayacaktır. Cenevre görüşmelerinin artık bir formalite olmaktan öteye gitmeyecektir. ABD ve dostları Cenevre görüşmelerini bundan sonra ne kadar şişirseler bile, bundan önceki görüşmelerin gerisine düştüklerini açığa çıkmış durumda.

Peki ABD ne yapıyor?

ABD’nin bir çok çıkmazı olduğu kesin, ki bunların başında Türk devleti ve onun Kürt düşmanlığıdır. Türk devletinin Kürt düşmanlığı o kadar derin bir hal almış durumda, artık hiçbir siyasi yaklaşımını bundan bağımsız olarak yapamamaktadır. ABD ise şimdilik “Türk devletinin” hassasiyetleri temelli bir siyaset izlemektedir. Bu da ABD’nin bölgede gittikçe radikal islami grupların hizmetine giren politikalara itmektedir. ABD’nin ise Suriye merkezli siyasete atıl duruma düşmesine neden olan bu durumdan kendini nasıl kurtaracağı tartışma konusu.  ABD’nin bunu isteyip istemediği ayrı bir nokta.

ABD’nin QSD yani YPG ile kurduğu ilişki sistematiğinin ne kadar iyi işlediği farklı bir nokta olurken, Türk devletinin radikal cihatçı grupları bölgede hakim kılmak ve ABD’yi de bu grupları destekler noktaya getirmek için özel bir çaba içinde. ABD’nin yakın zaman açısından yanaşmadığı bu duruma son günlerde destek kararı çıktığı anlaşılıyor. ABD’nin DAIŞ karşıtlığı temelinde Türk devletinin destelediği cihatçı gruplara destek vermesi, yeni bir DAIŞ’ların ciddi zeminini yaratmaktadır.

Türk devletinin Azaz-Ceraplus hattında bir tampon bölge kurmak isteği ve bu bölgeye kendi çete gruplarını yerleştirmek istediğini bilmeyen yok. Bunun için Türk devleti uzun süredir AB nezdinde girişimlerde bulunuyor. Bu girişimlerini en son RTE ABD’ye Nükleer zirve çerçevesinde yaptığı ziyarette bir kez daha dillendirdiği belirtiliyor. Son gelişmeler de Türk devletinin ABD’e bu konuda bir ivme kazandığı görülüyor.

ABD bir yandan QSD güçleriyle özellikle DAIŞ’a karşı Dera Zor ve Reqa yönelik operasyonlarda hareket ederken, diğer yandan Azaz bölgesinde QSD güçlerine saldıran Türk devleti destekli cihatçı çete grupları desteklemeyi tercih ediyor. ABD iki oynuyor dedirtiyor.

Erdoğan ABD bulunduğu bir sürede ABD’nin içinde bulunduğu koalisyona ait savaş uçaklarının ve Türk topçusunun desteğiyle Sultan Murad, Ahrar Şam, Cephet El Şamiye, Filek Şam, Safwa (bu ABD’nin eğittiği grup), Cephet El Nusra Azaz’ın doğusunda buluna köylere yoğun bir saldırı başlattı. Bu saldırıda özellikle Kürt köylerinin hedef seçilmesi, burada bu grupların katliam yapması ve bölgeyi Kürtlerden arındırmaya başlaması Türk devletini bölge politikasının amaçlarını ortaya çıkartıyor.

Şimdiye Dudyan, Tel Şar, Qerekoz, Tel Betal gibi Türkiye siyasi sınır hattındaki onlarca Kürt köyünü işgal eden Türk cihatçı çeteleri, ABD’nin hava desteği ve Türk topçusunun desteğiyle DAIŞ’tan alan bu grupların ilk yaptığı icraat Kürtleri bölgeden sürmek oldu. bölgenin demografiyasını değiştirmek amacını taşıyan bu gruplar, DAIŞ bile bölgede yapmadığı bir kıyıma girişmiş durumda.  Türk devletinin “ılımlı” olarak yutturmaya çalıştığı cihatçı ve radikal islami gruplara ABD’nin destekler tutumu ise, Suriye’de yeni bir dengenin oluşmaya başladığı yönünde bir eğilim oluşturabilir.

ABD ve Avrupa merkezli bir çok yayın organında Mınbıç cebi olarak bilenen Afrin- Kobane arasındaki bölgeden DAIŞ’ın ABD desteğiyle QSD güçleri tarafından çıkarılacağı haberleri yoğun bir şekilde işleniyor. Bu haberler Türk medyasına yansıdı ve Türk devlet yetkileri de bu konuda açıklamalar yaptılar. Bu haberlerden sonra Türk devletinin  bu hamleyi boşa çıkarmak için yoğun diplomatik ve askeri hamleler içine girdiği biliniyor. Özellikle Afrin’e yönelik kendisine bağlı çetelerle bir saldırı başlatmayı planladığı ve bununla DAIŞ yönelik QSD’nin yapacağı hamleyi boşa çıkarmak istediği birçok kaynak tarafından belirtiliyor.

Türk devletinin tampon bölge oluşturma amaçlı kendisine bağlı çetelerin bölgeye yerleştirilmesi ve operasyonuna destek vermesine ABD’nin kısmı bir evet demesi var. Tabi ABD buna evet derken DAIŞ unsurlarının Türkiye üzerinden geçişini durmayı ve Avrupayı güvenceye almayı hedefliyor. Ama ABD bunda büyük bir yanılgı içerisindedir. Kurulacak bir tampon bölgeden DAIŞ unsurları çok daha rahat Türkiye sınırını kullanabilecek ve geçiş yapabilecektir. Çünkü artık Türkiye eskisi gibi sınırlarını korumayacak ve bu DAIŞ’ın daha kolay hareket etmesini beraberinde getirecektir. Türk devletinin derdi zaten DAIŞ değil, Türk devleti için Kürtlerin ve demokratik güçlerin bu bölgede etkinlik kurmaması birinci öncelik, bu açıdan Türk devleti ve ABD ayrı amaçlarla için aynı nokta birleşmiş durumda. Bunda zararlı çıkacak ABD, yararlı çıkacak Türk devleti olacaktır. Tabi bu nokta Kürtlerin ve demokratik çevrelerin kendilerine saldıran bu Türk devleti destekli cihatçı gruplara sesiz kalmaları beklenemez. Bu açıdan ABD ile yeni bir krizin kapıda olduğunu şimdiden söylemek mümkün…

ABD, Türk devletini “hassasiyetleri” için cihatçı çetelere destekleye dursun, Rusya’nın desteklediği Suriye rejimi her gün biraz daha sahadaki etkinliğini artırıyor.

(u)