İletişim | Hakkımızda
ANHA

Türkiye’nin izlediği politika ve Şêxmeqsud’a saldırılar

ANALÎZ

HELEB – Şêxmeqsud’a son dört gündür süren ve bayramın ilk günüyle şiddetlenen saldılar ve bu saldırı grupları arasında bulunan Nureddîn Zengî taburu sorumlusu Şêx Tewfîq Silêman 9 Nisan 2015’te ANHA’ya konuşmuş ve şunları demişti: “ Bazı tabur ve gruplar Kürt halkına ve Suriye devrimine saldırmıyor. Kürt halkı Suriye devrimin temel parçasıdır.” Acaba neden şimdi saldırıyorlar?

Halep’in Şêxmeqsud mahallesi ve çevresinde genelde Kürtler yaşıyor. Bayramın ilk günüyle birlikte yoğunlaşan Cephet El-Nusra, Ehrar El-Şam ve Nûreddîn El-Zengî taburu çetelerinin saldırılarına maruz kalmaktadır. YPG güçlerinin karşılık verdiği saldırlar yer ye devam etmektedir.

Şêxmeqsud’a saldırın çete grupları arasında bir süre önce ‘Kürtleri Suriye’nin bir parçası olarak görüyoruz’ diye belirten Nûreddîn Zengî taburnun bulunuyor olması dikkat çekiyor. Bu tabur sözde Kürtlerle ortak hareket etme iddiasında bulunuyordu. Nûreddîn Zengî taburnun sorumlusu Şêx Tewfîq Silêman 9 Nisan 2015’te ANHA’ya konuşarak bölgedeki gelişmelere ve Kürtlere yönelik tutumlarına dair bir sürü değerlendirmede bulunmuştu. Konuşmaları arasında en dikkat çekeni ise şunlardı: “Bizim Kürt kardeşlerimizi tebrik etmemiz lazım. Kürtlere yönelik kimi tabur ve grupların saldırıları, Suriye devrimine hizmetine değildir. Çünkü Kürt halkı Suriye devriminin en temel parçasıdır. Kürtler arasında yanlışlıklar olsa bile, biz bunu Kürt halkı üzerine hesap etmiyoruz. Biz bir milletiz ve bu birlikle aynı amaç için mücadele ediyoruz. İnşallah da hedefimiz birdir.”

Neden değişti?

Suriye krizinin aşılması için uluslararası güçlerin bölgedeki farklı çabaları ve bu kapsamdaki mesajlarının olduğu bir dönemde, bu grupların tutumlarını değiştirerek neden saldırıyor. Ne gibi bir hesap peşindeler? Bu gibi genişletilebilecek sorular göz önünde bulundurulduğunda, sorularımızın cevabı da ortaya çıkacaktır.

Saldıran gruplar

Saldırı gruplarından başlanırsa konunun ehemmiyeti için daha sağlıklı ve şefaf olacaktır. El-Nusra çetesi Suriye’nin El-Kaide uzantısı olarak biliniyor. ‘terör örgütü’ olarak ilan adlandırıldıktan sonra Nusra biraz daha geri planda kalmayı tercih ediyor. Onun için Ehrar El-Şam adındaki El-Kaidenin esas kolu olarak değerlendiriliyor. Arap basınında yer alana bazı değerlendirmelere göre Ehrar El-Şam 2011 yılında El-Kaide’nin bağrından çıktı. Ancak oluşum ve destek de Türkiye tarafından sağlandı. Merkezi Londra’da bulunan El-Arap gazetesinin bir haberinde Ehrar El-Şam’ın lideri Ebu Yehya El-Hemwî MİT tarafından grubun sorumlusu olarak görevlendirildi.

Küçük bir grup olan Nureddîn El-Zengî, Ehrar El-Şam çete grubuna bağlı olarak hareket ediyor. Türk devleti Nureddîn Mehmud Zengî’yi Türk olarak kabul ediyor. Grup isminden de anlaşıldığı üzere grup üyeleri kendilerini Türk olarak görüyor veya öyle sayıyor. O yüzdende her hangi bir stratejileri bulunmamakta ve  konjonktürel olarak Ehrar El-Şam bağlı kalarak hareket edebiliyor.

Grubun lideri Şêx Tewfîq Silêman ANHA’ya mülakat yaptığı gün içerisinde El-Nusra çeteleri ile de görüşme gerçekleştirmişti.

‘Tampon bölge’ hesapları

YPG/YPJ ve Burkan El-Fırat güçleri önce Kobani ve ardından Girê Sipî bölgesini çete işgalinden kurtardıktan sonra, Türk devleti harekete geçti. “Kürtler diğer oluşumları bölgeden çıkarıyor, katliam gerçekleştiriyor vb.” gibi kara propagandalar doğrultusunda Cerablus ve Ezaz bölgesinde ‘tampon bölge/güvenlikli bölge” oluşturmak istedi. Bu kapsamda ABD’yle diplomasi trafiği gerçekleşti ve İncirlik üzerinden anlaşmaya varıldı. Daha sonra MİT güdümlü Sultan Murat ve Fatih Sultan Mehmet çeteleri Türkiye üzerinden Bab EL-Selame sınır kapısından Ezaz’a gönderildi.

Bu gruplar sözde Türkmenleri korumak için bölgeye gönderilmişti. Fakat kısa bir süre sonra Cephet El-Nusra ve Ehrar El-Şam çetelerine katıldı. Yine Türkmen köylerine saldırdılar, Kürt köylerini boşalttılar.

Diğer taraftan ise El-Nusra ve Ehrar El-Şam çeteleri Efrîn’in Cindirês bölgesinden saldırmak isteyip YPG’yi farklı bir savaşa çekmeyi amaçladı. Ayrıca çeteler Halep’in Şêxmeqsud mahallesini kuşatmak için çabaladı/çabalıyor. Analistlere göre; bu uygulamalarla bölgedeki güçlerden tampon bölge oluşumuna kimsenin karşı çıkmaması isteniyor.

Planlar boşa çıktı

Tampon bölge için yapılan planlar suya düştü. YPG güçleri organize edilmiş bu oyunun içine girmeyerek mevcut pozisyonunu korumayı bildi. Hatta Halep ve Efrîn arasında yurttaşların yaşamsal ihtiyaçlarını  karşılamak için bir yolun açılması, çalışma imkanlarının bulunması öngörüldü.

Yaşanan gelişmelerden en önemlisi ise Rusya’nın bir kez daha Suriye’ye açıktan müdahalede bulunuşu. Rusya devlet yetkilileri açık bir biçimde Suriye rejimine yardım edeceklerini ve gerekirse bölgeye asker göndereceklerini açıkladı. Rusya ve Suriye Akdeniz’de askeri bir tatbikat planladı. Tüm bu gelişmeler üzerinden Amerika, Almanya ve diğer uluslararası güçler Beşar Esad’la görüşe bilecekleri mesajını açıkladılar.

Türk cumhurbaşkanı Erdoğan’da dün Rusya devlet başkanı Vladimir Putin’le görüşmesinin ardından şunları dedi: “Belki geçiş sürecinde Esed ile gidilebilir”

Tüm bu gelişmelere bakıldığında türk devletinin ‘tampon bölge’ hesaplarının suya düştüğü açık bir şekilde görülebiliyor. Ancak Kürtlere yönelik inkar ve imha siyasetinden vazgeçmemiştir. Şêxmeqsud mahallesine saldıran türk devletinin güdümündeki çete gruplarının konu ekseninde planlarının suya düştüğü söyleniyor.

Analistler, çetelerin bölgenin birçok yerinde olduğunu ancak Şiqeyif tarafından özellikle saldırdıklarını, Şêxmeqsud’u kuşatmak istediklerini belirtiyor. Şêxmeqsud bölgede Efrîn’e gidilecek tek yol.

(ad)

ANHA