İletişim | Hakkımızda
ANHA

Xelife: Peşmerge Güney-Irak arasındaki gizli anlaşma sonucu çekildi

MEDYA HENAN / YEHYA EL-HEBÎB

QAMIŞLO – Hukukçu Ebdilrehman Xelife, peşmergenin Kerkük’ten ve diğer bölgelerden çekilmesinin Güney Kürdistanlı yetkililerle Irak hükümeti arasında daha önce yapılan gizli bir anlaşmanın sonucu olduğunu belirtti.

Kürdistan Ulusal Kongresi Üyesi Hukukçu Ebdilrehman Xelife, Güney Kürdistan bölgesindeki son gelişmelere, özellikle peşmergenin Kerkük’ten çekilmesine ilişkin ANHA’ya konuştu.

 

* 16 Ekim’de Irak’ta askeri alanda yeni gelişmeler oldu ve peşmerge güçleri Kürdistan bölgesi kontrolündeki birçok noktadan çekildi, Haşdi Şabi güçleri peşmergenin çekildiği yerleri aldı. Kürdistan’da kaybedilen kazanımlar neler? Kürdistan bölgesindeki son olaylar Şengal, Efrin kuşatması, Türk ordusunun Medya Savunma Alanlarına saldırıları ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın sağlığına ilişkin yayılan haberlerle bağlantılı mıdır?

Kürdistan’ın ikinci defa parçalanması Lozan anlaşmasıyla gerçekleşti. (ilk parçalama 1514 yılında Safevi ve Osmanlı arasındaki Çaldıran savaşının ardından gerçekleşti. İkinci parçalanma 1923 yılında Lozan kongresinin ardından gerçekleşti ve Kürdistan Osmanlı devletine bağlı Türkiye, Suriye, Irak arasında paylaşıldı.)  Türk devletinin komplolar planladığı tespitini yapmamız gerekiyor. Sadece Kuzey Kürdistan’ı işgal etmiyor, tüm gücüyle her yerde Kürtlerle savaş yürütüyor. Kürdistan’ın tüm parçalarında gelişen devrimci mücadeleyi boşa çıkarmaya çalışıyor.

İşte Güney Kürdistan’da yaşanan gelişmeler de bu kirli komploların bir parçası, devamı niteliğindedir. İkinci faktör ise Kürt yetkililerin siyasi stratejiler geliştiremeyişidir. Güney Kürdistan’daki liderler de siyaset alanında yetersizdirler. Bir takım kirli ilişkilere bulaşmış durumdalar. Birçoğu yolsuzluklara bulaşmış durumda. Bu yönüyle bakıldığında Şengal’deki gelişmeler, Efrin kuşatması ve Kuzey Kürdistan’da yaşananlar bağlantılı olarak gelişen durumlardır. Çünkü Türkiye’nin tüm Kürdistan özgürlük hareketlerine bakış açısı hala aynı.

Diğer tarafta, peşmergelerin Güney Kürdistan bölgesinin yarısından daha büyük olan alanlardan çekilmesi, bölge açısından sadece bir dönemin kaybedilmesi değildir. Kürt kazanımlarının kaybedilmesidir ve bu kayıplar uzun da sürebilir. Ayrıca artık güney Kürdistan’ın mevcut yönetimine de güven kalmamıştır. Bu da Kürt halkının psikolojisini oldukça olumsuz etkilemektedir.

Bu bölgelerin Irak anayasasına göre tartışmalı bölgeler olarak adlandırıldığı doğrudur. Ama eğer Irak anayasasının 140.maddesinin gereği yerine getirilip, tüm Iraklılar tarafından bu madde onaylanırsa, konu daha da düğümlenmiş olacaktı. Ben şahsen bu bölgelerin Kürdistan bölgesine öyle kolay verileceğine inanmıyorum. Bilindiği gibi geçmiş yıllarda Irak’taki Kürtlerin tepkileri güçlü olmasına rağmen defalarca bu maddenin gereklerinin yerine getirilmesi engellenmişti. Şimdi ise inisiyatif federal hükümetin elinde. Peki bu durumda görüşmeler nasıl gerçekleşecek? Bu önemli bir husustur.

*Mesud Barzani son süreçte peşmergeye Kerkük’ten çekilme ve çatışmama talimatı verdiklerini itiraf etti. Barzani’nin bu kararı almasının sebebi sizce nedir? Bu kararın arkasında ne var?

Kürdistan bölgesi yetkililerinin açıklamaları çelişkili. YNK’nin Kerkük’te ihanet ettiğini söylüyorlar. Bir başka yerde kan dökülmemesi için peşmergenin geri çekilmesi talimatı verdiklerini söylüyorlar. Eğer Kerkük’te ihanet olduysa neden Barzani’nin elinde olan yüzlerce kilometre uzunluğundaki Şengal’den Xaneqin’e kadarki diğer bölgelerden geri çekildiler. Eğer Barzani peşmerge güçlerinin genel komutanı olarak geri çekilme talimatı verdiyse, ihanet bunun neresinde?

Bana göre geri çekilmenin sebebi eski rezilliklerini gizlemektir. Bağdat ile yapılan gizli anlaşmaya göre DAIŞ sonrası peşmerge güçleri 2014 öncesi konumlarına çekilecekler. Gerçekleşen de budur. Güney Kürdistanlı yetkililer geçmişte bu anlaşmayı gizleyip, inkar etseler de anlaşma Amerika’nın da hazır bulunmasıyla yapıldı.

*Kürdistan bölgesel hükümeti 2014’te bu bölgelerdeki petrolü alıyor ve federal hükümetin payını da vermiyordu. Federal hükümet de tüm Kürdistan bölgesinin payını genel Irak bütçesinden alıyordu. Kürdistan bölgesel hükümeti memurların maaşını ödemiyordu. Bu petroller nereye gidiyordu ve faydası kime oldu?

Bu soru, Iraklı Kürt ve Arap yurttaşların sorusudur. Kürdistan bölgesindeki kaynaklar, özellikle petrol kaynakları gizleniyor. Açıklık yok, iktidarda olan bazı kişiler dışında kimse kaynakların durumunu bilmiyor. Bu durum Kürdistan bölgesindeki siyasi partiler arasında anlaşmazlığa neden olduğu kadar, Kürtler arası iç ittifak ve birliği de olumsuz etkiledi. Merkezi hükümet de konuya ilişkin soruşturma yapmak istiyor. Ayrıca halkın da bazı soruları var ve bunlardan biri de Türk yetkililerle imzalanan 50 yıllık petrol anlaşmasının içeriğidir. Kaldı ki, ne merkezi hükümet ne de Kürdistan bölgesinden kimse bu anlaşmanın içeriğini bilmiyor. Bunlar da bölge ekonomisinin bağımsızlığı gerekçesiyle gerçekleşti.

*Irak hükümetinin Kürdistan bölgesindeki tüm gelirlere el koymasının ardından Neçirvan Barzani, tüm gelirleri bütçenin yüzde 17’lik payı karşılığında tüm gelirleri Irak hükümetine teslim edeceklerini açıkladı. Ancak Irak hükümeti bu oranın düşürülmesini tartışıyor. Bu durum bölgedeki ekonomik krize nasıl etki edecek?

Bu karar referandum sonrası Kürtlerin Irak’a karşı ortak tutumunun zayıflamasının sonuçlarından biridir. Iraklıların deyimiyle (Basra yıkımından) sonra teslim olmuşlardı. Kürdistan bölgesinin ekonomik krizle yüz yüze olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan Irak hükümeti 2014’te ekonomik özerklik döneminden beri memurların ödenmemiş maaşlarının ödeme sözünü yerine getirirse, memurların durumu iyileşecektir. Çünkü memurlar o tarihten beri maaşlarının çeyreğini dahi alamadılar.

*Kürdistan bölgesinde gerçekleşen referandumun sonuçları nelerdir? Bölgesel ve uluslararası güçlerin desteklemediği referandumun gerçekleştirilmesinin arkasında kimler var?

Referandum sonuçlarının Kürdistan için berbat sonuçlar doğurduğu herkesçe görüldü. Kürdistan topraklarının yüzde 51’i kaybedildi. Ayrıca Irak’taki Kürtleri hem ekonomik hem de psikolojik açıdan olumsuz etkiledi.

Referandumun gerçekleştirilmesinin arkasında ise, Kürt düşmanlarının, ki özellikle AKP ile bazı Kürt yetkililerinin inadı vardır. İki yıldır parlamentonun kapısına kilit vurulmuş durumda. Bu da oldukça olumsuz etkiledi. Bir hukukçu olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Eğer referandum parlamento kararıyla alınmış olsaydı, bunun için özel bir yasa çıkarılmış olsaydı dünya kesinlikle Kürtlerin arkasında durur ve desteğini öyle kolay çekmezdi. Parlamentonun kapatılması Kürtleri uluslararası alanda zayıf kıldı ve Kürt devletinin geleceğine olan inanç da kalmadı.

*Türkiye açıkça referanduma karşı çıktı ve İran ve Irak hükümeti ile bu çerçevede anlaştı, ancak Neçirvan Barzani’nin ve KDP’nin hala Türkiye’nin kucağına dönmek istediğini görüyoruz. Neçirvan Barzani ve KDP’nin bu tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz, bu neyi gösteriyor? Bu durum Kürtlere, özellikle Güney Kürdistan’daki Kürtlere hizmet eder mi?

Bazı konular çok net değil. Mesela Erdoğan referanduma açıkça karşı çıktı. Mesut Barzani ve Erdoğan arasındaki yakın ilişkiyi de gözettiğimizde, referandum gibi hassas ve önemli bir konunun da bu ikili arasında tartışılmış olduğu rahatlıkla görülebilir. Erdoğan’ın Barzani’nin bataklığa sürüklenmesine ve ABD ve Avrupa’nın şu anda gerçekleşmesini desteklemediği referandumda ısrar etmesine izin verdiğini düşünüyorum. Eski bir deyiş var; ‘kime faydası olduğunu söyle, kimin yaptığını söyleyeyim’. Kürtlerin zarar görmesinde, özellikle Kerkük’ün kaybedilmesinde en çok Türkiye’nin açgözlülüğü var. Türkiye’nin referandumun gerçekleşmesinin arkasında olduğu şüpheye yer bırakmıyor. Neçirvan Barzani, Türkiye ile ilişkilerin sürmesinde ısrarcı. Bu ilişkiler, artık geri dönülemeyecek aşamaya gelmiş ailesel ilişkilerdir. Bu ilişkilerin sonucunda da bu yenilgi ortaya çıktı.

*Mesud Barzani’nin iktidardan düşmesi ve hükümeti yeğeni Neçirvan Barzani’ye teslim etmesi bölge siyasetini nasıl etkiler?

Bölge başkanlık yetkilerinin paylaşılması ve en büyük payın da Neçirvan Barzani’nin verilmesi de yukarıda belirttiğimiz nedenlerden dolayı bölge siyasetinin özünü değiştiremeyecektir. Bölgedeki siyasi taraf ve partiler arasındaki ilişkilerde olumlu bazı etkiler yapabilir. Çünkü Neçirvan Barzani Mesud Barzani’den daha açık ve hatta daha realist görünüyor.

*Güney Kürdistan bölgesi halkı ve siyasetçilerinin bu krizden çıkılması için ne yapmaları gerekiyor? Kürt Ulusal Kongresi’nin dört parça Kürdistan’daki sorunların çözümü için önemi nedir?

Kürdistan bölgesi siyasetçileri ve karar sahiplerinin hata yaptıklarını itiraf etmeleri ve halktan özür dilemeleri gerekiyor. İktidarcı tutumdan vazgeçmeleri ve Kürdistan bölgesinin yönetimi için yurtseverlerin yolunu açmaları gerekiyor.

Bana göre Kürtlerin sürekli olarak bu tür kırılmalar yaşamaları, hatalarını itiraf edip özür dilememeleridir. Bu durum işte sonuçta böylesi bir yıkıma neden oldu. Kürt aydınları artık dönüp gerçekten yurtsever bir öncülüğü ortaya çıkarabilmelidirler. Bana göre Ulusal Kongre bunun için en iyi oluşumdur. Herkes ulusal kongre altında bir araya gelmelidir. Herkes bu kongrenin kararlarına göre hareket etmeli ve gereklerini yerine getirmelidir. Ancak ulusal kongreyle güney Kürdistan ve Kürdistan’ın diğer parçalarındaki sorunlar çözüme kavuşturulabilir.

ANHA