İletişim | Hakkımızda
ANHA

Türkiye’de istikrar AKP’nin değil, Kürt siyasetinin eseriydi

ANALİZ

AZİZ KÖYLÜOĞLU

Türkiye seçimleri üzerine sayısız değerlendirme oldu. Bu seçimlerin sonuçları ve AKP’nin yeniden tek başına iktidara gelmesini ciddi bir yanlış üzerine kurduğu görülüyor. Bu yanlış da toplumun istikrar istediğinden dolayı ve AKP’nin 13 yıllık iktidarında istikrar olduğu için tekrardan seçtiği bir çıkarsama yapılmasıdır. AKP’nin şimdiye kadar hile ve oyunlar bir şeyler yapmaya çalıştığı açık. Ama Türkiye eğer son 13 yıllık AKP iktidarında bir istikrar olmuşsa bunu sağlayan Kürt Özgürlük Hareketi ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkların ortak yaşamına dayalı politikaları oldu. Ama AKP bunu hep maniple ederek, var olan istikrarı kendi politikaları sonucu olarak yansıtmaya çalıştı. Bu seçimlerde bu maniplenin başarılı olduğunu gösteriyor.

AKP 13 yıllık iktidarı boyunca hep şeker ve sopa politikasını uyguladı

AKP’nin Kürtler üzerinde en büyük başarısı sürekli çözüm için umut yaratmak, ama çözüm için her hangi bir adım atmamaktı. AKP bu stratejisini uzun süredir sürdürüyor. Ama artık AKP’nin kesinlikle çözüm diye bir derdi olmadığı açığa çıkmış durumda. Palazlanmış bazı Kürt ailelere sermayeden pay vererek ve onların eliyle “benim Kürtlerle bir derdim yok” diyerek ve özellikle KDP ve Barzanilere üzerinden oluşturduğu sıcak para ilişkisiyle şeker politikası uygularken, diğer yandan Kürt halkının geneline sopa politikası uyguladı.

AKP’nin politikalarında istikrar hiç olmadı

AKP 13 yıllık politikasında istikrar hiç olmadı. AKP iktidara geldiğinde zaten var olan siyasi istikrarın üzerine oturdu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan gerillayı sınırların dışına çıkarmış ve Kuzey Kürdistan’da ve Türkiye savaş tamamen durmuştu. AKP bunu kendisi için uygun bir zemin olarak değerlendirmiş ve var olan istikrarı kendi hedefleri için kullanmıştı. Kürtler çözüm için her yollu denerken, RTE “çocuk da olsa kadın da olsa gereken neyse o yapılacaktır” diyerek Kürtlere savaş açmıştı. Bu savaş hiç durmadı. AKP’nin 13 yıllık iktidarında yüzlerce çocuk öldürüldü ve sakat bırakıldı. Yine AKP’nin saldırgan tutumundan kaynaklı Ateşkes dönemlerinde bile binlerce gerilla katledildi. Bununla yetinmeyen AKP saldırgan tutumunu sınırların dışına taşırarak, Güney Kürdistan’a taşırdı. Bununla yetinmeyen AKP ve reisi RTE Rojava üzerine DAIŞ çetelerini salarak, Kürtlere karşı saldırılarını üç parça Kürdistan’a yaydı.

Operasyon ve işkence hiç eksik olmadı

KCK adı altında binlerce seçilmişi tutuklayan AKP, halkın demokratik taleplerine Gezi’de olduğu şiddetle saldırmış ve yüzlerce kişi tutukladı. Kürt Özgürlük Hareketinin Ateş ilan ettiği bir dönemde halka ve Kürt seçilmişlere saldırılarını artıran AKP devleti, onlarca Kürt seçilmişi tutukladı. Sokakta, gözaltında, cezaevlerinde işkence hiç bitmedi. Türkiye metropollerinde Kürtlere saldırı ve linç girişimleri hiç eksik olmadı. Kürtlere sürekli ölümü gösterip sıtmaya razı etme politikası uygulandı.

Rojava ve Kuzeyde DAIŞ ve Nusra ile işbirliği

AKP iktidarı kuzey Kürdistan’daki saldırılarına bir de Rojava Kürdistan’ı ekledi. Serêkaniye’de başlayan saldırılar Rojava Kürdistan’ın her yanına yaydı. AKP klasik devlet siyasetinden hiç vazgeçmedi. Nerede Kürtler özgürlük bir adım ve imkan yakalasa, karşısında Türk devlet siyaseti çıktı. AKP ise bunu en kurnaz bir biçimde uyguladı. Rojava’da başarılı olamayan AKP, bu çetelerin eliyle Kuzey Kürdistan ve Türkiye’de özgürlük isteyen herkese karşı kullandı. En son Ankara katliamın görüldüğü gibi bunda hiçbir sınır tanımayacaktır.

Siyasi istikrar ekonomik istikrarı yarattı

AKP’nin ev fazla övündüğü ekonomik istikrarın siyasi istikrardan kaynaklandı. Kürt Halk Önderi üzerinde yürüyen görüşmelerin ve bunun sonucunda oluşan siyasi istikrarın ekonomik istikrarı kendi başarısı olarak gösterdi. AKP öncesi hükümetlerin başarı olmamasının tek nedeni Kürt halkı karşısındaki savaş politikalarında ısrar etmeleri oldu. AKP bu Kürtlerle ne çözüm ne savaş stratejisi izlemiş ve şimdiye kadar bu konuda başarılı olmuştur. Bu başarısında Kürtlerin olumlu ve çözüm isteyen yaklaşımları önemli bir etken oldu.

Türkiye’de istikrarı AKP değil, Kürtler siyaseti yarattı

13 yıllın AKP iktidarında şiddet, saldırı ve ölüm hiç eksik olmadı. Buna karşı Kürtler ve onun siyasi temsilcileri defalarca ateşkes ve çözüm için yol haritaları hazırladı. Fakat buna karşı AKP çözecek gibi yaparak, ama çözüm için hiçbir pratik adım atmayarak yaklaştı. Kürt Halk Önderi ile yapılan görüşmeler ise, bir oyalama strateji içinde gördü ve böyle yaklaştı. AKP politikalarına göre bir karşıt siyaset içinde olunsaydı, AKP değil 13 yıl, 4 yıl bile iktidarda zor kalırdı.

AKP yeniden bir oyalama siyasetine hazırlanıyor

1 Kasım seçimlerinden sonra yapılan açıklamalar gösteriyor ki AKP yeniden bir ılımlı hava yaratmak istiyor. Fakat başta kendi deyimiyle “kamu güvenliğini yaratmak” istiyor. Bu açıdan kısa vadede Demokratik Özerklik ilan edilen şehirlere ciddi bir saldırı içinde olacaktır. Burada bir bastırma yaratırsa, yeniden ılımlı politika içine girmek isteyecektir. Bunun için “buzdolabına kaldırılan çözüm süreci” aslında hiçbir çözüm yönü olmayan yeniden devreye koymak isteyecektir.

Kürt siyaseti bundan sonra ne yapar?

Kürtler ve demokratik çevreleri AKP’nin bu kurduğu faşizan rejiminin değirmenine su taşımamalıdır. Yeniden bir oyalama ve sonrasında katliamlara izin vermemelidir. Kürtler ve demokratik çevreler daha fazla direnerek, şimdiye kadar olan istikrarın AKP’nin eseri olmadığını göstermeleridir.

(aç)

ANHA